Pek çoğumuz "Sarı Çizmeli Mehmet Ağa" tabirini, borcunu ödemeyen veya izini kaybettiren kişiler için kullansak da; bu ismin ardında 1800’lü yıllarda Kıbrıs’ta yaşamış, cömertliğiyle nam salmış gerçek bir toprak ağası bulunuyor.

***

Mehmet Ağa, aslen Karamanlı bir Yörük’tür. Osmanlı Devleti, bölgede tarım ve hayvancılığı geliştirmesi amacıyla ona Kıbrıs Girne’de geniş topraklar hibe eder. 5 kardeşini de yanına alan Mehmet Ağa, Kıbrıs’a göç ederek bugün Göçeri adıyla bilinen köyü kurar.

Mehmet Ağa, sahip olduğu 3 bin dönümlük arazide binlerce insanı istihdam eder. Ancak onu asıl unutulmaz kılan, serveti değil kurduğu toplumsal dayanışma düzenidir;

Sosyal yardımlaşma: Bekârları evlendirir, onlara ev ve tarla bağışlardı.

Açık çek sistemi: Fakir fukara bir lokantaya veya kahvehaneye gittiğinde parası yoksa hesabı ona yazdırırdı.

Esnaf ziyaretleri: Mehmet Ağa şehre indiğinde esnafı tek tek gezer, ihtiyaç sahiplerinin birikmiş tüm veresiye borçlarını tek kalemde öderdi.

Hayatı boyunca başkalarına vermekten kendi servetini tüketen Mehmet Ağa, bir zamanlar büyük bir toprak ağası olmasına rağmen, maddi imkânlarını tamamen yitirmiş bir şekilde hayata gözlerini yumar.

Barış Manço'nun dokunuşu… 1971 yılında konser için Kıbrıs'a giden Barış Manço, köylülerden bu hazin ama onurlu hikâyeyi dinler. Çok etkilenen sanatçı, hikâyeyi ölümsüzleştirmek için meşhur "Sarı Çizmeli Mehmet Ağa" şarkısını besteler.

Manço bununla da yetinmez; 1982 yılında Mehmet Ağa’nın sahipsiz kalan mezarını buldurur ve kendi imkânlarıyla görkemli bir mezar taşı yaptırarak büyük bir vefa örneği sergiler.

***

Özetle; Bugün "nerede olduğu bilinmeyen" anlamında kullandığımız bu deyim, aslında cebindeki son kuruşa kadar başkalarına dağıtan, adresi herkesin gönlünde olan bir hayırseverin mirasıdır.