Rol aldığı filmlerde başına gelenler, felaketlerle tek başına mücadele etmesi derken insanları hüngür hüngür ağlattı sinema salonlarında. Filmleri yıllarca gişe rekorları kırdı. Herkesin evinde ya onun filmleri ya da kasetleri vardı. Fakat zamanla Emrah, o mağdur çocuk imajından sıyrılmış, büyümüş ve genç kızların sevgilisi haline gelmişti.
“İnsan insana benzer de, her şeyi mi benzer kardeşim?” diyebileceğimiz ilginç bir olayla daha karşınızdayım. Fiziğinin benzemesi dışında tarzı, dansları, hatta kıyafetleri bile aynıydı. 80’li yıllarda hayatımıza giren Emrah İpek (Küçük Emrah), gerek şarkılarıyla, gerekse filmleriyle birçok kesim için bir efsaneye dönüşmüştü. Rol aldığı filmlerde başına gelenler, felaketlerle tek başına mücadele etmesi derken insanları hüngür hüngür ağlattı sinema salonlarında. Filmleri yıllarca gişe rekorları kırdı. Herkesin evinde ya onun filmleri ya da kasetleri vardı. Fakat zamanla Emrah, o mağdur çocuk imajından sıyrılmış, büyümüş ve genç kızların sevgilisi haline gelmişti.
Emrah, 90’lı yıllarda yakışıklı, çalışkan ve zengin bir gençti. Filmleri de büyümesine orantılı olarak evrim geçirmişti. Dizilerde ve filmlerde bazen zengin bir adamı, bazen de gururlu ama deliler gibi aşık gençleri oynuyordu. Sadece filmleriyle değil, ‘Belalım’, ‘Götür Beni Gittiğin Yere’ ve ‘Unutabilsem’ şarkılarla piyasanın içinden geçiyordu adeta. Albümleri milyonlar satıyor, şarkıları dillerden dile dolaşıyordu. Çocukluğunda başladığı kariyerine, gençlik yıllarında da ara vermeden şöhretine şöhret katarak devam ediyordu. ‘Acı’ filmini birçoğunuz izlemiştir. Emrah orada yaşlandırma tekniği kullanılarak babasını oynamıştı. Ama inanın o bile Emrah’a, Emral kadar benzememişti.
***
2000’li yıllara geldiğimiz zamansa, büyük bir sürprizle karşılaştık. Emrah’ın tıpa tıp aynısı olan bir adam çıktı karşımıza. İsmi bile aynıydı nerdeyse. Saç modeli, ses rengi, şarkı söyleme tarzı derken farklı olan tek şey sadece isimlerinin sonlarındaki harfti. Çıkardığı albümle herkesi şok etmişti Emral. ‘Ayrılsak Öleceğiz’, ‘Sevdik İşte’, ‘Kul Köleyim Sana’, ‘Bir Tek Ölüm Ayırır’, ‘Canımın İçisin’, ‘Ya Bana’ ve ‘Sevdik İşte’ gibi şarkılarla piyasanın içine girmişti. Sadece şarkılarıyla değil, katıldığı televizyon programlarıyla da konuşulur olmuştu. Bu programlarda dansları, şarkıları ve sesiyle büyük ses getiriyordu.
Asıl ismi Mustafa Akan Yıldız olan Emral, aslında müzikle iç içe olan bir adamdı. Küçük yaşlardan itibaren enstrümanlar çalmış ve besteler yapmıştı. En büyük şansı Emrah’a benzemek gibi görünse de, bu onun aslında en büyük şanssızlığı olacaktı. Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirdikten sonra müziğe atılmıştı Emral. Yapımcılar onun Emrah’a benzerliğini fark edince, imaj değişikliğine gitmişlerdi. Emrah ise bu benzerlikten hiç memnun değildi. Haksız rekabet olduğunu düşünüyordu. Ona göre kendi tarzı ve sesi kopyalanıyor ve bundan pay çıkartılmak isteniyordu. Emrah, Tarkan’ın şarkısıyla gönderme yaparak, ‘Başkası olma kendin ol. Böyle çok daha güzelsin’ diyordu adeta. Beyaz Show’a katıldığındaysa şunları söylemişti; “Bence insan kendi olmalı. Kendi olmadığı zaman başarılı olamaz.”
Emrah bu durumdan rahatsızlığını belli etmek için, 2000 yılında Emral’ı ‘Marka İhlali’ sebebiyle mahkemeye verdi. İşte olaylarda bundan sonra başladı. Emral ise isyanını şöyle dile getirmişti;
“Ne yapsaydım? Saçlarımı sarıya mı boyatsaydım? Ben böyle bir adamım. Benim fiziksel görünümüm bu. Ben Emrah’a benzemek için estetik ameliyat yaptırmadım. Ben bu durumda mağdurum. Müzikle ilgileniyorum ve sevdiğim tarz, daha önemlisi gırtlak yapım bu. Ben türkü söylesem de bu tarzda söyler, türküyü bozardım. Sonuçta albümdeki her parça benim gırtlak yapıma uygun. Ben babamın parasıyla veya köyden tahta bavulumu alıp Unkapanı’na gelip bir firmanın kapısını çalmadım. Ben bu işin ilmini okuyup bir albüm yaptım. Kaset satışlarım ortada. Bu benim sahte adım. Çok klişe bir şey ama valla bu ismi bana insanlar taktı. Üniversite yıllarımda arkadaşlarımın bana taktığı bir isim bu. Emrah’ın yerinde olsam ben de ilk anda aynı tepkiyi verirdim. Kim bu oğlan derdim? Ama asla mahkemeye vermezdim. Gel bakalım sen kimsin? Tartışalım derdim. Sonuçta iyi olduğu sürece herkes istediğini yapar. Demokratik, özgür bir ülkede yaşıyoruz. Onunla karşılaşsam çok heyecanlanırdım, hem de çok. Her şeyden önce o benim büyüğüm, çok şey başarmış bir insan. Biz onlarla büyüdük. Ben kimseyle yarışmıyorum, Emrah’la hiç yarışmam, yarışamam. Her şeyden önemlisi o bir oyuncu. Ben başarmak istiyorum, sevdiğim işi yapıyorum. Bu işi yapmalıydım, yoksa ileride pişman olurdum. Dedim ya; ben böyle tepkilerle karşılaşacağımı biliyordum. Bütün bunlarla başa çıkabilirim. Kulaklarımı söylenen her şeye tıkadım, işimi yapıyorum. Benim sesim de, tarzım da çok farklı. Şu an fark edilmiyor ama ben gerçekten farklı bir adamım. Biz farklı, güzel bir albüm yaptık. Eğer bu günahsa, günahım bu.” (Devam Edecek…)