Bir ilçenin gerçek zenginliği, sahip olduğu binaların yüksekliğiyle değil; çocuklarının bilgiye ne kadar kolay ulaşabildiğiyle ölçülür.

‎Bugün Sarıçam'da konuşulan bir konu var. Kesinleşmiş bir karar olmasa da Gültepe Mahallesi'nde yıllardır hizmet veren Sarıçam İlçe Halk Kütüphanesi'nin taşınabileceği yönündeki duyumlar, öğrencileri, velileri ve kitapseverleri tedirgin ediyor.‎

‎Belki bazıları için bu, sadece bir binanın yer değiştirmesi gibi görülebilir. Oysa mesele bundan çok daha büyük.

‎Burası Sarıçam'ın tek ilçe halk kütüphanesi.‎

‎Her gün yüzlerce öğrenci bu kapıdan içeri giriyor. Kimi ders çalışıyor, kimi sınavlara hazırlanıyor, kimi de ilk kez bir kitabın sayfalarını burada çeviriyor. Sadece ilçe merkezinden değil, Sarıçam'ın kırsal mahallelerinden gelen öğrenciler de bu kütüphaneden faydalanıyor. Kitap ödünç alıyor, sessiz bir ortamda hayallerini büyütüyor.

‎Üstelik hemen yanı başında Ömer Kanaat Bilen İlköğretim Okulu bulunuyor. Ders çıkışında öğrenciler birkaç dakikalık yürüyüşle kütüphaneye ulaşabiliyor. Belki de kitap sevgisi tam da bu yakınlık sayesinde filizleniyor.

‎Kütüphane taşınırsa ne olacak?

‎Elbette "Merkezde büyük bir kütüphane var." denilebilir. Ama mesele sadece bir binanın varlığı değil. Mesele ulaşılabilirlik.

‎Her ailenin çocuğunu şehir merkezine götürecek imkânı olmayabilir. Her öğrenci yol parası bulamayabilir. Her veli zaman ayıramayabilir. Uzakta bulunan bir kütüphane, birçok çocuk için zamanla gidilemeyen bir yer hâline gelir.‎

‎Oysa mahalledeki kütüphane; okuldan sonra uğranılan, ödev yapılan, kitap okunan, sessizce hayal kurulan güvenli bir yaşam alanıdır.

‎‎Bugün çocukları kitaplardan uzaklaştıran onlarca etken varken, kitaplara ulaşmayı zorlaştıracak her adımın yeniden düşünülmesi gerekir.

‎Sarıçam hızla büyüyen bir ilçe. Nüfusu artıyor, yeni mahalleler kuruluyor, yeni okullar açılıyor. Böyle bir ilçede yapılması gereken mevcut kütüphaneyi taşımak değil, tam aksine yeni kütüphaneler kazandırmaktır.

‎Çünkü bilgi merkezileştikçe değil, vatandaşın ayağına götürüldükçe değer kazanır.

‎Henüz ortada kesinleşmiş bir karar bulunmuyor. Dileğimiz de bu duyumların gerçeğe dönüşmemesi. Çünkü bazen bir kütüphanenin yerinde kalması, yüzlerce çocuğun hayallerinin de yerinde kalması demektir.‎

‎Altını önemle çizmek gerekir ki bir kütüphane yalnızca kitapların bulunduğu bir bina değildir. O bina; umutların, eğitimin, fırsat eşitliğinin ve geleceğin evidir.

‎Sarıçam'ın bu kütüphanesini korumak ise hepimizin ortak sorumluluğudur.