11 Kasım'da (2025) Irak'ta seçimler oldu. Irak seçimleri olunca elbette dikkatle takip etmeliyiz. Çünkü Irak Türkmenleri tartışmasız, tereddütsüz ilgi alanımıza giren bir konudur. Irak'ta Saddam'ın planlı bir biçimde gitmesinden sonra oluşan yapılanmada çok ilginçtir ki Türkmenlere gereken ağırlık verilmemiştir. Hatta abd, peşmergelerle birlik olup büyük katliamlar yapmışlardır. Özellikle tamamen Türkmen şehri olan Telafer'de kaç kez katliam yapmışlardır. Irak'ın o bölünme döneminde abd'lilerin peşmergelerle birlikte Kerkük'te yaptıkları ilk iş tapu kayıtlarını yok etmek olmuştur. O dönemden beri Kerkük ve Musul üzerinde büyük oyunlar oynanmaktadır. Tıpkı Suriye'de olduğu gibi Irak'ta da Türkmen yok sayılmak istenmektedir. 11 Kasım seçimlerinde de Kerkük nüfus ve dolayısıyla seçmen yapısını değiştirmek için Kerkük'e dışarıdan çok sayıda insan taşınmıştır. Buna rağmen kyb, kayba uğramıştır. Kerkük, Musul ve diğer Türk şehirleri Türklük özelliklerini neye mal olursa olsun korumalıdırlar ve koruyacaklardır. Türk Dünyası, başta Doğu Türkistan olmak üzere Irak ve Suriye gibi Türklerin zorda olduğu coğrafyalarda mutlaka Türk varlığının korunması ve rahatlığı için gayret göstermelidir. Çünkü Kerkük'te sıkıntı vardır. Kerkük'te Türkmen varlığına açıktan saldırı vardır. Irak Devleti Kerkük'te olabilecek kötü olaylara meydan vermeden gerekli adımları hakkaniyet ölçülerinde atmalıdır. Kerkük, tartışmasız Türk şehridir. Irak ve Suriye Türkmenlerine, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin tarihsel bir borcu vardır. Neden mi? Irak ve Suriye Türkmenleri'nin yaşadıkları coğrafya, aslında planı Mustafa Kemal ATATÜRK tarafından yapılan ve 28 Ocak 1920 tarihinde Osmanlı Devleti'mizin son Meclis-i Mebusan'ında dünyaya duyurulan Misak-ı Milli kararlarında Türk toprağı olarak vurgulanmıştır. Lozan'da verilen büyük uğraşlara rağmen başka dengeler nedeni ile adı geçen coğrafya Misak-ı Milli'den çıkarılmak zorunda kalınmıştır. Aslında dengelerin zorlaması nedeni ile çıkarılan bu coğrafya parçaları, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin sürekli gözetim ve takibi altında olmalıdır. Bu nedenle Irak ve Suriye Türkmenleri konusu kendi haline bırakılamaz ve bırakılmamalıdır. Elbette biliyoruz, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Türk Milli ve Tekil(Üniter) yapısını değiştirme ve bozma oyunları, gayretleri var. Ama bu gayretler yeni değil. Türk Milli Devleti kurulduğundan beri bu oyun hep var oldu. Peki içeriden ve dışarıdan oynanan bu oyunlar bugüne kadar başarılı olabildi mi? Hayır! Bu nedenle ülkemizin kendi içinde yaşadığı ağır sıkıntılara rağmen dünyadaki bütün Türk coğrafyasına ve de özellikle doğrudan kendi varlığı nedeniyle borçlu olduğu Irak ve Suriye coğrafyasına mutlaka sahip çıkmalıdır. Nasıl ki 1974 yılında Kıbrıs Türklerini Rum eoka'cılarının katliamlarından kurtarıp bu yıl 42. Kuruluş yılı kutlanan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin kurulmasını sağladı ise bu gayreti şartlara uygun olarak her Türk coğrafyası için de yapmalıdır.
Ne Mutlu Türk'üm Diyene.