TARİHİ ESERLER…

500 yıl önce Budapeşte’de ölen birisi yeniden dirilse, Budapeşte’de kaybolmaz. Çünkü eserler korunmuş ve restore edilmiştir. Bu durum Avrupa’nın birçok ülkesinde geçerlidir. Ancak Türkiye’de ise işler bunun tam tersinde. Binaların restore edilmesine ve kutu gibi yükselen binaları bir kenara bırakarak, başka bir konuya değinmek istiyorum. Türkiye’de bulunan ve tarihi eser olarak nitelendirilen birçok yapı tarumar olmuş durumda. Türkiye’de kendi şehrinizde, size çok yakın bir yerde kaderine terk edilmiş bir kale bulmanız son derece doğal. Yıkılmış tarihi eser köprüler, kaleler, surlar ve niceleri birçoğu boş verilmiş durumda. Küçük bir araştırmayla bunun örneklerini rahatlıkla bulabilirsiniz. En büyük hatalarımızdan biri bu tarihi eserlere sahip çıkmamaktır.

SÜVEYŞ KANALI…

Osmanlı İmparatorluğu Süveyş Kanalı’nı açabilseydi, İpek ve Baharat Yolu’na ulaşan yol deniz üzerinden Portekiz ve İspanyollara değil halen Osmanlılara ait olacaktı. Deniz ticaretinde hâkim olmazsa bile kanaldan ettiği gelirlerle İpek ve Baharat Yolları’ndan uğradığı gelir kaybını tolere edecek ve böylece Osmanlı’nın çöküşü birkaç yüzyıl daha gecikecekti. Altın çağındaki bilim ilerlemesine devam edecek, Avrupa Rönesans’ına ve peşinden gelen sanayi devrimine ayak uydurabilecekti.

TÜRKLER’İN KENDİ ARASINDA YAPTIĞI SAVAŞLAR…

Ankara Savaşı, Kunduzca Muharebesi gibi birçok savaş, Türklerin birbirleriyle savaştığı savaşların sonucu ne olursa olsun, kötü etkilenen yalnızca Türk Milleti olmuştur. Bu savaşlar çevre ülkelerin gücünü arttırmıştır ve bunlar iki ülkeye değil, başka devletlere yaramıştır.

***

Gerek dünya tarihinde, gerekse Türk tarihinde insanoğlu öyle hatalara imza atmış ki, yapılan bazı hataların bedelini maalesef çok ağır olmuştur. Gereksiz yere çıkan savaşlar, yıkılan devletler, devrilen sultanlar-krallar ve bunun gibi birçok kötü örnek.

Günümüze geldiğimizde ise, yani 21. yüzyılda hiç mi hata olmuyor? Elbette oluyor ve bunun da bedelini maalesef gelecek nesil kat be kat çekecek. Bu hataların başında ise ekolojik sistemle oynayan, önündeki 30-40 hatta 50 yılını düşünmeden doğa katliamı yapan kişiler yok mu? Yetkililerin, kendilerine yetkili sıfatı verenlerin ‘Rant’ uğruna umarsızca, düşünmeden yapılan doğa katliamlarından bahsediyorum. Küçük bir depremde bile çürük binalar yüzünden onca insanın hayatını ellerinden alanlara, çocukları yetim ve öksüz bırakanlara ne demeli?

Dere kenarlarına ev yapanlar, imar rantı yapanlar, binlerce dönüm ormanları yakanlar ve buna göz yumanlar… Sizlere sesleniyorum; Hiç mi vicdanınız sızlamıyor! Sular altında kalan evlerin enkazında kalan veya deprem sonrasında moloz yığınına dönmüş binaların altında kalan cansız bedenleri gördüğünüzde nasıl huzur içinde uyuyabiliyorsunuz? Neden bunların hesabı sorulmuyor? Kim bunların hesabını verecek? Tabii ki kimse!

Yaşanmış bunca acı, çekilen onca çile sizce de tarihe ve kayıtlara geçen büyük hatalar değil mi? Bundan belki de 100-150 yıl sonra şu an insanoğlunun yapmış olduğu hatalar tarih kitaplarında o acı tablodaki yerini almayacak mı? Yazımın da başında dediğim gibi; Hatalara kızmak yerine, bu hatalardan ders çıkarmak büyük bir erdemliktir. Anlayana…

KAYNAK: www.instagram.com/bilgiotagiyoutube