Ülkenin milli ve tekil(üniter) yapısını bozma işi öyle anlaşılıyorki ertelenmiş. Ne zamana kadar? Eylül ayına kadar. Gerekçe nedir? Af konusundan yararlanma ile ilgili tereddütler varmış. Şimdilik öyle olsun. Bekleyelim, görelim. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin milli ve tekil (üniter) yapısının bozulmaması adına mücadele etmenin gerekliliğini hiç bir biçimde aklımızdan çıkarmayacağız.

Bugün 29 Mayıs İstanbul'un fethi için yazmak gerektiğini düşünüyorum. Biz Türkler, İstanbul'u 29 Mayıs 1453 tarihinde dünya tarihinin en büyüklerinden olan Fatih Sultan Mehmet(2.Mehmet) tarafından fethettiğimiz ile haklı olarak gurur duyarız. Dünya tarihinde çağ kapatıp çağ açtıran bu fetih olayından hangi millet olsa gurur duyar elbette. İstanbul'un fethi ile ilgili konu gündeme geldiğinde bir yaşanmışlığı daha ortaya koymak gerekir. Nedir o? Yine dünya tarihinin akışını değiştiren bir Türk lideri; Atilla! İstanbul'u fethettiğimiz 1453 yılından 1000(bin) yıl önce Avrupa'lıların Tanrının Kılıcı dediği bu büyük başbuğ Roma'dan sonra İstanbul kapılarına dayandı. O zamanki Doğu Roma İmparatoru 2.Teodosius, şehri yağmalatmama arzusu ile Atilla'ya bağlılığını ve ne isterse yapacağını bildirdi. Atilla şu haberi gönderdi. "İkimizde soylu aileye mensubuz. Ama ben babam Munçuk'un asaletini devam ettirirken, sen ise benim haraçgüzarım oldun." Yani diyor ki; bana haraç vereceksin. Hem Atilla'nın, hem de Fatih Sultan Mehmet'in Türk ve dünya tarihine altın harflerle kazıdıkları İstanbul'un Türklere geçişi konusu, 1918 yılının 13 Kasım'ında galip devletlerin işgali ile son bulmak üzereydi. İstanbul'da bulunan Padişah-Halife ve ona bağlı hükümet, işgal güçlerine teslim olmuştu. Ama, Atilla ve Fatih'in yaptıklarını devam ettirmeye kararlı bir büyük başbuğ ortaya çıktı ve İstanbul'u kurtardı. Türk Milleti'nin o yeni büyük başbuğu kimdi? Mustafa Kemal ATATÜRK.

29 Mayıs günü bunları yazmak ve anlatmak için vesile olmuştur. Bu büyük başbuğların ve onların yanında olup emeği geçen bütün geçmişlerimizin ruhu şad olsun.