Ülke şu aralar içeriden ve dışarıdan uğradığı saldırılarla yeniden bir Sakarya Meydan Muharebesi şartları durumunda iken o günü hatırlamakta yarar vardır.
Sakarya Meydan Muharebesi bizim taarruz ettiğimiz bir savaştır. Ancak, o duruma gelmiştik ki 23 Ağustos 1921 tarihinde o taarruzu yapması idik yok olma tehlikesi ile karşı karşıya idik. Yani, ifadeyi özet olarak şu halde belirleyebiliriz: Sakarya Meydan Muharebesi, bizim için en büyük savunma taarruzudur. Nasıl ki Çanakkale savaşları dünyanın gidişini belirleyen tamamen bir savunma savaşıdır, işte Sakarya da bizim geleceğimizi belirleyen, taarruz etmekten başka yolumuz kalmayan bir savunma savaşıdır. Yunan, ağababası İngiliz desteği ile coştukça coşmuş ve Ankara Polatlı'ya kadar gelmiştir. Bu arada 1921 yılının Temmuz ayında Eskişehir-Kütahya savaşlarını da kazandığından zorla oluşturulan Türk Ordusu Sakarya'nın doğusuna çekilmiştir. TBMM'de bir kesim, ağır eleştiri ve ithamlarda bulunmakta ve adeta kurtuluş ümidi kalmadığı izlenimi oluşmaktadır. Bu ağır şartları gören büyük Başbuğ Mustafa Kemal, tam yetkili Başkumandanlık istemektedir. Büyük tartışmalarla geçen 7-8 Ağustos günlerinin sonunda bu istek yerine gelmiştir. Bu tam yetki neden istenmiştir? Çünkü, askerin bırakın beslenme ihtiyacını, bırakın savaşacak silahını giyecek ayakkabısı ve hatta çorabı bile eksiktir. Bu gerçeği en iyi bilen büyük asker, büyük komutan tam yetkiyi alır almaz Tekalif-i Milliye adıyla çıkan kanunla yoksul Türk Milleti'nden Türk Ordusu için isteklerde bulunmuştur. Türk Ordusu'nun, Türk Milleti'nden başka sığınacağı hiç bir yer yoktur. İstanbul'da Saray ve hükümet zaten Yunan ve onun ağababası İngiliz ile işbirliğindedir. İşte bu yoksul ve harap olmuş milletten alınanlarla eksikler tamamlanmış ve 23 Ağustos 1921 tarihinde en iyi savunma taarruzdur diyerek düşmana saldırılmıştır. Sözün tam anlamıyla Sakarya Meydan Muharebesi, Anadolu Türklüğü için ölüm-kalım, varlık-yokluk meselesinin halledilmesidir. O kadar ki; Başkomutan Mustafa Kemal, tarihe geçen muhteşem bir sözle bu durumu en iyi biçimde anlatmıştır: "Hatt-ı Müdafaa yoktur, Sath-ı Müdafaa vardır. O satıh bütün Vatandır. Vatanın her karış toprağı düşman kanıyla sulanmadıkça terk edilemez." İnanılmaz bir anlatım. Aklın, yüreğin tek çalıştığı anda ancak söylenebilecek sözler. Sonuçta 22 gün 22 gece süren muharebe 13 Eylül 1921 tarihinde düşmanın ağır bozgunu ve birçok malzemeyi bırakıp kaçması ve geri çekilmesi ile son bulmuştur. Böyle bir galibiyet elbette bize de ağır bir faturaya mal olmuştur. Bir çok yer harabeye dönmüş, düşman kaçtığı yerde insanlarımızı katletmiş, her yeri yakıp yıkmış ve savaşta da birçok subayımızı, askerimizi kaybetmişizdir.
Sakarya Meydan Muharebesi'nin sonuçları da oldukça önemlidir. Bunlardan en önemlileri şunlardır:
TBMM'de eleştiriler bir süreliğine de olsa durmuştur. İstanbul'da Saray ve hükümet zor durumda kalmıştır. Fransa Ankara ile barış görüşmelerine başlamıştır. Sovyetler'in Ankara ile olan karışık ilişkileri son bulmuştur. Bütün dünyada Ankara'nın varlığı kabul edilmeye başlamıştır.
Son söz: Sakarya Meydan Muharebesi, Anadolu Türklüğü'nün küllerinden yeniden doğuşunun göstergesidir. Dolayısıyla 23 Ağustos 1921 tarihini kimse aklından çıkarmamalıdır. Zannediyorum anlaşıldı.