Bu yazı, Pazar öğleden önce yazılmış olduğu için seçim sonuçları ile ilgili yazı olamaz elbette. Seçim sonuçlarını nasıl olsa daha çok yazacağız. Ama her şeye rağmen şunu söylemeliyim ki; seçim sonuçları ne olursa olsun, bu ülke bizim ve bu ülkenin kuruluş ilke ve felsefesi ve kurucu iradesini yaşatmaya devam etmekte kararlı olduğumuzu her fırsatta belirtmeliyiz.

Geçen hafta içerisinde Van Turu adı verilen bir tura eşimle birlikte katıldık. Tur, Diyarbakır gezisi ile başladı. Diyarbakır’ı ve gittiğimiz hiçbir yeri daha önce görmemiştik. Diyarbakır gezisinin kısa olacağı planlanmış olduğu için hızlı bir gezi oldu. Ancak, o kısa sürede bile gerçekten çok güzel ve özel yerleri gezip düşünce oluşması gerçekleşebildi. Bir kere kahvaltı başka illerde meşhur ama Diyarbakır kahvaltısı gerçekten çok özeldi. Görevlilerin o kadar kalabalığı memnun etmek için sarf ettikleri gayret takdir edilecek bir durumdu. Gezimiz Diyarbakır’ın merkezinde devam etti. Özellikle Suriçi ziyaretimiz çok anlamlı olmuştu. Çünkü, hatırımızda 2015 yılında bu bölgede teröristlerle yapılan çatışmalar vardı. Devlet, burayı o kadar güzel yeniden onarmış ve güzelleştirmiş ki, o ağır ve yıkıcı olayların hatıraları dışında hiçbir izi kalmamış. Dikkat edilirse, özellikle DEVLET diyorum.

Diyarbakır merkezi, ülkemizin diğer şehirlerinden farksız bir hareketlilik ve canlılık içerisinde günlük yaşantısını sürdürüyor. Kişisel olarak söyleyebilirim ki; oraya gitmeden önce kafamda canlandırdığımdan farklı bir ortamla karşılaştım. Ayrıntılara girmeden şunu özetlemeliyim; Ziya GÖKALP’İN şehri olan Diyarbakır, umarım yakın zamanda Şeyh Sait’le değil, Ziya GÖKALP ile övünür duruma gelecektir. Diyarbakır, mutlaka gezilip görülmesi gereken ve çarşısında her türlü alışverişin yapılabileceği bir ilimizdir.

Gezimizin ikinci durağı Van gölü kenarındaki Bitlis’e bağlı Tatvan’dır. Bu ilçe her şeyden önce doğal güzelliği ile kendisine hayran bırakan bir ilçemizdir. Van Gölü bu ilçeye adeta bir deniz sahili olma özelliği vermiştir. Gerçekten kaldığımız o güzel otelin görevlileri bize yol gösterirken sahili gördünüz mü diye soruyorlar. Mevsim henüz tam bir yaz mevsimi olmamasına rağmen sahilde yaptığımız gezinti Akdeniz’de, Ege’de bir sahil beldesini aratmayacak güzelliğin göstergesi idi. Akşam geç saatlere kadar Tatvan’ın ana caddesi ve bu caddeye çıkan sokaklar son derece hareketli ve canlı idi. Tatvan’ın sınırları içerisinde yer alan Nemrut Krater Gölleri, mutlaka dünyaca tanınması gereken bir yerdir. Rehberimizin verdiği bilgiye göre - ki oradaki yazıda da öyle yazıyor – dünyada iki taneden biri olan bu göl(ler) inanılmaz bir tabiat harikası. Çok büyük bir alan hiç el değmeden bugüne kadar korunmuş ki bu durum Tatvanlılar ve ülkemiz adına gurur duyulacak bir konudur. Gerek otel görevlileri ve gerekse ilişkide olduğumuz bütün Tatvanlılar, beklediğimin çok üzerinde bir ilgi ve sevecenlik içerisinde idiler. Tatvan, doğal güzellikleri ve insanları açısından mutlaka görülmesi, ziyaret edilmesi gereken bir güzel ilçemizdir. Alışveriş son derece canlı ve hareketlidir.

Gezimizin ana noktasını oluşturan Van ziyaretimize sıra geldi. Hemen belirtmeliyim ki, Van, Tatvan için söylediğim ülkemin deniz sahil beldelerinden faklı değil sözlerimin çok üstünde bir özelliğe sahip. Yani, Van, ülkemin birçok ilinden daha ileri bir noktada görünüyor. Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Van’a toplumsal ilişkiler açısından çok katkıda bulunmuş ve bulunmaya devam ediyor. Van şehrimiz, son derece güzel, canlı ve mutlaka gezilip görülmesi gereken bir il durumundadır. Van Gölü, belki de oranın insanı gibi Van Denizi demeliyim, bütün çevresine olağanüstü katkı sağlamış. Bir kere her taraf yemyeşil. Van Gölündeki Akdamar Adası ve bu adada bulunan Akdamar Kilisesi de Van’a bir canlılık getirmiş. Bu ziyaretler sayesinde vapurlarla İstanbul’da boğaz turu yaptığınız duygusuna kapılıyorsunuz. Van, ticaretiyle, insanıyla, doğal güzellikleri ile, olağanüstü büyüklükteki Gölü ile mutlaka görülecek ve hatta yaşanacak bir il durumundadır.

Doğubeyazıt ilçemiz küçüklüğüne karşın, İshakpaşa Sarayı nedeni ile büyük bir ziyaretçi sayısı sayesinde canlı ve hareketli bir ilçe görünümündedir. Bu Saray, gerçekten insanı hayrete düşürecek bir yere inşa edilmiş ve Osmanlı Devletimizin gücünü gösteren bir görkemdedir.

Çok kısaca özetlediğim bu güzel gezintiden sonuç olarak şu cümlelerle genel ifadeleri çıkarabilirim.

Büyük yatırımlar yapılmış olan bu beldelerimiz, Türkiye’nin ayrılmaz bir parçasıdır ve bizdir, bizimledir. Bu konuda şu çok üst ve genel ifadeyi belirtebilirim: Dünya egemen güçleri ve onların her türlü yerli işbirlikçileri bu güzel beldelerimizden derhal ellerinizi çekin! Görülüyor ki, et tırnaktan ayrılmıyor. Türk Bayrağı’nın rahatça dalgalandığı bu beldelerimiz kurulan tuzağı bozar. Çünkü bu beldede yaşayan insanımızın tamamı kısa sürede toplumsal değişimi mutlaka fark edecektir.

Bu geziyi bize sağlayan Buray Seyahat Acentesi’ne teşekkür etmeden geçersem eksiklik olur diye düşünüyorum. Reklâm amacıyla değil, bir hakkın yerine getirilmesi adına bu teşekkürü yapıyorum.