Adana'da yaz mevsimi artık kapıyı çalmıyor; kapıyı kırıp içeri giriyor. Haziran ayının sonlarına yaklaşırken termometreler hissedildiği hali ile 40 derecenin üzerine çıkmaya başladı. Asfaltın üzerinden yükselen sıcak hava, beton binaların arasında sıkışan bunaltıcı atmosfer ve nefes almayı zorlaştıran nem, Adanalıların günlük yaşamını adeta işkenceye dönüştürüyor.

Ancak vatandaşın sıcaktan daha çok şikâyet ettiği bir konu var: Toplu taşıma araçlarında çalıştırılmayan klimalar… Her yıl aynı manzara...

Dolmuşa binen vatandaş ter içinde kalıyor, otobüste yolculuk yapan yaşlılar, çocuklar ve kronik hastalar nefes almakta zorlanıyor. Pencereler sonuna kadar açık olsa da dışarıdan gelen hava serinlik değil, adeta fırın sıcaklığı taşıyor. Buna rağmen birçok dolmuş ve bazı toplu taşıma araçlarında klimaların çalıştırılmadığına şahit oluyoruz.

Üstelik bu durum yeni değil.

Yıllardır vatandaşlar şikâyet ediyor, sosyal medyada görüntüler paylaşılıyor, yetkililere çağrılar yapılıyor. Fakat gelinen noktada sorunun kalıcı şekilde çözülemediği görülüyor.

Şoförlerin sıkça dile getirdiği gerekçe yakıt maliyetleri. Doğrudur; akaryakıt fiyatlarının geldiği nokta ortada. Ancak vatandaş da ücretini tam ödüyor. Klima çalıştırılmayan bir araçta yolculuk etmek zorunda bırakılan vatandaşın mağduriyeti de görmezden gelinemez.

Toplu taşıma hizmeti sadece insanları bir noktadan başka bir noktaya götürmek değildir. Aynı zamanda güvenli, sağlıklı ve insani şartlarda ulaşım sağlamaktır. Bugün Adana'da öğle saatlerinde durakta beklemek bile büyük bir sabır isterken, insanların klima açılmayan araçlarda yarım saat, bir saat yolculuk yapmak zorunda bırakılması kabul edilebilir değildir.

Dahası önümüzde daha sıcak günler var. Temmuz ve Ağustos ayları henüz gelmedi. Meteorolojik veriler her yıl sıcaklıkların biraz daha arttığını gösteriyor.

Bu nedenle yetkililerin "şikâyet gelirse değerlendiririz" anlayışını bırakıp sahaya inmesi gerekiyor.

Özellikle zabıta ekipleri, Ulaşım Daire Başkanlığı ve ilgili kurumlar tarafından düzenli denetimler yapılmalı, klima açmayan araçlara caydırıcı yaptırımlar uygulanmalıdır. Denetimler yalnızca merkez ilçelerde değil, Sarıçam'dan Yüreğir'e, Seyhan'dan Çukurova'ya kadar tüm güzergâhlarda gerçekleştirilmelidir.

Vatandaşın bir başka şikâyeti de denetimsizlik nedeniyle bazı şoförlerin kuralları hiçe saymasıdır. Trafikte gereksiz korna kullanımı, durak dışı yolcu alma-bırakma, araç içindeki olumsuz davranışlar ve yolcularla yaşanan tartışmalar artık sıradanlaşmış durumdadır.

Kuralın olmadığı yerde keyfiyet başlar. Bugün klima açmayan araç, yarın başka bir kuralı da ihlal eder. Bu yüzden mesele yalnızca serinlemek değil; kamu hizmetinin ciddiyetidir.

Adana sıcağıyla meşhur bir şehir olabilir. Ancak vatandaşın çektiği çile kader değildir.

Bu şehirde yaşayan insanlar, yazın kavurucu sıcağında nefes alabilecekleri toplu taşıma araçlarını hak ediyor. Temmuz ve Ağustos gelmeden gerekli tedbirler alınmalı, denetimler artırılmalı ve toplu taşımada klima konusu tavsiye olmaktan çıkarılıp zorunlu bir uygulama haline getirilmelidir.

Çünkü Adana'nın sıcağına çare bulamayabiliriz ama vatandaşın çektiği bu eziyete son verebiliriz.