Yaz mevsimi geldiğinde milyonlarca insan denizin, güneşin ve tatilin tadını çıkarmak için sahil kentlerine akın ediyor. Mersin'in göz bebeği Kızkalesi de her yıl çok sayıda yerli ve yabancı turisti ağırlayan önemli turizm merkezlerinden biri. Ancak yıllardır turizmin önünde görünmeyen ama ciddi zarar veren bir sorun var: Hanutçuluk.

Peki, hanutçuluk nedir?

En basit ifadeyle; turisti ısrarla belirli bir restorana, otele, eğlence mekânına ya da işletmeye yönlendirmek, bunun karşılığında komisyon almak amacıyla yapılan rahatsız edici aracılık faaliyetidir. Hanutçular çoğu zaman turisti sokakta durdurur, peşinden yürür, sürekli aynı işletmeye gitmesi için baskı yapar. Bazen de yanlış bilgiler vererek farklı işletmeleri kötüleyebilir.

Belki ilk bakışta "müşteri kazandırma" gibi görülebilir. Oysa turizm açısından bakıldığında bunun adı güven kaybıdır. Tatile gelen bir kişi huzur ister. Sahilde yürürken sürekli peşinden gelen insanlar görmek, her adımda farklı bir işletmeye çekilmeye çalışılmak, tatil keyfini kaçırır. O turist belki bir daha o bölgeye gelmez. Daha da önemlisi yaşadığı olumsuz deneyimi onlarca kişiye anlatır.

Turizmde en güçlü reklam memnun kalan turisttir. En büyük zarar ise memnun ayrılmayan turisttir.

Bizim bölgemizde tatilin en önemli noktası hiç şüphesiz ki Mersin-Kız Kalesi civarı. Tatil döneminin de en hareketli zamanları. Tam da bu zamanlarda gündeme gelen bu konu tatil işletmelerinin, tatilcilerin huzurunu kaçırdı.

Bu noktada önemli bir kişiden önemli bir açıklama geldi.

Kızkalesi Turizm Derneği Başkan Yardımcısı Mehmet Şirin Öztop, hanutçulara göz açtırılmadığını, emniyet güçlerinin denetimleri artırdığını ve vatandaşların güvenliği için tüm tedbirlerin alındığını açıkladı. Bölgede yapay zekâ destekli güvenlik kameralarının aktif olarak kullanılması ve polis ekiplerinin sahadaki yoğun çalışması, turizm açısından önemli bir güven mesajıdır.

Ancak bu mücadele yalnızca polisle başarılamaz.

İşletmeler de kısa vadeli kazanç yerine uzun vadeli turizm anlayışını benimsemelidir. Kaliteli hizmet veren bir işletmenin müşteri bulmak için hanutçuya ihtiyacı olmaz. Temizliğiyle, güler yüzüyle, kaliteli ürünüyle ve dürüst fiyat politikasıyla zaten tercih edilir.

Vatandaşlara da önemli görev düşüyor. Israrcı yönlendirmeler karşısında dikkatli olunmalı, gidilecek işletme özgür iradeyle seçilmelidir. Çünkü sağlıklı turizmin temelinde güven vardır.

Kızkalesi sadece Mersin'in değil, Türkiye'nin önemli turizm destinasyonlarından biridir. Tarihi kalesi, masmavi denizi ve doğal güzellikleriyle her yıl binlerce kişiyi ağırlıyor. Bu güzelliklerin birkaç kişinin yanlış davranışıyla gölgelenmesine izin verilmemelidir.

Turizm; otelcinin, restoranın, esnafın, taksicinin, çiftçinin, balıkçının, kısacası herkesin ortak ekmek kapısıdır. Bir turistin memnun ayrılması, ertesi yıl onlarca yeni turistin gelmesi anlamına gelir.

Hanutçuluk ise sadece bir işletmeye değil, bütün bölgenin geleceğine zarar verir. Bu nedenle hanutçulukla mücadele sadece bir güvenlik meselesi değil, aynı zamanda bir turizm, ekonomi ve şehir kültürü meselesidir.

Kızkalesi'nin adı deniziyle, tarihiyle, misafirperverliğiyle anılmalı; hanutçularla değil. Çünkü turizmi büyüten şey ısrar değil, güvendir. Güvenin olduğu yerde ise hem turist kazanır hem esnaf hem de şehir.