Her kayıt döneminde aynı manzaraya şahit oluyorduk değil mi? Neydi o manzara diye soracak olursanız çocuğunu mahallesindeki okula göndermek yerine, "daha iyi okul" olarak görülen eğitim kurumlarına kayıt yaptırabilmek için akrabaların, eşin, dostun ya da tanıdıkların adresleri kullanılıyordu. Kâğıt üzerinde yapılan adres değişiklikleriyle çocuklar hiç oturmadıkları mahallelerde ikamet ediyormuş gibi gösteriliyor, böylece kayıt sistemi adeta dolandırılıyordu.

Bu durum yıllardır eğitimde en çok konuşulan sorunlardan biriydi. Çünkü bu sadece bir adres değişikliği değildi. Bu, fırsat eşitliğini zedeleyen, eğitimde adaleti bozan ve binlerce ailenin hakkını etkileyen bir uygulamaydı. Nihayet bu konuda önemli bir adım atılıyor.

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, sahte adres beyanlarına ve kamuoyunda "adres dolandırıcılığı" olarak bilinen uygulamalara izin verilmeyeceğini açıkladı. Yeni dönemde gerçek ikamet adresi esas alınacak, usulsüz kayıt girişimlerine karşı gerekli denetimler yapılacak. Bu yaklaşım son derece yerinde ve desteklenmesi gereken bir adım bana göre çünkü eğitimde adaletin, daha okulun kapısından girilmeden başlaması gerekiyor.

Bir düşünelim... Mahallesindeki okula kayıt yaptırmak isteyen bir aile, tüm kurallara uyarak başvurusunu yapıyor. Ancak kontenjan doluyor. Neden? Çünkü o mahallede yaşamayan birçok öğrenci, farklı adresler gösterilerek aynı okula kaydedilmiş oluyor.

Bunun sonucunda ne oluyor? Bazı okullar kapasitesinin çok üzerinde öğrenciyle eğitim vermeye çalışıyor. Sınıflar kalabalıklaşıyor. Öğretmen başına düşen öğrenci sayısı artıyor. Okulun fiziki imkânları yetersiz kalıyor. Buna karşılık başka mahallelerdeki okullarda ise sınıflar boş kalıyor, mevcut kapasite verimli kullanılamıyor. Yani eğitim sistemi dengesizleşiyor. Asıl mağdur olan ise kurallara uyan aileler oluyor.

Oysa her okul, bulunduğu mahallenin çocukları için planlanıyor. Derslik sayısı, öğretmen kadrosu, servis planlaması ve diğer eğitim hizmetleri de buna göre oluşturuluyor. Siz bu dengeyi sahte adreslerle bozduğunuzda, sadece bir kayıt yaptırmış olmuyorsunuz; tüm planlamayı etkiliyorsunuz.

Elbette her anne ve baba çocuğu için en iyi eğitimi ister. Bu son derece doğal bir istek ancak çözüm, adres değiştirmek değil; bütün okulların eğitim kalitesini yükseltmek…

Bir okul "iyi", diğeri "tercih edilmeyen" olarak anılıyorsa, bunun nedenleri de eğitim politikaları açısından ayrıca değerlendirilmelidir. Çünkü her çocuğun kaliteli eğitime eşit şekilde ulaşması en temel haktır. Sahte adreslerle sistemi aşmaya çalışmak ise bu sorunu çözmez, sadece başka ailelerin hakkını elinden alır.

Bu nedenle getirilen sıkı denetimlerin kararlılıkla uygulanması büyük önem taşıyor. Kurallar herkese eşit uygulanırsa, kayıt sistemi daha adil işler. Okullar gerçek öğrenci sayılarına göre planlanır. Sınıf yoğunlukları dengelenir. Mahalle okulları gerçek amacına uygun şekilde hizmet verir.

En önemlisi de çocuklarımız, daha eğitim hayatlarının ilk adımında adalet duygusunu yaşayarak büyür.

Temennimiz odur ki bu uygulama sadece bir açıklama olarak kalmasın; etkin denetimlerle desteklensin ve istisnasız herkese uygulansın.