\n\nKurtuluş Savaşı kahramanlarımızdan Koca Seyit'i hepimiz biliriz. Ama hiç bu kadar detaya inmiş miydiniz? Atatürk ile nasıl tanıştı? Savaştan sonra başına neler geldi? Nasıl öldü? Ne iş yaptı? Anıları ve daha birçok bilgi bu haftaki yazımda. Dilerseniz Koca Seyit’in hikayesine hep birlikte bir göz atalım…\n\n“BİZ SENİ ÖLDÜ BİLİYORUZ SEYİT !”\nKöyünde herkes onu öldü bilmektedir. Çanakkale’den Havran’daki evine kadar 145 kilometreyi 13 günde yayan yürür. Geldiğinde evine giremez, çünkü 9 yılda belki karısı yeniden evlenmiş olabilir. Akşamdan geldiği evine sabaha kadar göz hapsine alır, uzaktan izler.\nSabah koyunları çıkarmak için gelen bir akrabası ile karşılaşır,\n“Sen kimsin?” der. \nCevap verir; “Ben Seyit’im.” \nAkrabası cevap verir, “Biz seni öldü biliyoruz!”\nSeyit, “İşte sağ döndüm. Benim hanım evli mi?”\nAkrabasından, “Hayır, evli değil” cevabını alır ve ekler, \n“Bir çocuğun var içerde. Çocuğu korkutursun, ses vererek git, haberleri olsun.”\n‘Tamam’ der ve kapıdan eşinin ismini seslenir.\n8 yaşında bir kız çocuğu kapıya gelir, \n“Anne, kapıda sakallı biri var, korktum!” diyerek annesini çağırır. \nAnnesi kapıya gelir, heyecanlı bir şekilde gözleri dolarak, \n“Korkma kızım, o senin baban!” ve Seyit Onbaşı 9 yıl sonra kızıyla böyle tanışır. \n\n***\n275 KİLOLUK TOP MERMİSİNİ TEK BAŞINA SIRTLADI\nO kız sonradan nine olduğunda torunlarına, \n“Baba deyip de bir mühlet kucağına oturamazdım” der.\nNamı ‘Koca Seyit.’ Seyit Ali Çabuk ise tam adıdır. Çanakkale’de 215 okkalık (yaklaşık 275 kilo) top mermisini tek başına sırtlayıp, İngiliz zırhlısını vuran kahraman. 1889’da Balıkesir’in Havran İlçesine bağlı bir orman köyü olan Manastır Köyü’nde doğan Seyit Ali, Yörük çocuğudur. Mavi gözlü, ufak-tefektir, gariban Anadolu köylüsüdür yani. Keçi güder, arada kaçak odun kömürü yapar, satar. 1909’da askere gider, 1912’de Balkan Savaşı’na katılır. 1914’de I. Dünya Savaşı başlayınca Çanakkale Cephesi’nde topçu eri olarak bulundu. 18 Mart 1915’de müttefik donanması Çanakkale Boğazı’nı geçmek için saldırıya geçti. Bu sırada Seyit Ali, Rumeli Mecidiye Tabyası’nda görevlidir. Savaşın en kritik anlarından birinde Queen Elizabeth zırhlısından atılan bir top mermisi, Mecidiye Tabyası’na isabet eder. Mecidiye Tabyası’nın pozisyonu çok kritiktir. Oradakiler, boğazdan geçen düşman savaş gemilerini vurmak üzere ordadır ve hedef alınan tabyada geriye kalan sadece iki er ve tabya komutanı kalmıştır. Bu erlerden bir tanesi Seyit Ali Çabuk’tur. Seyit Ali, 275 kiloluk bir mermiyi mataforası, yani vinci bozuk olan topçu bataryasını tek başına sırtlayarak yerleştirmeyi başarır.
Birleşik Krallık'a ait
Ocean Zırhlısı'nı dümeninden vurarak kontrolden çıkmasına ve bir mayına çarpıp batmasına sebep olur. Ocean Gemisi daha sonra sürüklenir ve mayınların birine çarparak batar. Bu başarısından ötürü onbaşı rütbesine yükseltilmiş, bir de ödül olarak çift tahıl verilmiştir. O da bir hafta sonra kursağından geçmeyince istememiş.\n\n*** \nSeyit Ali 1909’da gittiği askerden, 1918’de onbaşı olarak döner. 1915’deki zaferden sonra 3 yıl daha Çanakkale’de askerliğine devam eder, 1918’de terhis olur. Koca Seyit harpten döndükten sonra köyünde savaşla ilgili kimseye bir şey anlatmaz. 9 yılda yaşadıklarını kendine saklar. 1929’da Gazi Mustafa Kemal Atatürk bir açılış için Havran’a gelir. Açılıştan sonra Havran Nahiye Müdürüne derki;\n“Burada bir Seyit Onbaşı olacaktı, onu görmem lazım.”\nAncak Havran Nahiye Müdürü Seyit Onbaşı’nın hangi köyde olduğunu bilmez. \n“Buluruz tabii Paşam” deyip Edremit Askerlik Şubesi’nden Seyit’i sordurur. Manastır Köyünde bulunur. Şubeden iki jandarma görevlendirilir. Sabah çıkan jandarmalar akşamüstü köye ulaşır. Koca Seyit, dağa kömüre gitmiştir. Jandarmalar evinin önünde akşama kadar bekler. Akşam geç saatte evine gelen Seyit, jandarmayı görünce kaçak kömür için geldiklerini zanneder, ama bozuntuya vermez. \nAskerlere; “Suçum ne ki?” diye sorar. \n
Askerler; “Hayır suçun yok. Biz seni bekliyoruz, seni Paşa çağırıyor.” Seyit sevinir…
“BİZ VATAN İÇİN GÖREV YAPTIK, MAAŞ İÇİN DEĞİL PAŞAM”
Gece yarısı vardıklarında Nahiye Müdürü Seyit’i perişan vaziyette görünce önce onu bir güzel yıkatır, berberde saç-sakal tıraşı yaptırır, sabahta elbisesini verir. Atatürk’ün yanına çıktığında biraz sohbetten sonra Paşa;
“Ne istersen iste, sen büyük kahramanlık yaptın” der. Maaş bağlatılmasını teklif eder. Seyit Ali;“Hayır Paşam.”, “Biz vatan için görevimizi yaptık, maaş için değil.” der. Seyit Onbaşı’nın tek bir istediği olur Atatürk’ten,“Ben dağda kaçak odunla kömür imal ediyorum. Senin emrinle o dağdaki ormancılar baltamı almazsa, rahat çalışsam. Maaş istemem” der.
Atatürk nahiye müdürüne talimat verir, Seyit’e dokunulmasın diye. Ancak iki yıl sonra yeni atanan nahiye müdürü bu emri uygulamaz, Seyit’e pek rahat verilmez.
Seyit Ali Onbaşı bir süre daha dağda odun kömür imal eder, yaşlanmaya başlayınca zorlanır. Havran’da bir fabrikada hamallığa başlar.
***
Seyit Ali Çabuk 1939’da 50 yaşındayken zatürreye yakalanır ve yaşamını yitirir. Köyündeki mezara gömülür. Koca Seyit’in öyküsü bir yerde Türkiye’nin tüm kahramanlarının öyküsüdür. Ruhları şad, mekânları cennet olsun…
KAYNAK: www.instagram.com/bilgiotagiyoutube