Güç, ahlaktan ve vicdandan koptuğu an… İnsanlık tarihinin resmi kayıtları zaferleri yazsa da, sokak aralarında fısıldanan söylentiler çok daha karanlık bir tablo çizer. Bazı iddialar vardır ki, doğrulanmamış bile olsalar bugünkü neşemizin ve çocukluk anılarımızın üzerine simsiyah bir gölge gibi çöker.
İşte yıllardır internetin karanlık köşelerinde, eski fabrika arşivlerinde ve yetimhane dedikodularında dolaşan; sevimli bir ekran figürünün ardına gizlendiği öne sürülen tüyler ürpertici bir "zengin kulübü" efsanesi…
***
Söylentilere göre her şey 1899 kışında, Pennsylvania’nın sisli Appalachian Dağları’nda başladı. Ağır ahşap kapıların ardında, dönemin adı sanı gizli tutulan maden sahiplerinin ve sermayecilerinin toplandığı iddia edilir. Belli bir elit grubun, dondurucu kış gecelerinde "sıra dışı bir av partisi" düzenlediği kulaktan kulağa yayılır.
İddianın en tüyler ürpertici kısmı ise avlanan şeyle ilgilidir:
Yetimhanelerin kuytu köşelerinden kimsenin arayıp sormayacağı çocukların seçildiği,
Bu çocuklara ketenden yapılmış, uzun kulaklı derme çatma giysiler giydirildiği,
Daracık şapkalar yüzünden çocukların yönlerini bile bulamadıkları söylenir.
Yerel halk arasında kulaktan kulağa anlatılan hikâyede, bu çocukların arasında ön dişlerinin yapısı nedeniyle "Bunny" lakabıyla anılan Thomas adında küçük bir yetimin de olduğu ileri sürülür. Oyunun acımasızlığını artırmak isteyen elitlerin, küçük çocuğun dişlerinin arasına bir havuç sıkıştırdığı fısıltıları nesilden nesile aktarılmıştır.
Söylentiye göre; dondurucu soğukta serbest bırakılan çocukların arkasından av köpekleri salınmış, zenginlerin kahkahaları dağlarda yankılanmıştır. Gün ağardığında ise işçilerin sığ bir çukurda bir çocuk bedeni bulduğu ve dişlerinin arasında donmuş bir havuç parçasının kaldığı iddia edilir.
***
Bugün tarihçiler ve araştırmacılar bu anlatıyı tamamen mesnetsiz bir kurgu ve şehir efsanesi olarak nitelendiriyor. Ne 1899 yılına ait resmi bir polis kaydı, ne de bu tür bir av partisini doğrulayacak kanıt mevcut.
Ancak komplo teorisyenleri ve kulaktan kulağa anlatılan hikâyelere inananlar, 1930'larda çizgi film sektörünün yükselişiyle birlikte bu hikâyenin stüdyo senaristlerinin kulağına çalındığını ve "Naber cınım?" repliğiyle bildiğimiz sevimli tavşanın arkasında bu karanlık söylentinin yattığını iddia etmeye devam ediyor.
Gerçek ya da kurgu; bu acımasız fısıltı bize tek bir şeyi hatırlatıyor: Ahlaktan kopan gücün maskesi ne kadar sevimli olursa olsun, altındaki karanlık insanlığın en büyük korkusu olmaya devam ediyor.