Hayat pahalılığı katlanarak artıyor. İnsanların alım gücü gün geçtikçe azalıyor. Çalışanların, emeklilerin maaşları yetmiyor. Gerçi bu durum uzun zamandır böyle, ama son zamanlarda hayat pahalılığı artık çekilmez çile oldu. Vatandaş, sebze-meyveyi marketlerden alamıyor. Hali vakti yerinde olanlar bile son model arabalarıyla pazara gelip, alışverişlerini semt pazarlarında yapar oldu. Bu artık ayıplanacak durum değil. Gerçi semt pazarlarında da fiyatlar hemen hemen aynı. Ancak sebze-meyvelerin az da olsa uygun fiyatta satılması ve taze olması vatandaşın ilk tercihini semt pazarları yapıyor.
***
Semt pazarlarında, seyyar esnafta, marketlerde satılan ürünlerin fiyatları yaz dönemine girdiğimiz şu günlerde dahi halen çok yüksek. Bir de nedense fiyatlar her yerde aynı. Tek düze devam eden bir sistem kurulmuş. Bu sistem, satıcıların dirsek temasından ötürü ne bir pazarlık payı bırakıyor, ne de fiyat düşüklüğü oluyor. O kadar vicdansız, gaddar olmuşlar ki, ‘İster al, ister alma!’ diyecek kadar yüzsüzleştiler. Vatandaşın halinden anlamayan bu vicdansızlar, ‘Sadece ben kazanayım, gerisi umurumda değil!’ diyor. Kendi aralarında geçen sohbetlerde sıkça dile getirdikleri sözler ise, ‘Ben hiç zarar eder miyim? Alıyorum 3’e, satıyorum 13’e!’ ve yanındaki yandaş ise şöyle cevap veriyor, ‘Haklısın valla. Bu millete müstahak!’ diyor.
Vallahi de, billahi de kulaklarıma duydum. Duymasam ben de inanmam. Ama maalesef böyleler…
Hangi ara bu kadar vicdansız oldunuz?
Hangi ara bu kadar gâvur oldunuz?
Hangi ara insanlıktan elinizi, eteğinizi çektiniz?
Sonra da; ‘Biz kardeşiz. Bizi kimse bozamaz’ gibi boş beleş yalanlarla hala milleti kandırmaya çalışıyorsunuz. Alış fiyatının 8-10 katı sattığını ürünleri bilenler de ses çıkarmıyor. Ben de bunu anlamıyorum. Yani hepimiz bunların yalanlarına, dolandırmalarına, sahtekârlıklarına göz yumuyor. Bir nevi çanak tutuyoruz. İsyan çıkarın, kavga edin, hırsızlık yapın, yağmalayın demiyorum elbet. Her konuda, her alanda çeneleri açılan, susturulamayan vatandaş; biraz sesiniz çıksın! İtiraz edin. Ne oluyor? Diye bir sorun Allah aşkına.
Sadece ülkemizde değil, dünyanın her yerinde soğan-patates en ucuz sebzelerdir. Nerdeyse her yerde yetişen ve üretilen soğan-patates, nasıl oluyor da 30 TL’ye kadar çıktı. Gerçi son günlerin popüler ismi kuru soğanın kilosu Adana’da 10 liraya kadar geriledi. Bazı seyyar satıcılar 7,5 TL’ye satıyor. Çuvalını 15-20 liraya aldığımız o kuru soğan, açgözlü doyumsuzlar, fırsatçılar yüzünden 30 liraya kadar yükselmişti. Olacak şey değil! Gelen tepkilerden sonra fiyatları düşürdüler. Sonra da; ‘Soğan hasadı başladı. ‘Artık soğan fiyatları göz yakmayacak!’ diyorlar. Hadi canım…
***
ABD'deki Kaliforniya Ovası ve İtalya'daki Po Ovası'ndan sonra dünyanın üçüncü büyük ovası olan Çukurova, dünyanın en önemli gıda ambarı olacak potansiyele sahip.
Bunu ben uydurmuyorum! Google’la; ‘Çukurova dünyanın kaçıncı büyük ovası?’ diye yazınız. Bakın bakalım karşınıza ne çıkıyor? Bu tablo, tarım üretimde ne kadar vahim durumlara geldiğimizin bir kanıtı değil midir?
Aslında daha vereceğim çok örnek var. Ama inanın ben sadece yazmaktan değil, düşünmekten de yoruldum.
Diyeceğim o ki; meyve-sebze hali işletenler, bakkal-market işletenler, pazarcı esnafı; Size kazanmayın diyen yok. Buna hakkımız da yok. Ama 10 yerine 3 kazanın, 5 kazanın. Elinizi biraz vicdanınıza koyun. Bu kadar açgözlü, doyumsuz, fırsatçı olmayın. Biraz olsun vatandaşı düşünün. İnsanı olarak olmasa da Allah adına, ‘Kendinize gelin!’ artık.