Geçtiğimiz yıl da yazmıştık. Aradan aylar geçti, mevsimler değişti ama değişmeyen tek şey Adana'nın üzerine çöken o ağır koku oldu.

Bugün şehrin birçok noktasından geçerken insanın burnuna aynı koku çarpıyor: lağım kokusu. Üstelik bunu sadece biz söylemiyoruz. Her gün onlarca vatandaşımız aynı şikâyeti dile getiriyor. Telefonlarımız çalıyor, mesajlar geliyor. "Bu kokuya artık dayanılmıyor" diyenlerin sayısı her geçen gün artıyor.

Elbette bazıları "Abartılıyor" diyebilir. Ancak gerçek ortada. Çünkü biz de Adana'da yaşıyoruz. Aynı caddelerden geçiyor, aynı havayı soluyor ve aynı kokuyu biz de hissediyoruz. Bu nedenle dile getirilen şikayetlerin ne kadar haklı olduğunu çok iyi biliyoruz.

Bir büyükşehrin en temel beklentilerinden biri temiz bir çevre ve sağlıklı bir yaşam alanıdır. Vatandaşın her gün lağım kokusuyla karşılaşması ne normaldir ne de kaderdir. Üstelik yaz sıcaklarının etkisini artırdığı günlerde bu durum yalnızca rahatsız edici bir koku olmaktan çıkıyor; yaşam kalitesini doğrudan etkileyen ciddi bir çevre sorunu hâline geliyor.

Peki bu kokunun kaynağı nedir? Altyapı mı yetersiz, kanalizasyon sistemi mi alarm veriyor, yoksa başka bir sorun mu var? En azından kamuoyunun bu konuda açık ve net bir şekilde bilgilendirilmesi gerekiyor. Sessizlik, sorunu ortadan kaldırmıyor.

Adana, tarihiyle, kültürüyle, bereketli topraklarıyla ve sıcak insanlarıyla anılan bir şehir olmalı; lağım kokusuyla değil.

Yetkililerin bu sorunu görmezden gelmek yerine kapsamlı bir inceleme yapması, vatandaşları bilgilendirmesi ve kalıcı çözümleri bir an önce hayata geçirmesi gerekiyor. Çünkü bu şehirde yaşayan herkes, temiz havayı solumayı hak ediyor.