Naziler, diğerlerine oranla daha sağlıklı olan mahkûmları seçerek yola koyuldu. Daha güçsüz, daha zayıf olanlar ise geride bırakıldı, öldürüldü. Esirler, hiddetli soğukta dinlenmeden aç ve susuz bir şekilde Vatsizlav şehrine yürütüldü. 50 Km. fiziksel ve mental açıdan zayıf düşmüş esirler için uzun mesafeydi. Yolda yorulup düşen olursa Naziler tarafından öldürülüyordu. Bu yüzden götürülen Yahudilerin 1/5’i henüz yoldayken hayatını kaybetti. Geri kalanlarsa Vatsizlav şehrinden yük trenlerine bindirilerek başka kamplara götürüldü. \n\n***\n“GÖZLERİNDEKİ ÇİLEYİ UNUTAMIYORUM”\nAuschwitz’te kalan Alman gardiyanlar ve subaylar kampı yakıp yıkarak kanıtları örtbas etmeye devam etti ve 21 Ocak’a kadar birçok Nazi subayı burdan temelli bir şekilde ayrıldı. Auschwitz’te geriye 7 bin kadar mahkûm kalmıştı ve nerdeyse tamamının sağlığı rezalet durumdaydı. Kimisi saklandığı için Naziler tarafından bulunamamıştı ve bu sayede canlarını kurtarmışlardı. Kimi mahkûmlar içinse Naziler uğraşma niyetine bile girmemişti. Koşullar dehşet vericiydi. Yiyecek yoktu, yakıt yoktu, su yoktu… Sonrasında bazı mahkûmlar Nazilerin yok etmeye başaramadığı yerler arasında toplandılar. Bu arada Sovyet askerleri ilerlemeye devam ediyordu. Böyle bir kampın var olduğu hakkında hiçbir fikirleri yoktu ve az sonra insanlığın en büyük utançlarından biriyle yüzleşeceklerdi. Bir grup asker izci etrafı tararken korkunç bir şey bulduklarını anladı. Auschwitz’i oluşturulan kamplar ilk başta sessiz ve terk edilmiş gibi görünse de, askerler kısa süre sonra onların insanlarla dolu olduğunu anladı. İzcilerin içinde olan Sovyet asker Ivan Fedyuninsky, o anı söyle anlattı; “Biz hiçbir şey bilmiyorduk, sonra dikenli tellerin arkasında mahkûmlar gördük. Yüzlerini, özellikle gözlerindeki çileyi unutamıyorum.”\n

“NASIL HAYATTA KALDIKLARINI HAYAL DAHİ EDEMİYORUM!”

İzciler hemen komutanlarına durumu bildirdi, askerler de orada gördükleri karşısında şok oldular. İçeri girdiklerinde karşılaştıkları manzara belki de birçoğunda travma oldu. \nGördükleri şey şunlardı; bir zamanlar insan vücudu olan kül yığınları! Dışkı dolu kışlalarda yaşayan insanlar… Sovyetlerden Binbaşı Şapuro, bu anı tarihe not olarak düşenlerden biriydi. \nŞöyle dedi; “Kampa girdik, çizgili giysiler içinde dikilen insanlar gördük. İnsan gibi görünmüyorlardı, korkunç görünüyorlardı! Sadece kemik, sadece iskelet! Onlara; Rus ordusunun onları özgürlüğüne kavuştuğunu söylediğimizde tepki dahi vermediler. Çünkü kafalarını çevirip konuşacak durumda dahi değillerdi. Ayakkabıları ya da botları yoktu, ayakları eski kumaşlara sarılmıştı. Ocak ayı idi ve kar yağıyordu. Nasıl hayatta kaldıklarını hayal dahi edemiyorum. Yaklaştığım ilk barakaların üzerinde buranın kadınlar için olduğu yazıyordu. İçeri girdik ve korkunç bir manzarayla karşılaştık. Çıplak, cansız bedenler girişte yatıyorlardı. Giysileri hala hayatta olanlar tarafından çıkarılmıştı. Etrafta kan ve insan dışkısı vardı. Öyle bir koku vardı ki, orada 5 dakika bile durmanız mümkün değildi.\n\n“BİZİ KURTARAN ASKERLERİN SAYGISINI HATIRLIYORUM…”\nAskerlerim dayanamadı ve bana gitmemiz için yalvardılar. Son barakada sadece iki çocuk hayattaydı. Bizi görünce bağırmaya başladılar, “Biz Yahudi değiliz…” böyle diyorlardı. Çünkü onları alıp gaz odasına götüreceğimizi düşünüyorlardı. Sağlık görevlilerimiz onları yıkamak ve beslemek için barakalardan çıkardı. Hemen mutfakları açtık ve hafif yiyecekler pişirmeye başladık. Ama yemeği yiyen bazı insanlar öldü. Çünkü mideleri normal bir şekilde çalışmıyordu. Hepimiz çok öfkeliydik. Nazilere duyulan öfke muazzamdı ve askerler tüm Nazileri öldürmek istiyordu. O sırada 10 yaşında bir esir olan Eva Mazuskor, küçük bedeniyle birçok deneyde kobay olarak kullanılmıştı. O anı şöyle anlattı; “Bizi kurtaran askerlerin saygısını hatırlıyorum… O an anladım ki biz sadece yemek açlığı değil, iyiliğe de aç bırakılmıştık.” \n\n5 YILLIK CEHENNEMDEN SONRA…\nEsirler Sovyet askerlerinin tamamen yardım amaçlı orada olduklarını anladığında çok mutlu oldular. Koşarak Sovyet askerlerine gittiler. Dizlerinin üzerine çöktüler, askerlerin paltolarının kanatlarını öptüler ve sımsıkı sarıldılar. Ve ardından bölgede bir seferberlik ilan edildi. Askerler sahada hastane kurmaya başladı, kasaba halkı da yardımcı olmak için gönüllü oldu. Polonyalı Kızılhaç işçileri ölenleri gömme ve yaşayanları tedavi etmek için çalıştı. 5 yıllık cehennemden sonra Auschwitz sonunda özgürlüğüne kavuşmuştu. \n\nKAYNAK: www.instagram.com/bilgiotagiyoutube\n