Deniz, kum, plaj…
İşi gücü, her şeyi bir kenara bırakıp, sere serpe şezlongda güneşlenmek.
Ailenizle, sevdiklerinizle, dost ve arkadaşlarınızla gönlünüze göre tatil yapmak.
Yemek içmek, fotoğraflar çekilmek...
İlk kez gördüğünüz mekânlara, tarihi yerlere heyecan ve şaşkınlıkla bakmak.
Miskin miskin yatıp, canınınız istediğini yapmak, bolca para harcamak...
Kısacası hak ettiğiniz, hayalini kurduğunuz kaliteli bir tatil yapmak.
Ne güzel olurdu değil mi?
Nasıl olmasın?
Yıl boyu çalışıp duruyoruz, o halde tatil yapmak en doğal hakkımız değil midir?
***
Biz çalışanlar, Haziran’ın ortalarında yıllık izin planları ve hesapları yapar, bütçemize en uygun tatil beldeleri arar dururuz.
Aklımızın bir köşesinde; şöyle 8-10 yıldızlı otellerde tatil hayali vardır.
Hay hay… Peki, nereye gidelim?
Önce bir Bodrum yapalım. Oradan Çeşme, oradan da Alaçatı Alanya gezeriz artık!
Ne dersiniz?
‘Ağam bizimle eylenii!’ dersiniz…
Ya müsaade ediniz de, bari hayalin iyisini kuralım.
Ama hayal işte, hayalden öteye geçmiyor.
Çalışan bir Adanalı tatil için nereye gider?
Karataş, Yumurtalık, Mersin…
Ee, buralar da çok pahalı!
Hesaplı bir tatil kişi başı kaç para farkında mısınız?
Ama tatil bu…
***
Diyelim ki bir mucize oldu ve tatile gittiniz.
Lakin tatilde öyle küçük hesaplar, tasarruflar falan olmaz. Çünkü senede birkaç günde olsa, ailenizle tatil keyfi yapıyor, elinizde avucunuzda ne varsa harcamak durumunda kalıyorsunuz.
4-5 günlük tatilin ‘Acı Reçetesi’, tatil dönüşü ortaya çıkıyor.
Kredi kartı, maaş kartı, açık hesap ne varsa elimizde patlıyor!
Tatilin faturasını taksitler halinde, faizlerle bir diğer tatil dönemine kadar ödemek zorunda kalıyoruz.
Ama yine de, “Olsun, canımız sağ olsun!” deyip, acımızı içimizde yaşıyoruz.
Bu söylediklerim, tatile borçla da olsa gitme imkânı bulan sayılı insanlar için geçerli.
Ya diğerleri?
Diğerleri derken; tıpkı ülke nüfusunun yüzde 90’nını kapsayan, geçim derdine düşmüş, karın tokluğuna çalışan, yatağa aç girenlerden bahsediyorum!
***
Zengin zaten zengin!
Bu şanslı şahısların tatille ilgili bir problemi yok.
Zenginler, cennet ülkemizin cennet köşelerini elini kolunu sallaya sallaya geziyor.
Çünkü her şeyin en güzeli, en iyisi onlara layık!
Ya biz çalışan garibanlar?
İşte orda duracak, acık düşünecek,
Gerçeklerle yüzleşeceğiz;
İşçisin sen işçi kal!