Eskiden 'parti içi demokrasi' sözünü sıkça duyduğumuz CHP’de şimdi resmen 'parti içi kargaşa' hakim.

Çarşı fena karışık.

Sadece çalkantı değil bu, basbayağı bir savrulma!

Bir yanda AK Parti’ye katılan belediye başkanları, diğer yanda çeşitli suçlamalarla cezaevine girip 'itirafçı' olan CHP’li siyasetçi ve bürokratlar…

İstediği kadar haram kazanamayanlar, baklava kutularında rüşveti götüremeyenler, çakma saati beğenmeyenler birbirlerini şikayet ediyor. Görüntüleri kendileri servis ediyor. CHP’liler ise hala hükümeti suçluyor.

İşin garibi kendisine aydın diyen ve iktidara oy veren insanları, bidon kafalı, göbeğini kaşıyan adam, koyun diye niteleyenler; tüm ahlaksızlığı belgelenen insanlara sahip çıkıyor.

Taciz ve tecavüzcüyü alkışlıyor, "Tacizciyse neden beni taciz etmedi" diye soruyorlar.

Açık açık "Ben hırsızım" diyene de "Sen hırsız değilsin. Yalan söyleme. Hırsız olsan bizim malımızı da çalardın" diye kızıyorlar.

CHP’de gündemi takip ederken insanın nutku tutuluyor. Partinin içi Kurtlar Vadisi’ne dönmüş durumda.

Ama en ilginç, hatta en trajikomik olanı ne biliyorsunuz değil mi?

Hani şu meşhur hediye (!) saat meselesi.

Bir Genel Başkan düşünün. Kürsüye çıkıyor, çatallı sesiyle bağıra bağıra kendisine hediye edilen saati 'çakma' diye kabul etmediğini söylüyor. Yani efendim, orijinal olsa rüşveti kabul edecekmiş gibi bir hava!

Rüşvetin kalitesine bakan bir zihniyetle karşı karşıyayız.

Şaka gibi ama maalesef gerçek.

Genel Başkan bunu yaparsa altındaki emir erleri neler yapar siz düşünün.

Gerçi Genel Başkan’ın bile koltuğunun rüşvetle alındığı konuşuluyor.

'İmitasyon' karakterlerle iktidara yürüdüğünü iddia eden bir muhalefet gerçekten trajikomik.

Buyurun cenaze namazına...

***

Gelelim bizim Adana’ya...

Yüreğir Belediye Başkanı Ali Demirçalı görevden alındı, ortalık toz duman.

Demirçalı sessizliğini bozdu ama ne bozmak!

Çıktı, CHP İl ve ilçe örgütlerini topa tuttu. "Acilen görevden alınmalılar" dedi.

Bu sıradan bir sitem değil. Bu, doğrudan bir taht kavgası. Aslında Ali Demirçalı’nın yaptığı şey net: Zeydan Karalar’a bayrak açtı!

Kendisini Genel Merkez’e bir alternatif olarak sunma gayretinde.

Peki, Genel Merkez bu işe ne diyor?

Ankara’daki fısıltıları duymayan kalmadı: Genel Merkez’in Zeydan Karalar ile arası uzun süredir limoni. Demirçalı da bu soğuk savaşı görüp, cepheyi Adana’nın göbeğinde kuruyor.

Halka hizmet mi? O başka bahara kalmış gibi görünüyor.

Yani halka hizmetten çok, kim kimi yiyecek derdi sarmış CHP’nin dört bir yanını.

***

Şimdi eğri oturalım doğru konuşalım. İktidarın eksikleri yok mu? Elbette var. Hataları yok mu? Say say bitmez.

Bunca sorunun ve yanlışın içinde ana muhalefet partisi; şöhret, şehvet ve servet sarmalı içinde debelenirken bir de millete umut mu dağıtacak?

Nasıl olacak o iş?

Daha yerel yönetimlerde hukuku tanımayan, ahlaki değerleri koruyamayan, rüşvet ve para ilişkileriyle anılan bir yapı, hasbelkader ülke yönetimine gelse Türkiye’nin hali ne olur?

İnsan hayal ederken bile ürperiyor. Türkiye’nin onca meselesi varken, biz bu 'uçkur' savaşlarını mı konuşacağız?

Belediyeyi yönetirken sınıfta kalanların, ülkeyi yönetme iddiası 2002 yılından bu yana olduğu gibi serin bir rüyadan ibaret kalır.

Bu hayali kuranlara tavsiyemiz üzerleri açık yatmasınlar.

Allah muhafaza soğuk kaparlar…

***

Bütün bu olan biteni izleyen sessiz bir çoğunluk var: Aziz Milletimiz.

Millet şu an suskun. Kavgaları, sahte saatleri, koltuk savaşlarını sadece seyrediyor ama sakın bu suskunluğu görmüyorlar, bilmiyorlar sanmayın.

Milletin bu sessizliği, her zaman olduğu gibi yine sandığa yansıyacak.

Öyle bir yansıyacak ki; belki de ilk kez iktidar, böylesine bir dağınıklığın karşısında yoluna eskisinden daha güçlü bir şekilde devam edecek.

Çünkü seçmen macera aramaz. İstikrara ve güvene bakar.

***

Türkiye’nin aydınlık geleceği için acilen; iktidara gerçekten alternatif olabilen, tam bağımsızlık idealine sahip ve en önemlisi ahlaki bir omurgası olan bir muhalefete ihtiyacımmız var.

Servet peşinde koşanların değil, memleket sevdasıyla yananların konuştuğu bir Türkiye hepimize lazım...