Bu konu dışında hiç bir konu yazmak gelmiyor içimden. Aslında yazacak başka konular da var ama dönüp dolaşıp aynı konuya geliyoruz. Buradan çıkış yok. Çünkü bu konu Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin gerçek beka sorunudur. Galiba hangi konu olduğu anlaşıldı. Pkk terör örgütünün sözde silah bırakması. İş nasıl başladı? Şartsız silah bırakacaklardı. Sözde kongre yapacaklar ve şartsız bir biçimde silah bırakacaklardı, arkasından doğal olarak da teslim olacaklardı. Böyle olmayacağını Türk Milleti'nin büyük bir kesimi biliyordu aslında. Ama nedense(!) böyle bir girişimde bulunuldu. Galiba bulunmak zorunda(!) kaldılar. Ayrıca uzun zamandan beri uygulanan Toplum Mühendisliği kuralları ile yürütülen Algı Yönetimi'ne güveniliyordu. Bir de "barış" gibi bir sihirli kelime vardı ya, yetmez mi? Bu biçimde çıkılan yolda büyük engeller çıktı, çıkmaya devam ediyor. Terör örgütü, bırakın şartsız teslim olmayı, en ağır şartlarla karşımıza çıktı ve daha da ilginci, dağdaki teröristlerin ovadaki destekçileri coştukça coşmuş bir havaya girdiler. Öyle ki; şartsız teslim olacaklar diye çıkılan yolda konuşmaları duydukça, yapılanları gördükçe Türk Milleti'ni ve Türk Devleti'ni şartsız teslim almak istedikleri düşüncesi oluşuyor neredeyse. Pkk terör örgütü, kendi tabanım dediği yerlerde bile binlerce korucu karşısında tutunamamış, oralarda tam başarılı olamamışken bugün gelinen noktada bu konuşmalar, bu yapılanlar neden oluyor acaba? Terör örgütü ve destekçileri hangi güce sığınıyorlar acaba?
Şartsız teslim öyle mi? Barış öyle mi? Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kuruluş ilke ve felsefesinin tümden değişmesini isteyen bir şartsızlık nasıl olabiliyor? Öyle sözler duyuyoruz ki, kırk yıldan fazladır terörle mücadele eden ve Şehit-Gazi olan Türk Silahlı Kuvvetleri, Türk Polis Teşkilâtı mensuplarını yargılatmak şartı mı eksik kaldı diye düşünüyor insan. Daha ne şart ileri sürecekler? Şartsız öyle mi? Silahlar nerede? Teröristler nerede? Bu işler ne olacak? Bunlar değil, Meclis'te hangi değişiklik yapılacak bunlar konuşuluyor. Aslında barışa darbe vurulup, tarihi hatalar yapılıyor. Sadece Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği Genel Başkanı'nın basın açıklamasını dinleyen, yapılan ve yapılacak olan işlerin çok ciddi sıkıntılara neden olacağını görür ve anlar.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, kuruluş ilke ve felsefesini tartışmaya açtırırsa bundan kimse yarar görmez, göremez. Birileri barış gibi bir sihirli kelimenin arkasına sığınabilir, ama bu kelime devletin omurgasını bozmazsa işe yarar. Aksi takdirde sihir bozulur.