Adana Valiliği, yaz mevsiminin başlamasıyla birlikte önemli bir karar aldı. Orman yangınlarıyla mücadele kapsamında 11 Haziran ile 31 Ekim tarihleri arasında ormanlık alanlara görevli personellerin haricinde girişler yasaklandı.
Her yıl benzer kararlar alınıyor ve ne yazık ki her yıl bazı kesimler tarafından bu kararlar "özgürlüklerin kısıtlanması" ya da "gereksiz tedbir" olarak değerlendiriliyor. Oysa meseleye biraz daha geniş açıdan baktığımızda ortada bir yasaktan çok, geleceğimizi koruma çabası olduğunu görmek gerekiyor.
Çünkü yaz aylarıyla birlikte sıcaklıkların artması, düşük nem oranı ve kuvvetli rüzgârlar, orman yangınları açısından büyük risk oluşturuyor. Özellikle Akdeniz ikliminin hâkim olduğu Adana ve çevresinde küçük bir ihmal bile binlerce dönüm ormanlık alanın yok olmasına neden olabiliyor.
Son yıllarda ülkemizin farklı bölgelerinde yaşanan büyük yangınlar hafızalarımızdaki yerini koruyor. Günlerce süren mücadeleler, tahliye edilen mahalleler, yok olan yaşam alanları ve küle dönen ormanlar...
Bölgemiz, şehrimiz de maalesef her yıl orman yangınlarından etkileniyor. Bu nedenle alınan kararları sadece resmi bir uygulama olarak görmek yerine ortak bir sorumluluğun parçası olarak değerlendirmek gerekiyor.
Bugün yasaklanan şey aslında ormanlar değil. Yasaklanan şey ihmaldir. Yasaklanan şey dikkatsizliktir. Yasaklanan şey, geleceğimizi tehlikeye atan davranışlardır.
Orman yangınlarının önemli bir kısmının insan kaynaklı olduğu bilinen bir gerçeklik. Piknik ateşleri, söndürülmeden bırakılan mangallar, çevreye atılan sigara izmaritleri, cam şişeler ve bilinçsiz davranışlar her yıl milyonlarca ağacın yok olmasına neden oluyor.
Oysa ormanlar yalnızca ağaçlardan ibaret değildir. Yüzlerce canlının yuvası ormanlar, hepimizin yaşama kaynağı ormanlar, çocuklarımızın geleceği ormanlar…
Bu nedenle Adana Valiliği'nin aldığı kararın yalnızca bir kamu düzeni tedbiri değil, aynı zamanda çevreyi ve doğal yaşamı koruma hamlesi olarak görülmesi gerekiyor. Vatandaş olarak bizlere düşen görev ise oldukça açık… Kurallara uyacağız, ormanlık alanlara gitmeyeceğiz, yangına sebebiyet verecek davranışlardan uzakta duracağız ve gördüğümüz şüpheli durumları anında yetkililere bildireceğiz. Yani elbirliği ile ormanlarımızı korumaya devam edeceğiz. Çünkü korunacak olan sadece ormanlar değil, Adana'nın geleceğidir. Bunu unutmamalıyız.