Çok ilginç bir durumu açıklamak gerekir.
Nedir o ilginç durum?
Cumhuriyet kurulduğundan beri bir efsane dolaştırılıyor. Camiler kapatıldı, hatta ahır yapıldı, Kur'an okumak yasaklandı ve dolayısıyla "Din elden gitti". Bu iftira ve yalan dolu efsaneyi, masalı ilgili ve bilgililer ne kadar anlatırsa anlatsın bu duruma inananların bir kısmı değişmedi, değişmedi. Şunu da söylemeliyim: belki bir kaç yerde bir takım işgüzarlar, gizli özelliği olanlar belki de bu masal ile ilgili gerçekten bir takım hatalar yapmış da olabilirler. Ancak, Cumhuriyeti kuran irade bu masal, bu yalanlar ile ilgili en ufak bir girişimde bulunmamıştır ve bulunmaz da. Neden bu kadar kesin söyleyebiliyorum? Yahu, Diyanet İşleri Başkanlığını kuran, Kur'an'ın o dönemin en iyi hocası olan Elmalılı Hamdi Yazır'a Tefsir ve Meal'ini yaptıran bir anlayış bu yalanlardaki işleri yapar mı, neden yapsın? Bu yaptıkları yetmemiş, 12 ciltlik Sahih-i Buharî'yi Türkçe'ye çevirtmiş insan bu yalanları, masalları yapar mı? Neden yapsın? Hem bu anlattığım, saydığım işleri yapacak, hem de bu yaptırdıklarını yasaklayacak, öyle mi? Peki neden kimden korkusundan bunu yapsın? Saltanatı, Halifeliği kaldıran bir güç, bir irade neden, kimden korkacak? O dönemin dünyasının en büyük güçlerine, galiplerine meydan okuyan irade ülke içinde kimden çekinerek böyle anlamsız, gereksiz, mantıksız ve akılsız ikiyüzlülüğü yapacak? Bu konuyu neden yazıyorum biliyor musunuz? Elbette çok önceleri de bunları yazdık, çizdik, söyledik ama bugün tekrar yazmamın çok önemli bir nedeni var. Nedir o? Cumhuriyeti kuranlar Din'i yasaklamadı ama bugün Türklük yasak. Vah, vah, vah. Önce dağlardan Ne Mutlu Türk'üm Diyene sözünü kaldırdılar. Sonra Andımız kaldırıldı. Güya yeniden getirilecekti ve bunu getirene kadar mücadele edilecekti, nedense(!) olmadı. Türklüğe sürekli olmadık hakaretler yapan soysuzlar oldu. Bunlara en ufak bir uyarı dahi verilmedi. Örneğin ne dendi? "İyi ki Türklükten kurtulduk", "Türk Milleti yoktur", "Bana Türklükle de gelmeyin", "Türk'üm demek bölücülüktür" vesaire, vesaire. Şimdi de Anayasa'dan Türk sözü nasıl kaldırılır aşamasına gelmiş bulunmaktayız. Şimdi soralım bakalım: Yalanlarla, iftiralarla yüz yıl önce din kaldırıldı masalına inananlar, bugün Türklüğün gerçekten kaldırılması gayretlerine ne diyorlar acaba? Bunun sonu nereye varacak dersiniz. Yüz yıl önce Kur'an yasaklandı, Camiler kapatıldı derken o günden beri herkesin dini vecibelerini yerine getirdiğini gördüğü halde iftira ve yalanlara devam edenler, bugün gerçekten Türklüğe hakaret edilmesine, Türklüğün yasaklanmasına neden sessizler? Elbette Din ve Türklük konusu birbirinin asla alternatifi değildir. Aslında tam tersi, birbirinin tamamlayıcısı olma zorunluluğu vardır. Ama burada vurgulamak istediğim işte Din ve Türklüğün birbirine karşıtmış gibi davranılmasıdır. Yalanlara inanıp yüz yıldan beri din elden gitti derken, Türklüğün gitmesi söz konusu olunca sessizlik. İşte bu olmaz, olmamalı, olamaz. Bu konuda son söz: Bu ülkede şartlar ne olursa olsun Türklük korunacaktır.