Adana…
Türkiye’nin en dinamik, nev-i şahsına münhasır ve siyasal rekabetin yoğun yaşandığı şehirlerinden biri.
Fakat gelin görün ki; bu koca metropol şu sıralar “vekalet” ile “vesayet” arasında yönetimsel açıdan tartışmalı bir denklem içinde...
Zeydan Karalar, göreve geldiği ilk günden beri sıklıkla tartışmaların odağında yer aldı.
Hatırlayın o ilk dönemi…
Önceki dönem Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü’nden kalan mali kaosu yönetebilme iddiasıyla Karalar: "6 ay boyunca (sonra bunu 1 yıla çıkardı araya pandemi de girince daha da uzadı bu süre) "Hiçbir hizmet yapmayacağım, sadece para biriktireceğim” diyerek kamuoyu yönetiminde eşine az rastlanır bir strateji (!) izlemişti.
Bu hususta kendince başarılı sonuçlar aldığını da yazabiliriz.
Sonra kamuoyunda geniş yankı uyandıran Yavuzlar Köprüsü meselesi var. Yüzde 75’i bitmiş bu köprünün tamamlanmasına önce 'gereksiz olduğu' nedeniyle eleştiriler getirdi. Ardından aynı köprüyü tamamlayıp, sanki sıfırdan devasa bir hizmeti başarmış gibi afişlerle kendi reklamını yaptı. Koskoca Adana Büyükşehir Belediye Başkanı olarak ilk dönemininde öne çıkan icraatları ise sınırlı sayıda alt geçit projesi oldu.
Bitmedi.
Makam odasına haciz gelmesi meselesi… Yapması gereken asli hizmetlerin aksadığı yönünde eleştiriler…
Yaptığı hizmetlerde tartışmalara konu olan uygulamalar…
Özel kalem müdürünün makamında uğradığı trajik saldırı sonucu hayatını kaybetmesinin ardından yaşanan güvenlik zaafı ile ilgili eleştiriler... İ
"Taş medreseliler benim kardeşim değildir" sözleri ve Belediye Meclisi'ndeki kavgalar…
Ve bütün bunların üzerine sürecin son aşaması olarak tutuklanması...
Zeydan Karalar bir süre tutuklu kaldı, ardından serbest bırakıldı ancak görevine iade edilmedi. Hal böyle olunca tartışmalar da her geçen gün artarak devam ediyor.
Bir kesim Karalar'ın tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılması nedeniyle göreve iade edilmesi gerektiğini savunurken diğer bir kesim ise Aytaç Durak örneğinden yola çıkarak hiç bir şekilde göreve iade edilmemesi gerektiğini söylüyor.
Peki, bu durum kime yarıyor? Bazı değerlendirmelere göre doğrudan Zeydan Karalar’a.
Onu görevden uzak tutarak siyaseten cezalandırdığını düşünenler açısından bu tablo, beklenenin aksine farklı sonuçlar doğurabilir.
Göreve iade edilmemesi, Karalar’ın elini hem CHP içinde hem de Adanalılar nezdinde kayda değer ölçüde güçlendiriyor.
Bu tablo, siyasal olarak bir 'mağduriyet' algısının oluşmasına da zemin hazırlıyor. Nitekim Karalar’ın Genel Merkez ile de İl örgütü içinde de zaman zaman görüş ayrılıkları yaşadığı bilinen bir gerçek.
Bu noktada şu hususu tartışmak gerekiyor: Adanalının iradesiyle seçilmiş bir ismin, şayet serbest bırakılmışsa, hukuki çerçeve gözetilerek görevine iade edilmesi gerekir mi gerekmez mi?
Bence gerekir.
Hukuki süreç işler, yargı kararı kesinleşir, eğer suçlu bulunursa o zaman gereği yapılır ve görevden alınır.
Demokrasinin, hukukun ve kamu yönetiminin rasyonel işleyişi bunu gerektirir şeklinde yorumlanabilir.
Çünkü Adana gibi bir Büyükşehir’in vekaletle yönetilmesi en çok da bu kente zarar verir. Bu durumun çeşitli sorunlara yol açtığını görmek için arif olmaya da gerek yok.
Adana gibi büyük ve köklü bir şehrin uzun süreli vekaletle yönetilmesi kabul edilebilir mi?
Bu şehrin büyük ölçekli sorunlarının bu yönetim modeliyle çözüm üretme kapasitesini sınırlanabileceği görülmüyor mu?
Şu an Adana Büyükşehir makamında resmen bir vekil bulunuyor olabilir.
Ancak kulislerde dile getirilen iddialara göre belediyede alınan kararların tamamında Zeydan Karalar’ın etkisi ve izni var.
Bu doğruysa ortaya çıkan tablo haliyle, 'uzaktan yönetim' tartışmalarını da beraberinde getirir.
Bu durum da idari süreçleri zorlaştırır, bürokraside tıkanmalara yol açar ve şehirdeki sorunların artmasına neden olur.
Zeydan Karalar’ın görevine iade edilmesi yönünde görüşler dile getirilirken, sandığın iradesinin makama yansıması gerektiği de vurgulanıyor.
Hukuki sürecin ise kendi doğal mecrasında ilerleyerek nihai kararını vermesi bekleniyor.
Bu tablonun aşılması için farklı yollar tartışılıyor ancak Adana’nın bir an önce hizmete ihtiyacı olduğu tartışılmaz.
Karalar’ın görevine iade edilmesi halinde, eleştirilerin ötesine geçecek hizmetlere imza atıp atamayacağı ise önümüzdeki sürecin belirleyici başlıklarından biri olacak.
Bu satırları göreve geldiği günden bu yana Zeydan Karalar'ı en çok eleştiren bir gazeteci olarak yazıyorum.
Kanaatim o dur ki; idarecilerimizi hizmetleri ile değerlendirebileceğimiz süreçleri yaşayalım, onları oylarken duygusal ve psikolojik faktörler geri planda olsun.
Diğer türlü her yönü ile olan Adana’mıza oluyor.