Adana’da sular durulmuyor.
Fırtına dinmiyor.
Henüz Zeydan Karalar’ın göreve iadesiyle ilgili yazdığımız satırların dumanı üzerindeydi ki...
Yüreğir’den bir haber düştü; Ali Demirçalı görevden alındı.
Şaşırdık mı? Açıkçası, hayır.
Bu, aldığı cezadan sonra beklenen bir durumdu zaten.
Konunun hukuki boyutunu şimdilik bir kenara bırakalım da ortaya çıkan tartışmalara bir bakalım.
Açıkçası Ali Demirçalı, göreve geldiği ilk günden itibaren belediye başkanı gibi değil, bir 'tartışma mıknatısı' gibi hareket etti.
Haliyle, metal yorgunluğu değil, 'tartışma yoğunluğu' oluştu.
Hatırlayın...
Daha koltuğa oturur oturmaz Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın portreleri çöpe atıldı iddiasıyla gündeme geldi.
"Komplo" dedi, "kumpas" dedi.
Sonra rüzgâr tersine esti...
Erdoğan Adana’ya geldiğinde, "Sayın Cumhurbaşkanım Hoş geldiniz" pankartı astı.
Bekir Fevzi Yıldırım gibi bu şehrin hafızasında yer eden bir insanın manevi hatırasına yaptığı yanlış, yapay zekâ ile girdiği tartışmaları, kentsel dönüşüm çıkmazları...
Derken, Ali Demirçalı ismi bir hizmet markasına değil başarısız bir kriz yönetimi vakıasına dönüştü.
Üstelik onun adına mesele sadece muhalefetle çatışmak değildi.
Asıl kriz içerideydi.
İçeride, yani CHP’nin tam kalbinde.
Ali Demirçalı’nın AK Parti ile olan 'yakın temas' trafiği bizzat kendi Genel Başkanı Özgür Özel tarafından ifşa edildi.
Özgür Özel, Demirçalı’nın Ankara’da Erdoğan ile görüştüğünü açıklayınca, Yüreğir’de CHP’li meclis üyeleriyle arasındaki köprüler sadece yıkılmadı, adeta havaya uçuruldu.
Neticede ne oldu?
Belediye Meclisi’nde CHP’li üyelerin desteğiyle AK Parti ve MHP’li isimler kritik görevlere seçildi.
Halkın iradesi CHP demişti ama Yüreğir Belediyesi’nin mutfağında AK Parti’nin tuzu, MHP’nin baharatı hakimdi.
Bu durum, siyasetin doğal akışına aykırıydı.
Kendi kalesine gol atmak tam olarak buydu.
Şimdi bakıyoruz sosyal medyaya...
Feryat figan olması beklenen CHP tabanında bir bayram havası var.
Tuhaf değil mi?
Partilerinde bir belediye başkanı daha görevden alınıyor ancak buna en çok CHP’liler seviniyor.
En çok "Zaten aday gösterilmemeliydi" diyenler, "Görev süresince sadece iktidara çalıştı" diye haykıranlar alkış tutuyor.
CHP’liler öyle bir kin biriktirmiş ki Demirçalı’ya...
Dün söyleyemediklerini bugün bağıra çağıra söylüyorlar.
Yüreğir’deki CHP delegesinden, mahalle temsilcisine kadar herkesin dilinde aynı soru: "Biz bu seçimi Ali Demirçalı için mi kazandık, yoksa AK Parti’nin her istediği olsun diye mi?"
Kulislerde konuşulanlar daha da vahim.
Yeni seçilecek başkan vekilinin AK Parti’den (Cumhur İttifakı’ndan) olması için bizzat Demirçalı’nın kulis yaptığı iddia ediliyor.
Eğer iddia doğruysa, bu sadece bir görevden alma değil, bir 'siyasi vasiyet' operasyonu diyebiliriz.
Şu bir gerçek ki: Siyasette dik duramazsanız, rüzgârın önünde savrulursunuz.
Ali Demirçalı ne iktidara tam yaranabildi ne de kendi mahallesini razı edebildi.
Arafta kaldı.
Ve arafta kalanların sonu, siyaset sahnesinin tozlu raflarıdır.
Yüreğir halkı hizmet beklerken, siyasi satranç tahtasında piyon haline getirilen bir iradeyle karşılaştı.
Şimdi soruyoruz: Demirçalı’nın görevden alınmasına en çok kim sevindi?
Muhalefet mi?
Hayır.
Cevap çok net: Kendi evlatları, yani CHP’liler.
Mesele koltukta oturmak değil, o koltuktan kalktığında arkandan kimin ağlayacağıdır.
Yüreğir’de Ali Demirçalı dönemi bitti.
Ama arkasından kimse ağlamıyor.
Şimdi geriye kocaman bir soru işareti ve parçalanmış bir parti iradesi kaldı.
Görelim, bakalım...
Bundan sonra Yüreğir için yeniden 'aslına rücu' zamanı mı, yoksa yeni krizlerin başlangıcı mı?
Hep beraber izleyip göreceğiz.