Robinson Crusoe romanını mutlaka okumuşsunuzdur... Okumayanlar Crusoe'u filmlerden, belgesellerden, hatta çizgi filmlerden bilir. Yani duymayan, bilmeyen yoktur.

Peki, Crusoe bir hayal kahramanı mı?

Romanda denize açıldıktan sonra teknesinin alabora olmasıyla ıssız bir adada mahsur kalan Robinson'un hikâyesi anlatılıyor. Batan gemideki erzakları ve eşyaları kullanarak yaşamını adada sürdüren Robinson, 23 yılın ardından adadaki yerlilerle karşılaşır ve oradaki esirlerden birine Cuma adını vererek onunla yoldaş olur.

Romanı okurken muhtemelen, “Bir insanın tek başına adada yaşaması mümkün müdür ki?” diye düşünmüşsünüzdür.

Sorunun cevabı; Evet, yaşayabilir!

***

Çünkü Robinson Crusoe, gerçek bir hikâyeden ilham alınarak kurgulanmış.

Gerçek hikâyenin başkahramanın adı ise Alexander Selkirk...

Selkirk, 1676 ile 1721 arasında yaşamış bir İskoç denizci. Onu diğer denizcilerden ayıran şey ise ıssız bir adada 4 sene tek başına yaşaması... 1704'te Şili'nin Valparaiso kentinin 640 km batısındaki ıssız bir takımadaya demirlenirken öfkeyle verdiği karar sonucu yaşananlar, bu ölümsüz eserin ortaya çıkmasına neden olur.

1695'te denizlere açılmaya başlayan Selkirk, korsan grubuna katılarak onlarla birlikte keşif gezilerine çıkmaya başladı. Ancak 1703 yılında gemilerinin 21 yaşındaki kaptanı Thomas Stradling'in kibirli tavırlarına dayanamayan ve geminin onarılmadan denize açılmaya uygun durumda olmadığını düşünen Selkirk, kaptandan kendisini Güney Amerika'nın batısındaki ıssız Juan Fernandez Adaları'nda bırakmasını istedi.

Selkirk'ün öfkeyle verdiği bu karar kaptan tarafından kabul edildi ve tüfek, balta, bıçak, tencere, İncil, uyku tulumu ile birkaç kıyafetle adaya bırakıldı. Selkirk kararından pişman oldu ve gemiye tekrar binmek istediyse de bu isteği kabul edilmedi. Adada tek başına yaşamaya başladığında 28 yaşında olan Selkirk, 1709 yılına kadar bu adada kaldı.

4 yıl 4 ay boyunca bir adada tek başına yaşayan Selkirk, adanın kıyı şeridinde uzun bir süre kaldı. Bu sırada bulabildiği tek şey olan ıstakozdan bol bol tüketti. Adanın iç kısımlarını keşfetmeye başladığında daha fazla yiyecek bulmaya başladı... Ancak tek sorun yiyecek değildi. Adadaki yabani hayvanlar da zaman zaman ona sorun yaşatabiliyordu. Özellikle geceleri farelerin saldırısına uğruyordu. Ancak giderek adanın tüm şartlarına uyum sağlamaya başlamıştı...

Yırtılan kıyafetlerini çiviyle dikiyor ve keçi derisinden kendisine yeni giysiler yapıyordu. Ayakkabı giymeye artık ihtiyacı yoktu çünkü nasırlı ayakları o kadar sertleşmişti ki, artık ayakkabı görevini görüyorlardı. Adaya hiçbir gemi gelmiyor değildi, ancak Selkirk gemiler demirlediğinde ormana saklanıyordu. Bunun sebebi İskoçyalı bir korsan olarak gelen İspanyol gemilerinin mürettebatı ile karşılaşırsa yaşayacaklarını bilmesiydi. Bir keresinde adada fark edilen Selkirk, mürettebat tarafından kovalanmıştı.

***

Adadan kurtarıldıktan sonra da denizlere açılmaya devam eden Selkirk, Afrika açıklarında hastalık kapmasının ardından hayata gözlerini yumdu. 4 sene boyunca doğayla tek başına mücadele eden Selkirk, Batı Afrika açıklarında Sarıhumma virüsünü kaptı ve bu tropikal hastalık ile savaşamadı. 13 Aralık 1721'de, henüz 45 yaşındayken hayata gözlerini yumdu.

Robinson Crusoe romanına ilham veren Alexander Selkirk’in gerçek hayat hikâyesi siz değerli okurlarımızla paylaştım. .

Bilmediğimiz kim bilir daha neler var!

Sağlıcakla kalın…