Sarıçam Çöp Arıtma ve Bertaraf Tesisi'nde çıkan yangın, sadece tonlarca çöpü değil, yıllardır dile getirilen büyük bir sorunu da yeniden alevlendirdi. Henüz belirlenemeyen bir nedenle başlayan yangın, kısa sürede atık depolama alanını sardı. Dağlar gibi biriken çöplerden yükselen alevler kilometrelerce uzaklıktan görüldü. Gökyüzünü kaplayan siyah dumanlar çevrede yaşayan vatandaşlara korku dolu anlar yaşattı. Yangının büyüklüğü, olayın ne kadar ciddi olduğunu gözler önüne serdi.
İtfaiye ekipleri uzun uğraşlar sonucu yangını kontrol altına aldı. Ancak asıl sorun yangın söndükten sonra başladı.
Gökyüzünden yağan siyah kül parçaları...
Pencerelerin içine kadar giren is...
Nefes almayı güçleştiren ağır ve dayanılmaz koku...
Mahalle sakinleri saatlerce dumanın ve kokunun etkisinde kaldı. Çocuklar, yaşlılar ve solunum yolu hastaları için oluşan risk ise cabası.
Bu tablo ilk kez yaşanmıyor.
Ve ne yazık ki son kez de olmayabilir.
Çünkü mesele sadece çıkan yangın değil, tesisin bulunduğu yer.
Yıllardır söylüyoruz...
Çöp arıtma ve bertaraf tesisleri şehrin ortasında olmaz.
Elbette tesis kiralandığında çevresi bugünkü gibi değildi. O dönemlerde bölgede yapılaşma oldukça sınırlıydı. Ancak aradan geçen yıllarda Sarıçam büyüdü, gelişti. Yeni mahalleler kuruldu, binlerce konut yapıldı, okullar açıldı, yaşam alanları oluştu.
Bugün ise tesis adeta yerleşim alanlarının tam ortasında kaldı.
Şehir büyüdü ama tesis yerinde kaldı.
İşte sorun tam da burada başlıyor.
Modern şehir planlamasının en temel kurallarından biri; çevreye olumsuz etkisi olabilecek tesislerin yerleşim alanlarından uzakta planlanmasıdır. Dünyanın birçok gelişmiş kentinde atık bertaraf tesisleri, hâkim rüzgâr yönü, çevresel etki analizleri ve nüfus yoğunluğu dikkate alınarak şehir dışında konumlandırılıyor.
Çünkü burada sadece kötü koku konuşulmuyor.
Yangın riski var.
Hava kirliliği var.
Çevresel sağlık riski var.
Vatandaşın yaşam kalitesini doğrudan etkileyen ciddi bir sorun var.
Sarıçam'daki yangın da aslında bu gerçeği bir kez daha gözler önüne serdi.
Bugün yangın söndürüldü.
Peki ya yarın?
Benzer bir olayın daha büyük boyutta yaşanmayacağını kim garanti edebilir?
Hiç kimse...
İşte bu yüzden artık günü kurtaran çözümler değil, kalıcı adımlar atılmalıdır.
Tesisin taşınması kolay olmayabilir.
Mevcut sözleşmeler, hukuki süreçler ve ekonomik maliyetler elbette vardır.
Ancak insan sağlığı, çevre güvenliği ve şehirleşme planlaması her türlü maliyetin üzerinde tutulmalıdır.
Bugün Sarıçam'ın geldiği nokta ortadadır.
Artık bu tesisin çevresi boş arazi değil; binlerce insanın yaşadığı bir şehir haline gelmiştir.
Dolayısıyla dün doğru olan bir karar, bugün doğru olmayabilir.
Şehir değiştiyse planlar da değişmelidir.
Bu yangını sadece "bir çöp yangını" olarak görmek büyük hata olur.
Bu yangın aslında bize yüksek sesle şunu söylüyor:
Artık bu tesis bulunduğu yere sığmıyor.
Yetkililerin bu sesi duyması gerekiyor.
Çünkü şehir nefes almak istiyor.
Ve vatandaş artık penceresini açtığında temiz hava solumak istiyor.