İşte o yasaklar…
***
İSTANBUL YASAĞI…
İstanbul, Osmanlı için daima en önemli şehir olmuştur. Bu şehir düşmanların yanı sıra, bir de halkın bazı kesimlerinden korunmaya çalışıldı. Ülkenin farklı yerlerinden gelen bekâr erkeklerin şehirde olay çıkarttığı, askeri darbeler için ayaklanmalar hazırladığı ve hatta hanlarda fuhuş yaptıkları öne sürülünce buna bir önlem getirilmek istendi. Önlem olarak bekâr erkeklerin İstanbul’a girmeleri yasaklandı. Şaka gibi değil mi? Ama değil! Bu karardan sonra şehre daha önce gelmiş bekâr erkeklere de kısıtlamalar geldi. ‘Kefalet’ ödemek gibi. Yani İstanbul’a daha önceden yerleşmiş bekârlar da, resmen bir turist muamelesi görüyordu.
BAYRAK YASAĞI…
Aslında bu ‘Bayrak Yasağı’, diğer yasaklardan biraz daha anlayışla karşılanabilecek bir yasak. Günümüzde Türk Bayraklı çakmaklar ve süs eşyaları oldukça popüler durumda. Bir dönem Osmanlı’da da modaydı. Kırmızı zemin üzerine beyaz ay yıldız, Osmanlı İmparatorluğu’nda asırlarca kullanıldı ve ay yıldızın devletin resmi bayrağında yer alması II. Mahmud zamanında resmileşti. Bu karardan sonra halk, ay yıldızı süs motifi olarak kullanmaya başladı. Kapılar-pencereler-duvarlar-kayıklar-arabalar ay yıldıza bulanmıştı. Elbet bunda kötü bir niyet ve düşünce yok, sadece halk bayrağını her yerde taşımak istiyordu. Ancak Osmanlı Yönetimi bu modadan oldukça rahatsız oldu. Saray; ‘Böyle kutsal bir şey olur olmadık yerlerde kullanılmasın’ diye emir verdi. Bu karara göre bayrak, yalnızca resmi dairelerde ve üniformalarda olabilirdi. Başka yerlerde ise bayrağın kullanılması yasak edildi. Ancak bu karar yeterince denetlenmediği için halk arasında kullanılmaya devam edildi.
\nYEMEK YASAĞI…\nYorgun argın eve geldiniz ve normal olarak evinizde güzel bir ziyafet çekmek istiyorsunuz. Ama durun, bir yasak var! II. Mahmud zamanında israf bir hayli göze batıyordu. Bu israfın önüne geçebilmek için türlü yollara başvuruldu. Bunlardan en ilginci ise evlerde pişen yemeklere müdahale edilmesiydi ve tüm Osmanlı Halkı için şöyle bir ferman yayımlandı; “İsraf günahtır! Bundan böyle evlerde nihayet beş türlüden, yedi türlüye kadar yemek pişirilebilir. Yedi türlüden fazla yemek pişirtilmeyecektir.” Buyurun sizlere bir ilginç yasak daha…\n\nAT YASAĞI…\nOsmanlı’da bir İstanbul Kadısı Çingenelerin yollarda sorun çıkarttıklarını gözlemledi. Buna öfkelenen Kadı, Çingene Subaşı’na bir mektup göndererek, Çingenelerin ata binmesini yasakladı. Bu yasağın gelmesiyle beraber 1595 yılında Çingenelerin büyük şehirlerde at, kısrak beslemesi, ata binmesi ve sürmesi yasak edildi. \nYasağın fermanı şu şekilde; “Çingene tayfasının ata binmesi ve kısrak beslemesi yasak edilmiş olup, lazım geldikçe eşeğe ve arabaya bineceklerdir. Muhalif hareket edenler siyaset olurlar. Ona göre tembih ve ilan eğleyesiniz.” \n\nKAYMAKÇI YASAĞI… \n16. Yüzyılda yaşayan bir kadınsınız, evde yemeğinizi yediniz ve canınız tatlı istedi. “Ohh Eyüp’ün kaymakçıları çok meşhur. Gideyim de güzel bir ziyafet çekeyim.” diye düşündünüz. Ama fazla düşünmeyin! Çünkü o dönemde kadınların kaymakçı dükkânlarına girme yasağı vardı, neden mi? Bir gün Eyüp Kadısı’na türbe ziyareti bahanesiyle kaymakçı dükkânlarına gelen bazı kadınların, burada erkeklerle buluştuğu şikâyeti geldi. Eyüp Kadısı bu olaya bir hayli kafayı taktı ve bu olayı saraya taşıdı. Kadınların artık kaymakçı dükkânlarına tek başına gitmesini istemiyordu. Sarayı da bir şekilde bu konuda ikna etti ve şöyle bir ferman çıktı; “Kaymakçı dükkânlarına bazı nisa taifesi kaymak yemek bahanesiyle girip, oturup, namahremler cem olup, hilafı şer işleri vardır diye Müslümanların haber verdiklerini bildirmişsin, bu caiz değildir. Kadınlar bundan sonra kaymakçı dükkânlarına gitmeyecektir. Gelen kadınların dükkânlara alınmamasını dükkân sahiplerine şiddetle tembih et, tembihini dinlemeyen ve dükkânına kadın müşteri alan dükkân sahibini cezalandır.” (Devam Edecek…)\n\nKaynak: YouTube- Bilgi Otağı\n