Üniversiteler Geleceğe Güven vermeli ve Yetiştirdiği Nitelikleri İçerde Değerlendirmeli

Gençlerimizi başarılarından dolayı candan kutlamakla birlikte, ülkemizin sahip olduğu nitelikli insan kaynağının neden kolayca beyin göçüne kurban gittiğini sorgulamak gerekmez mi?

Keşke bu gençler, kendi ülkelerinde topluma hizmet edebilseler.

"Neden, ülkemizin pırıl pırıl gençleri yurt dışında gelecek aramak zorunda kalıyor?" sorusu yıllardır kendime sorduğum bir soru.

Genelde kendine yurtdışında gelecek arayan gençlerin en temel özellikleri, soyut düşünme yeteneği olan sorgulama, olaylara eleştirel gözle bakabilme becerisini kazanmış, yaşadığı topluma ve dünyayı, tarih ve kültürel değerleri anlamış, farkındalığı yüksek, düşüncelerini özgürce ifade edebilen, insani duyguları gelişmiş, farklı düşüncelere saygılı, bir kaç dil bilen, yazma ve kendini ifade etme becerileri gelişmiş, tek başına ve birlikte çalışma yeteneğine sahip insanlardır.

Ülkenin ve üniversitelerin bu denli çok yönlü ve evrensel değeri kazanmış analiz etme beceri ve yetkinliğe sahip gençleri öğrenme süresinde fark edip ülkede tutmak için ortam yaratma projesi ve amacı olması gerekir.

Bu arada üniversitelilerde istihdam edilecek çok sayıda yetenekli bilim insanı adayları üniversiteleri tercih etmedikleri görülmektedir.

 Geleceğini Yurtdışında Arayan Gençler; Farkındalığı Yüksek ve iyi yetişmiş nitelik sahibidirler.

Tanıdığım çok parlak bir araştırma görevlisinin yurt dışına çıktığını öğrendim. Sorduğumda üniversiteden ayrılma nedenlerinin başında çalışma ortamının akademik nitelikte uzaklaşmış olması, motivasyonsuzluk, yeterince kendini gerçekleştirememesi, maaşların yetersizliğinden dolayı geçinmemek olduğunu belirti.

 Bu ve benzeri son yıllarda duyulan ve üniversitelerin yaşadığı sorunlar genelde bir verimsizlik yaratmış görülüyor. 

 Türkiye’de üniversitelerin karşı karşıya kaldığı sorunlar, eğer çözülmezse, ülkenin geleceğini ciddi şekilde tehdit edebilir. Bu tehditlerden bazıları şunlardır:

 1. Beyin Göçü ve Nitelikli İnsan Kaybı:

Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik sorunların proje bütçelerinin yetersiz finansmanı, yetersiz alt yapı yanında yoksulluk sınırında maaş koşulları. Üniversite geleneklerinin ve özerklik ilkelerinin oldukça zayıflatılmış olması, akademik özgürlüğün kısıtlandığını düşünen, siyasetin üniversitelere müdahale ettiğini belirten nitelikli mühendis, doktor ve akademisyenlerin Türkiye'deki üniversitelerde ve diğer sektörlerde çalışmaya olan motivasyonunu azaltmakta ve onları yurt dışındaki üniversitelere yöneltmektedir. Bu durum, uzun vadede Türkiye'nin bilimsel üretim kapasitesini ve uluslararası alandaki rekabet gücünü zayıflatacaktır.

 2. Düşük Kaliteli Eğitim ve Düşük Araştırma Kapasitesi:

Nitelikli diplomalılar ve akademisyenlerin ortamdan ayrılması ve yerlerine liyakat esasına çoğu zaman uyulmadan yapılan atamalar zaman içinde eğitim ve araştırma kalitesinde ciddi bir düşüşe neden olacaktır. Bu durum, mezunların iş bulma olasılıklarını azaltarak Türkiye'nin ekonomik ve sosyal gelişimini olumsuz etkileyecektir. Nihayet ülkenin devasa sorunları siyasetin dışında hiç konuşulmamaktadır.

 3. Yenilikçilik ve Kalkınmada Gerileme:

Üniversiteler, yeni bilgi üretilmesi, teknolojik gelişmelerin teşvik edilmesi ve yenilikçi fikirlerin hayata geçirilmesinde kritik bir rol oynar. Ancak, üniversitelerin yaşadığı yönetsel ve akademik sorunlar, Türkiye'yi "orta gelir tuzağından çıkarmak ve ileri teknolojiye dayalı bir ekonomiye geçiş yapmak konusunda büyük bir engel oluşturmaktadır. Türkiye’nin bu bağlamda farkındalığı yüksek niteliği insan gücünü içeride istihdam etmesi ve üniversitelerde akademik ortamda bilim yapmasının yolları açılmalı.

 4. Toplumsal Kutuplaşma ve Demokratik Değerlerden Gerileme:

Üniversiteler, farklı düşüncelerin özgürce tartışıldığı, eleştirel düşüncenin geliştiği ve hoşgörünün teşvik edildiği ortamlar olmalıdır. Ancak, akademik özgürlüğün kısıtlanması ve üniversitelerin siyasallaşması, toplumsal kutuplaşmayı artıracak ve demokratik değerlerin zayıflamasına yol açacağı kaygısı çok sık işleniyor. Türkiye’nin hak ettiği demokrasisi gelişmiş, düşünce özgürlüğünün tam sağlandığı, hukuk devletinin herkese eşit işlendiği mesajı içeri ve dışarıda hissedilmeli.

 5. Gençlerin Geleceği ve Umutsuzluk:

Üniversitelerin yaşadığı sorunlar, gençlerin geleceğe dair umutlarını kaybetmelerine ve onları yurtdışına yönlendirmelerine neden olmaktadır. Bu durum, Türkiye’nin en önemli dinamiklerinden biri olan genç nüfusun kaybına yol açacak ve toplumsal potansiyeli zayıflatacaktır. Bu durumda ülkemize ve bölgenin gelişimine ket vurabilir. Eğer gençler geleceklerine dair umutsuzluk yaşayarak yurtdışına gidiyorlarsa neden gittiği sorgulamasının Türkiye’de ki siyasilerin ve yönetimin çok yönlü analize dayalı düşünüp çözümler üretmeleri gerekir. (Devam edecek)