Başlığa “Adana Seyyar Satıcılar Cenneti Oldu” diyecektim, vaz geçtim.

Acaba “Sabit İş Yerleri de seyyara döndü” mü desem dedim.

Karar veremedim.

Eskiden, açıkta satılan yiyecekler için, ilk suçladığımız seyyar satıcılardı.

Şimdi bakıyoruz da dükkanlar , açıkta satışta tablaları geride bırakmışlar.

Hatta daha da ileri gitmişler “Açıkta Satış”tan “Açıkta İmalat”a geçmişler.

Caddesinin ismini söylesem muhtemelen tanıyacaksınız.

Adı önemli değil, bir restaurant.

Kebabın yanında hem çiğ köfte yapıyor, hem de döner.

Temiz pak bir işyeri.

Günümüz modernizasyonuna göre düzenlenmiş.

Hatta kliması bile var.

Kapısına koyduğu tabelada da bunu belirtmiş;

“İş yerimiz klimalıdır”

İlk bakışta modern bir lokanta.

Ama aynı lokanta, döner ve çiğköfte tezğahını dükkanın dışına kaldırıma kurmuş.

Tezğah ta krom nikelden tertemiz ama, caddenin tozu toprağı üzerinde.

Onları caddenin pisliğinden koruyacak en basit bir tedbir bile alınmamış.

Sadece orası mı?

Şöyle bir dolanın Ali Münif Yeğenağa Caddesini.

Ya da çakmak Caddesinde şöyle bir tur atın.

Dörtyol ağzına bir bakın.

Oradan Belediyeye, ya da Çetinkaya’ya doğru bir yürüyüverin.

Hülasa ne yöne giderseniz gidin, Adana’nın her tarafında aynı manzarayla karşılaşırsınız.

HANİ HIFZISSIHA KANUNU?

Bu tür yanlışlıkları önleyen yasalarımız yok değil.

Yetersiz olsalar da var.

Ama maalesef belediyelerimiz tarafından uygulanmıyorlar.

Hıfzıssıhhamı?

Onların hiçbir şeyden haberi yok.

Seçim arefelerinde yapılan müsamahalardan geri dönemiyor belediyelerimiz.

Aslında bütün suç, çiğ köfteyi, döneri, kebabı açıkta yapıp satanda değil.

Suçun en büyüğü, Amerikan tipi ayakta fast-foot atıştırmayı çok çabuk benimseyen insanımızda.

İşlerin yemek saatine fazla zaman tanımadığı günümüz çalışanının, hem yolda yürürken bile yiyebildiği ve hem de ucuza elde ettiği bu tip yiyeceklere aşırı rağbet gösterip, hijyenik olup olmadığına bakmaksızın onları tercih etmesi de bir etken.

Tabi aslında; işin bir de bu işleri denetlemeye yetkili sağlık kuruluşları ile, belediyeler cephesi var.

Ama onlar da, bırakın hıfzıssıhha kanununu, yayaların yollarda yürümek zorunda kalmalarına bile aldırmıyorlar.

Sıkıştılarmı “baş edemiyoruz” diyorlar.

Onun sonucunda da ortaya bu sağlıksız görüntüler çıkıyor.

Ha; bir de vatandaş merak edip soruyor “kaldırımlar iş yerlerine kiraya verilmeye devam ediyor mu” diye.