Üzerinde bulunduğumuz Anadolu toprakları, günümüzden 2500 yıl önce dünyanın gelmiş geçmiş en zengin devletlerinden birine ev sahipliği yapıyordu. Bu devlet Lidya Krallığıydı… Zenginliğinin sebebi ise; parayı bulan ve kullanan ilk uygarlık olmasında saklıdır. Ancak paranın her derde deva olmadığını onlar da kısa zamanda anlayacaktı. Nitekim parayı bulan Lidyalılar, en güçlü ve en zengin olduğu dönemde, yine para yüzünden yıkılacaktı. İşte Lidya Krallığı’nın ilginç yıkılma hikâyesi…

***

Lidya Krallığının başkenti Sardis, bugün Manisa’nın Salihli İlçesindeki Sarp Kasabası’nın bulunduğu yerdi. Sardis, devasa antik yapıların bulunduğu, dönemin en güzide şehirlerinden birisiydi. Ege Denizi’ndeki ticaret limanlarına hâkim olmaları, ayrıca doğuyla-batıyı birbirine bağlayan ticaret yollarını ellerinde tutmalarından ötürü Lidya zaten varlıklı bir uygarlıktı. Bunlardan başka en önemli kaynağıysa bölgedeki altın madenleriydi. Bozdağ’dan başlayıp, Başkent Sardis’e kadar gelen Paktolos Irmağı altın kaynıyordu. Bu sebeplerden ötürü Lidyalılar ekonomik sıkıntılarla boğuşmadan, mutlu bir hayat sürüyorlardı. Ancak bu kadar bolluk ve bereket Lidya’da ilginç bir sorun meydana getirmişti. Neredeyse tüm Lidya halkı zengin olduğu için kimse asker olup savaşlarda ölmek istemiyordu. Lidya kralları da buna enteresan bir çözüm buldu. Çevresindeki komşu devletlerden, özellikle diğer Yunan krallıklarından paralı asker kiralamaya başladılar. Lakin o tarihlerde para henüz keşfedilmemişti. Paranın nasıl bulunduğu kesin olarak bilinmese de, bu kiralık askerlerin paranın bulunuşuna vesile olduğunu iddia eden bir teori bulunmaktadır.

TARİHTEKİ İLK DARPHANEYİ KURDULAR

Ücretli askerlere hizmetleri karşılığında altından yapılma kolye, bileklik gibi yanlarında rahatça taşıyabilecekleri eşyalar veriliyordu. Fakat bu eşyaların bir standardı yoktu. Yani bir askere daha uzun bir kolye verilirken, diğerine üzerinde daha az altın bulunduran kısa bir kolye veya bileklik verilebiliyordu. Bu da askerler arasında zamanla huzursuzluk çıkarmaya başlamıştı. Bu sorunu çözen isim ise Lidya Kralı Alyattes oldu. Kral Alyattes, çıkardığı bir kanunla her askere eşit olması için 168 buğday tanesi ağırlığında, üzerinde simgesi olan aslan başlı yuvarlak altınlar vereceğini söyledi. Ne de olsa altın her uygarlıkta ve her zaman geçerliliği olan değerli bir madendi. Bu yuvarlak altınlara da Sikke denildi ve Lidya Krallığı tarihteki ilk darphaneyi kurarak para basmaya başladı. Kiralık askerlerin bu sikkelerle alış veriş yapması ve bu sistemin takas yöntemine göre çok daha kullanışlı olması nedeniyle par önce tüm Lidya’ya, daha sonra Anadolu’ya, oradan da bütün dünyaya yayıldı.

KRAL KARUN TARİHTEKİ YERİNİ ALIYOR

MÖ. 560 yılında Alyattes’in ölümünden sonra yerine oğlu Kroisos geçti ki, bu isim tüm dünyada zenginliğiyle tanınan Karun’dan başkası değildi. Kroisos döneminde de Paktolos Irmağı’ndan çıkan altınlarla darphane hiç durmadan para basmaya devam etti. Öyle ki Lidya Krallığı Yunan devletlerine borç veren bölgenin süper ekonomik gücü haline gelmişti. Tam da bu dönemde Anadolu’nun doğu tarafına sahip olan Med İmparatorluğu, Pers Hükümdarı Büyük Kiros tarafından yıkıldı. Bu şu açıdan önemliydi ki, Lidya ve Med Krallığı arasında önceki yıllarda Kızıl Irmak sınır olarak belirlenmiş ve bir barış anlaşması yapılmıştı. Şimdi ise Perslerin bu anlaşmaya uyup uymayacağı belirsizdi. Lidya Kralı Kroisos, servetine ve paralı askerlerine güvenerek bu karışıklığın ülkesini doğuya doğru genişletmek için bir fırsat olabileceğini düşündü. Ancak harekete geçmeden önce belki de Delfi’deki Apollon Tapınağına bir elçi gönderdi ve Perslere karşı bir savaşa girerse sonucunun ne olacağını sordu. Bu tapınakta görevli Pika isimli bir kâhin, ‘Perslerle savaşırsanız, büyük bir imparatorluk yıkılacak’ diye cevap verdi. Kroisos yıkılacak olan imparatorluğun Persler olduğunu düşünerek bu cevaba çok sevindi. Önce kâhini mükâfatlandırmak için Apollon Tapınağına 250 kilogram ağırlığında altından bir aslan heykeli gönderdi. Sonrasında ise neredeyse tamamı paralı askerlerden oluşan ordusuyla Kızıl Irmağı geçti ve Perslerin bugünkü Kapadokya civarında bulunan Pteria Şehrine saldırdı. Şehir kısa zamanda düştü ve askerler tarafından yağmalandı. (Devam Edecek…)

KAYNAK: https://www.instagram.com/cavitpancar/