Bir süre önce iktidar kamuda tasarruf tedbirleri adı altında bir takım kararlar aldığını duyurdu.
Bu kararlar büyük bir şaşaa ile açıklandığında kısa bir göz attım kararlara ve çok fazla üzerinde durmadım.
Peki, neden çok fazla üzerinde durmadım ve hatta o günden beri bu kararlar hakkında yazı yazmadım?
Bu sorunun cevaplarını şöyle sıralayabilirim:
1- Mevcut iktidar böyle kararları o kadar çok aldı ki hiç birisi uygulanmadı.
2- Alınan kararların göstermelik kararlar olduğu çok açık idi.
3- Esas tasarruf yapması gereken kamu harcamalarının hiç birisi bu kararların içerisinde hayret verecek bir şekilde yer almıyor.
4- 22 yıllık iktidar bugün kamuda tasarruftan bahsediyor ise bu çok acınacak durumda olduğumuzu, ülkemizin iyi yönetilmediğini göstermez mi?
Bu saydıklarım nedeni ile kamuda tasarruf kararları ile ilgili yazmayı düşünmemiştim.
Ancak, Almanya'da yapılan Avrupa Ayaktopu (Futbol) karşılaşmalarını izlemek üzere ülkelerin kaç kişi gönderdiği bilgisi Sanal Dünya (Sosyal Medya)'ya düşünce tasarruf konusunda yazma gereği duydum.
Sanal Dünya'da verilen bilgilerin doğruluğu elbette tartışılır. Ancak yapılan resmi açıklama bile iki yüz kişiye yakın insanın götürüldüğü yönündedir.
Peki, şaşırdık mı? Hayır!
Neden?
Çünkü kamuda tasarruf tedbirleri aslında ölü doğmuştu da onun için inandırıcılığı yoktu. Yukarıda maddeler halinde sıraladığım nedenler bu tedbirlerin anlamını ve uygulanabilirliğini baştan şüpheye düşürmüştü.
Büyük inşaat şirketlerine ödemelerde hiç bir değişiklik yok, ama emekliye zamda tedbir.
Suriyeli istilacılara yardımda hiç bir değişiklik yok, ama kutlamalarda tedbir.
Saray hayatında hiç bir değişiklik yok, ama personel alımında tedbir.
Bu tasarruf, sadece imkânı olmayanlar üzerinden mi yapılacak?
Bu tasarruf, açlığa mahkûm edilmiş emekli ve atama bekleyen personel için mi uygulanacak?
Böyle tasarruf tedbirlerinin toplumsal yaralar açabilecek sonuçlara varması ihtimali neden düşünülmez?
Bakın, aslında bu anlattıklarımdan şöyle bir sonuç çıkıyor:
Ülkemiz iyi yönetilmiyor. Ülke iyi yönetiliyor olsa idi, bu tedbirlere belediyeler dâhil toplumun her kesimi uymak zorunluluğu hissederdi.
Maalesef, yönetenin uygulamadığı kararlara yönetilenin uymasını beklemek mümkün olmuyor.