Vatanın Bağrında Yeni Bir Devlet Kuruluyor;
1920-1930 tarihleri arasında ülkemizde ne olmuş ne bitmiş, kim ne yapmış hep birlikte göz atacağımız uzun soluklu bir yazı ile karşınızdayım. Bu araştırma yazısında, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan yakın tarihe kadar, güzel ülkemizde neler yaşanmış?
Tarihin tozlu sayfalarını kurcalayacağımız ve ilgiyle okuyacağınızı düşündüğüm yazımıza başlayalım.
İşte karşınızda 1920’lerde Türkiye…
YIL 1923…
Büyük ve yıkıcı savaşın ardından Mustafa Kemal ve silah arkadaşları yepyeni bir düzen için kollarını sıvamıştı. 30 Ocak’ta bir nüfus mübadelesi gerçekleşti. Türk topraklarındaki Rumlar Yunanistan’a, Yunan topraklarındaki Türkler ise Türkiye’ye göç ettirildi.
4 Mart gününde ise İzmir’de yapılan İktisat Kongresinde Misak-ı İktisadi (Osmanlı’nın yıkılışının ardından Mustafa Kemal Atatürk’ün girişimleri dahilinde, ekonomik açıdan ele alınan kongre) kabul edilerek büyük bir yenilik gerçekleşti. Buna göre yabancıların yaratmış oldukları tekellerden kurtulmak amacıyla Milli Sanayileşme kararları alındı. Artık bağlı sektörler devletleşiyor ve sendika haklarının tanınmasına yönelik yasa çıkıyordu.
Sadece bir gün sonra Şile’de büyük bir yangın çıktı. Bu yangın dolayısıyla 1500 kişi evsiz kaldı. Daha birkaç sene öncesine kadar savaşta olduğumuz için, Anadolu'nun genelinde ortaya çıkan otorite boşluğu ve iç isyanların oluşturduğu tehdidi ortadan kaldırmak amacıyla Hıyanet-i Vataniye Kanunu yürürlükteydi. Bu kanuna göre casuslar, bozguncular Kuvay-i Milliye aleyhinde propaganda yapanlar, düşmanla ve İstanbul hükümetiyle işbirliği kuranlar ağır bir şekilde cezalandırılıyordu.
***
15 Nisan 1923’te kanunlara ve Meclisin meşrutiyetine muhalefet etmek de suç kapsamına dahil edildi. O sıralarda İsmet Paşa’nın önderlik ettiği heyet ise Lozan Antlaşmasını imzaladı. Türkiye hükümeti itilaf devletleri tarafından tanınmış ve Türkiye’nin bugünkü sınırları meşru olarak kabul edilmişti. O zamanki adı Halk Fırkası olmak üzere Cumhuriyet Halk Partisi kuruldu. O sıralar savaş yıllarında uygulanan sıkıyönetim ve basına sansür de kaldırıldı. Türkiye adım adım normalleşmek istiyordu. Ancak bu bir süre daha mümkün görünmüyordu.
O dönem İsmet Paşa Ankara’nın Başkent olması teklifinde bulundu, ancak bu teklif tartışmalara yol açtı. Özellikle İstanbul basını İnönü’yü ağır bir şekilde eleştirdi. Ancak 13 Ekim’de Ankara Başkent oldu. Lozan’ın ardından Mecliste en çok tartışılan konulardan biri yeni devletin niteliği konusuydu. Yönetim halen savaş döneminden kalan Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümetindeydi. Bu Mecliste bol bol tartışma ve fikir ayrılıkları yaşanmaktaydı. Bu sebeplerden dolayı hükümet istifa etti.
28 Ekim günü ise Mustafa Kemal Paşa arkadaşlarını toplayarak şöyle seslendi;
“Efendiler, yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz.”
Aynı gece Mustafa Kemal ve İnönü, kanun taslağı hazırlamaya başladılar. Görüşmelerden sonra Cumhuriyet’in ilanı parti grubunda kabul edildi. Ardından Meclis toplandı ve Anayasa tutanakları okundu. Milletvekilleri ‘Yaşasın Cumhuriyet’ sloganları attı ve böylece 29 Ekim’de, saat 20:30’da yasa kabul edildi. Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştu… Ertesi gün gazi Mustafa Kemal Paşa, Türkiye’nin ilk Cumhurbaşkanı olarak kürsüye ve şöyle seslendi; “Türkiye Cumhuriyeti muvaffak, muzaffer ve mesut olacaktır.”
***
Türkiye kurulduğu ilk sıralar, hilafet konusunun geleceği hakkında pek çok söylenti vardı. İngilizler, Türkiye’nin seküler ile bölgedeki Müslüman halkın buna tepki göstereceğini söylemişti. Tartışmalar hızla sürerken Hindistan Müslümanları Liderlerinden Ağa Han, İsmet İnönü’ye bir mektup gönderdi. Hilafetin kaldırılmasını istemeyen Ağa Han şöyle diyordu; “Halifeliğin dünyada bir ahlaki güç olarak fiilen ortadan kaldırılması konusuna eminiz ki ne Büyük Millet Meclisi, ne de Ekselansları Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Paşa ılımlı ve mutedil bir şekilde bakabilir.” Ağa Han’ın bu mektubu basına da sızdı ve tartışmalar çığ gibi büyüdü. Mektubun yayınlanmasının İngiliz oyunu olarak gören İsmet Paşa, mektubu yayımlayan gazetecileri tutuklattı.
Cumhuriyet hükümetinin ilk icraatlarından biri de, af kanunu çıkarmak oldu. Savaş boyunca yaşanan acıların unutulması ve devlet ile halkın kucaklaşmasını sağlamak amacıyla çıkan bu kanun, toplumun yeniden yapılanmasını amaçlıyordu.
(Devam Edecek…)