Cumartesi günü, Oğuz Boyları Derneği'nde Cumhuriyet Bayramımız ile ilgili bir konuşma yaptım. Bu konuşmada davetiye başlığının "Cumhuriyet" olmasını önerdim. Neden?
Çünkü bizde genel anlamda benim değerlendirmeme göre şöyle bir kanaat var: Aniden Cumhuriyet icat ettik ve aniden Saltanatı kaldırdık.
Öyle bir durum olabilir mi?
Cumhuriyet rejiminin dünyada tarihsel bir alt yapısı vardır. Afrika ülkelerini, Mu kıtasını, 13 ciltlik Tuva Ansiklopedisini inceleyen büyük dahi, büyük Başbuğ Mustafa Kemal ATATÜRK, Cumhuriyet gibi bir değişim konusunu inceleyip okumaz mı? Kaldı ki, 1200'den fazla tarih kitabı okuyan birisi olarak bu konuları da okuduğu kesindir.
Cumhuriyet rejiminin tarihsel gelişimi kısaca şöyledir.
Önce 16. Yüzyılın ortalarında İngiltere'de çıkan iç savaş vardır. Bu savaşta kralın yetkileri ilk defa kısıtlanmış ve meclisin yetkileri artmıştır. Kırk binden fazla insanın öldüğü, kral 1. Çarls'ın idam edildiği bu iç savaşta bir süreliğine Cumhuriyet kurulmuştur. Bu İngiliz iç işlerindeki olaylar, hem ABD kuruluşunda, hem de Fransız İhtilâli'nde etken olmuştur. ABD İnsan Hakları ve Bağımsızlık Bildirgesi yayınlamıştır, 1776 yılında. 1789 yılı 14 Temmuzunda Bastil Hapishanesi'nin basılması ile başlayan Fransız İhtilâli çok sayıda insanın ölümü, kral 16.Lui ve karısı Mari Antonet'in idamı ile devam etmiş ve Cumhuriyet kurulmuştur. Ancak 10 yıl sürmeden 1. Napolyon Bonapart imparatorluğunu ilan ederek Cumhuriyet rejimine son vermiştir. 1815, 1830 ve 1840 yıllarında hemen bütün Avrupa bu olayların etkileri ile yeni ve büyük gelişmelere sahne olmuştur. Fransa, bizim açtığımız Yeni Çağ'ı kapatıp Yakın Çağ'ı açmış olduğu ve Avrupa'yı kökten sarsan İhtilâl ile kurduğu Cumhuriyet'i uzun süreli koruyamamış ve bugün 5. Cumhuriyet ile yönetilmektedir.
Cumhuriyet rejiminin Avrupa’daki gelişimi böyle iken, bizde 1 Kasım 1922'de Saltanat kaldırılmış, Lozan imzalanmış, Milli Mücadele'de önde olan kadrolar arasında bir takım pek açığa çıkmayan biçimde sıkıntılar olmuş ve bütün bu çok sıkıntılı aşamalar aşılmış ve 29 Ekim 1923 günü akşam Cumhuriyet ilan edilmiştir. 29 Ekim akşamı demek aslında 30 Ekim günü hazırlığı demek değil mi? 30 Ekim, 1918 yılında Mondros'un imzası günüdür ve Cumhuriyet de yaklaşık 4 yıl sonra aynı günde o çöküşün diriliş karşılığı değil midir?
İngiltere'de sembolik varlığını birçok sömürge ülkelerde devam ettirmek için korunan monarşik kalıntılar, Çin dâhil hiç bir büyük ülkede varlığını sürdürememiştir. Yani, monarşi, bütün dünyada büyük oranda tarihe gömülmüştür.
Bu anlatımdan ne çıkaralım?
1- 101. Yılını kutladığımız Cumhuriyetimizin mutlaka kıymetini bilmeliyiz.
2- İç Savaş ile kan dökülmeden Cumhuriyetimizin kurulmuş olmasından Türk Milleti olarak mutlu ve gururlu olmalıyız.
3- Önceki rejimimiz olan Monarşik idarenin temsilcilerinin burunlarının bile kanamamış olmasından övünmeliyiz.
4- Bizim kurduğumuz Cumhuriyet ve onu sağlayan Milli Mücadele, dünyada ezilen ülke ve milletlere örnek olmuştur.
5- Bütün bunları yapan kadrolarımıza ve o kadroların lideri Büyük Başbuğ Mustafa Kemal ATATÜRK gibi bir dahi ve son iki yüzyılın en büyük devlet adamına saygı, sevgi ve minnetlerimizi unutmamalı ve unutturmamalıyız.
Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun.