DANA gibi bakanı,
DANA gibi göreni,
DANA gibi süzeni,
DANA gibi davrananı,
DANA gibi takılanı iplemem...
Doyumsuzları sevmem,
Nankörlere güvenmem,
"Yetmiyor, yettiremiyorum... Çoruma çocuğuma ve dahi torunlarıma harçlık veremez durumdayım" diyeni ise hiç tınlamam.!
Şükretmeyi bileceğiz...
Bizleri her fırsatta kollayıp(!) kollayan(!) bizleri kendilerinden çok daha fazla düşünen(!) "önce onlar, sonra biz(!)" diyenlerin bu büyük(!) bu ulvî(!) bu yüce(!) bu koruyucu(!) bu kavrayıcı (!)bu kalburüstü (!) bu sahiplenici (!) bu unutulmaz (!) bu mümtaz (!) tutumlarını hiçe sayıp, "iktirip gitsinler" şeklindeki bir düşünceye hâkim olmak, onların bu eşsiz bakış açılarını(!) çok farklı, çok başka noktalara taşımak bizlere asla ve katta yakışmaz...
Baksanıza adamlar, bayramda kocaman üç bin lira verdi...
Daha ne versin?
Ya da daha ne olsun?
Al o kocaman üç bin lirayı, eşin, çocukların, sevdiklerin ve sevenlerinle birlikte doya doya harca...
"Nankörlüğün bu kadarına PES" denir ya hani;
Sizlerin yaptığı da budur yani...
Neymiş efendim, emekli maaşlarını neden vermemişler mişşş, neymiş efendim, üç bin bin lira ile koca bayram geçirilirmiy mişşş...
Geçin bunları, gerçeğe bakın, baktığınıza odaklanın, odaklandığınızla yetinin...
Kurban almayın ne olur? Kesmeseniz neyiniz eksilir?
"Daha önce kestiklerim, bu yıl kesemediğim kurbanın zekatı olur... Oradan yırtarım" diye düşünün, düşündüğünüzü, bunu düşünemeyen gafillere hatırlatın...
Olsun bitsin.!
Haaaaa "illaki kurban, illada kurban" inadını sürdürmeye devam eder, şükürsüz duruşunu sürdürürsen...
Sana ve senin gibi düşünen nankörlere(!) şu hatırlatmayı yapmayı görev sayarım...
Derim ki;
-Doyumsuzluğu bırak... Timsah gözyaşlarından da uzak dur... Yapacağın belli...
DANA diye bildiğimiz hayvanın dört ayağındaki tırnaklara bin 500 lira ver, al o tırnakları evinin girişine AS... Yada herhangi birinin kestiği KOÇ'un boynuzlarını bin liraya satın al, boynuzları evin "en baba" yerine ÇİVİLE...
Ne kaldı elinde?
Beş yüz lira degilmi...
Nerene yetmiyor...
Alacağını al, vereceğine ver...
Yinede bitiremezsin...
Hal ve ahval böyleyken;
Dondurması elinden alınan çocuklar gibi salya-sümük ağlamak neyin nesidir be arkadaş?
Hasıl-ı kelam;