Bu yılki Kara Harp Okulu Mezuniyet Töreni'nde yaşananları hep biliyoruz. Dönem Birincisi Ebru Eroğlu ile beraber diğer dört Teğmen'in 16 Ocak'ta yapılan yargılamada söylediklerinin özetini aktarıyorum.

Teğmen Ebru Eroğlu: Törenden sonra toplanan silah arkadaşlarının tamamı gibi Mustafa Kemal'in askeri olmakla gurur duyduğunu, zira Mustafa Kemal'in önce sıra arkadaşı sonra da silah arkadaşı olduklarını, içindeki Harbiyeli ruhunun ölmez olduğunu, omuzundan rütbeleri alınacak olsa bile bu ruhun yüreğinde yaşayacağını, Harbiyeli brövesinin büyük bir onur olarak kendisine kalacağını söylemiştir.

Teğmen Talip İzzet Akarsu: Her daim Ulu Önder Atatürk'ün izinde ve O'nun 'bir ordunun kıymeti, zabit ve kumandan heyetinin kıymeti ile ölçülür' sözünden feyz alarak vatana ve millete layık bir subay olmak için çalıştığını, Türk istikbalinin evlâdı olarak şerefle doğduklarını, şerefle yaşadıklarını ve şerefle öleceklerini söylemiştir.

Teğmen Batuhan Gazi Kılıç: Türk Silahlı Kuvvetlerine sadakatle bağlı Atatürkçü şerefli Türk subayları olduklarını, suç işlemediklerini ancak vatana hizmet etmek için üniformanın şart olmadığını, haklarında verilecek karar ne olursa olsun vatana hizmet etmekten asla vazgeçmeyeceklerinden hiç kimsenin şüphe etmemesini ifade etmiştir.

Teğmen Deniz Demirtaş: Türk Milleti'ne, Türk Silahlı Kuvvetlerine ve Cumhuriyet'e layık bir subay olmaktan başka bir gaye gütmediğini, yaşadıklarının tarihte vatan uğrunda bedel ödeyen komutanların yaşadıkları yanında önemsiz ve kişilerin gelip geçici, baki kalacak olanın Atatürkçülük olduğunu belirtmiştir.

Teğmen Serhat Gündar: Harp Okulu'na girerken gelecek kaygısı ile bu yola girmediklerini, 'bir ordunun kıymeti, zabit ve kumandan heyetinin kıymeti ile ölçülür' sözünü şiar edinmiş subaylar olarak mezun olduklarını, bugün savunma yaparken duydukları endişenin de yine gelecek kaygısı olmadığını, kaygılarının kendilerini yetiştiren ve bu üniformayı layık gören Türk Milleti'ne olan hizmet borcumuzu ödeyememek ihtimali olduğunu ifade etmiştir.

Savunma Avukatlarının Kamuoyuna Duyurusundan aldığım bu özet ifadelerin üzerine ne söylenebilir?

Dün öyle bugün başka türlü söylemlere uymayan bu ifadeler o kadar çok şey anlatmaktadır ki...

Bir de mezun olan Teğmenlerin topluca okuduğu And'a bakalım:

"And içeriz ki laik, demokratik Türkiye Cumhuriyeti'nin bağımsızlığına, ülkenin bölünmez bütünlüğüne, yüce Türk Ulus’unun namus ve şerefine, aziz vatanın bir karış toprağına uzanacak eller karşısında bizi bulacak ve kılıçlarımız daima keskin ve hazır olacaktır. Bizler Türk istikbalinin evlatlarıyız. Şerefimizle doğduk, şerefimizle yaşayacağız, şerefimizle öleceğiz.

Ne Mutlu Türküm Diyene"

Bu And'dan rahatsız olan varsa, ona ne söyleyelim...