Türkiye’nin her şehrinde yüzlerce mağazası olan, halk arasında ‘Üç Harfliler’ olarak nam salan zincir marketler, son günlerde yine ülke gündemine oturmayı başardı. Zincir marketlerin bazı kötü geçmişleri, sosyal medyada tepkiler çekerek; ‘üç harfliler’ yakıştırması almasına neden olmuştur.
Ama önce üç harfliler nedir?
Basit bir anlatımla; “Doğaüstü, ruhani ya da paranormal olaylarla insanoğlunun ödünün b… karışması” diyebiliriz.
Siz, siz olun üç harfliler kelimesini hafife almayın.
Çünkü daima kötülüğü çağrıştıran bu ürkütücü kelime, açgözlü zincir market sahiplerinin ve onların yalak yöneticilerinin müşteri ve çalışanlarına uygulamış olduğu zulümle eş değerdir. Şam Şeytanı olarak da adlandırılan bu şahısların para kazanmaktan, kariyer edinmekten başka dertleri olmadığından, her yol mubahtır misali yapmadıkları pislik yoktur.
***
Market yöneticilerinin Ali-Cengiz oyunlarını, tarihi geçmiş ürünleri satışa sunduklarını, ürün paketlerinin içinden tuhaf maddelerin çıktığını…
Hadi geçtik bunlar!
Hep söylerim; nasıl olsa denetim yok, yaptırım yok, ceza yok, uyarı bile yok!
Peki, ya buna ne dersiniz?
İyice ayyuka çıkan hileli ürün satışların dışında, kendilerine para kazandıran çalışanlarına, emekçi kardeşlerimize uyguladıkları işkenceler sosyal medya sayesinde gün yüzüne çıkıyor.
Geçtiğimiz günlerde bir zincir markette yaşanan olay, azıcık vicdanı olan her insan evladının içini sızlatmıştır.
Markette kasiyerlik yapan emekçi kardeşimizin yorgunluktan ayakta duramadığı, midesinin bulandığı, başının döndüğü, daha fazla dayanamayıp yere çöktüğü görüntülere tüm Türkiye şahit oldu.
Koca markette binlerce üründen sorumlu olmak, ürünleri dolaplara reyonlara dizmek, gece yarılarına kadar mal sayımı yapmak, mal kaldırıp mal indirmek, onlarca kilo ağırlığındaki kutuları kaldırmak, üstüne bir de ruh hastası müşterilerle uğraşmak…
8-10 kişinin yapacağı işleri, yalnızca bir çalışanın üstüne yüklemek hangi vicdana sığar!
Bilmediğimiz, duymadığımız, görmediğimiz ortaya çıkmayan kim bilir daha neler var.
***
Eyy üç harfliler; “Nasıl olsa dışarıda binlerce işsiz var. Birini kovarım, dakikasına bini gelir. Bana göre hava hoş. Ya istediğimiz şekilde çalışırsınız ya da işsiz kalırsınız! Siz bilirsiniz.” Demeyin artık…
Sorarım size;
Siz gâvur musunuz?
Siz Nazi misiniz?
Siz soykırımcı mısınız?
Nerde insanlığınız?
Nerde merhametiniz?
Nerde insafınız?
Nerde vicdanınız?
Çok merak ediyorum; Nasıl oluyor da başınızı yastığa huzurla koyuyorsunuz!
Anlamak mümkün değil!