Türkiye'nin yaklaşık 3 milyona dayanan nüfusuyla en kalabalık şehirlerinden olan Adana, her geçen gün büyüyen bir sorunla mücadele ediyor. Yıllardır çözülemeyen sorunun adı; Trafik çilesi... Köstebek yuvasına dönmüş sokak ve daracık caddelerde araçların yarattığı izdiham, yaya ve sürücüleri çileden çıkarıyor. Erken saatler yollara düşen, toplu taşıma bekleyen ya da kendi aracıyla ilerlemeye çalışan vatandaşlar için Adana trafiği, günlük hayatın en büyük engeli haline gelmiş durumda.

1 milyonun üzerinde trafiğe kayıtlı aracın olduğu Adana’da, kent dışından gelen araçlarla bu sayı doğal olarak artıyor. Yolların kapasitesi hızla aşılıyor ve şehir merkezindeki kilitlenmeler de kaçınılmaz oluyor. Bu yoğunluk, sadece zaman kaybı değil, aynı zamanda psikolojik bir baskı yaratıyor.

***

İşe, okula geç kalma sendromu, öğrenci ve çalışanların tüm gününe olumsuz yansıyor. Özellikle çalışanlar zamanında işe varmak için her ne kadar erken yola çıksa da, bazen bu basit çözüm garantili olmuyor. Trafikteki yoğunluk, kaza ya da toplu taşıma aksaklıkları nedeniyle ne kadar erken çıkılırsa çıkılsın, işe geç kalma riski her zaman mevcut.

İşe geç kalmanın olumsuz yansımaları bazen ağır oluyor. 5-10 dakikalık gecikmeler küçük bir alınganlıkla atlatılabilirken, bu sürenin 15-20 dakikaya çıkması uyarıları beraberinde getiriyor. Ancak yarım saati aşan gecikmeler, iş yeri yetkilisi tarafından genellikle sert bir dille karşılanıyor. Burnundan konuşmaya başlayan yetkili, hızını alamıyor ve "Yarın da geç kalırsan, zahmet edip işe gelme!" gibi uyarılarla mesai boyunca süren bir moral bozukluğuna yol açıyor.

Adana trafiğinin neden kilitlendiği, yolda yaşanan bir kaza ya da toplu taşıma aksaklığı gibi sebepler, çoğu zaman işletme sorumluları tarafından bir gerekçe olarak kabul edilmiyor. Çalışanlar, yaşadıkları zorluğu anlatana kadar, çoktan iş işten geçmiş oluyor ve günleri stresli bir uyarıyla tamamlanıyor.

Bu durum, çalışanların ertesi gün aynı senaryoyu yaşamamak adına daha da erken yola koyulmasına, ancak trafik gerçeği karşısında çaresiz kalmasına neden oluyor. Yani ne yaparsanız yapınız, dış etkenlerin önüne geçemiyorsunuz!

***

Bu basit örnek bile, Adana trafiğinin sadece bir ulaşım meselesi değil, aynı zamanda sosyal ve ekonomik bir sorun oluğunun kanıtı değil midir? Sonuç olarak, Adana'nın artan nüfusu ve araç yoğunluğu göz önüne alındığında, mevcut altyapı bu yükü kaldırmıyor. Şehir planlamacılarının ve yerel yönetimlerin yeni ve alternatif güzergâhlar oluşturarak acil ve kalıcı çözümler üretmesi gerekmekte.

Peki, bu önemli konuyla alakalı kent kurmaylarının, ilgili birim ve kişilerin yapmış olduğu toplantılar, çalıştaylar neden yapılıyor?

Bunca zahmete ne gerek var?

Nasıl olsa çözüm önerileri lafta kalacak ve her geçen gün artan trafik kaosuyla yaşamaya devam edeceğiz!