“Yılın annesi” genellikle madalyalarla ve törenlerle anılsa da aslında hayatın en zorlu köşelerinde sessizce direnen tüm kadınları kapsıyor.

Biyolojik olarak çocuk doğurmasa da yüreği sevgi dolu tüm kadınlar bu unvanı hak etse de yaşamını hak mücadelelerine adamış, şu anda sevgili kızı Esra cezaevinde aynı nedenlerle tutuklu olan Nejla Işık Akbelen’de yaktığı çoban ateşiyle bu onuru fazlasıyla hak ediyor.

Evlatları için mahkeme kapılarında, meydanlarda ve zorlu siyasi iklimlerde bıkmadan usanmadan adalet arayan kadınların mücadelesi, sadece kendi çocukları için değil, tüm toplumun vicdanını temsil ediyor.

Gece gündüz demeden hem dışarda çalışıp hem de çocuklarına onurlu bir gelecek kurmaya çalışan, hayatın tüm yükünü omuzlarında taşıyan kadınlar, çocuklarına sadece sevgi değil; özgür düşünceyi, sorgulamayı ve insan haklarına saygıyı aşılayan, böylece yarının dünyasını bugünden inşa eden anneler,

Özetle; şiddete, haksızlığa, yoksulluğa rağmen pes etmeyip, yaşamı savunmaya devam eden her kadın bu unvanın asıl adayıdır.

Devlet adına görev yapan tüm bürokratların el birliğiyle örtmeye çalıştığı Gülistan Doku cinayeti nedeniyle yaşayan bir ölüye dönüşen Gülistan’ın annesi de, Rojin Kabaiş’in annesi de, Rabia Naz’ın annesi de hepimizin yüreğine kazınmış örneklerdir.

Keza bir yılı aşkın süredir cezaevinde hastalığıyla mücadele eden Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’ın annesi Gülümser Çalık’ın yaşadığı acıları düşününce, adalet ve hak arayan tüm anneler, emekçi anneler, Galatasaray anneleri, Diyarbakır anneleri ve yaşamı anlamlı kılan tüm annelerin gününü saygıyla kutluyorum.

Yine de Nejla Işık’ı tüm onurlu, acılı kadınların yanında ayrı bir yere koymak istiyorum.

Nejla Işık kesinlikle çok güçlü ve sembolik bir isim.

Onun mücadelesini “yılın annesi” olarak nitelemek, aslında anneliğin sadece bir aile bağı değil, aynı zamanda toprağı, havası, suyu, ağacı ve gelecek nesillerin yaşam alanını karuma iradesi olarak görülmesi gerekiyor.

Çünkü Nejla Işık;

Sadece kendi çocukları için değil, o bölgenin tüm çocuklarının nefes alabileceği bir doğa kalsın diye nöbet tutuyor.

Çünkü Nejla Işık;

Bir köylü kadının, toprağını ve kimliğini korumak için ne kadar büyük bir direnç gösterebileceğinin kanıtı oldu.

Onun mücadelesi, sadece bir ağacı veya toprağı korumak değil; aslında çocuklarına ve geleceğe bırakacağı mirasa sahip çıkma iradesidir.

Onun “Yılın Annesi” olarak görülmesini anlamlı kılan birkaç önemli nokta var.

Toprakla Kurulan Bağ:

Anadolu’nun kadim “toprak ana figürünü günümüzde ete kemiğe büründürmesi. Doğayı korumayı, evi korumakla eş değer olarak görüyor.

Sivil Direnişin Yüzü:

Köylü bir kadının, tüm zorluklara ve baskılara rağmen hukuki ve fiili bir mücadelenin öncüsü haline gelmesi, büyük bir cesaret örneği.

Gelecek Mirası:

Kendi çocuklarının ve bölgedeki tüm çocukların nefes alabileceği bir dünya için en ön safta yer alması, anneliğin koruma içgüdüsünü toplumsal bir boyuta taşıyor.

Akbelen’deki o kararlı duruş, yerel bir mücadeleyi aşarak hepimiz için bir vicdan muhasebesine dönüştü.

Nejla Işık gibi isimler, anneliğin sadece şefkatten değil, aynı zamanda sarsılmaz bir dirençten oluştuğunu hatırlatıyor.

Gülümser Çalık Oğlu Murat Çalık’la kucaklaştı bugün,

Esra Işık 40 gündür özgürlüğünden ve annesi Nejla Işıktan yoksun.

Daha da önemlisi “toprağıma, evime, mücadeleme döneceğim günleri bekliyorum heyecanla” diyecek kadar onurlu bir duruş sergiliyor.

Salt Esra gibi dirençli, cesur, toprağına, tarihine, kültürüne bağlı, tüm baskılara rağmen bu değerler uğruna mücadele etme yürekliliği gösteren bir kız çocuğu sahibi olmak bile Nejla Işık’ı “yılın annesi” yapmaya yetmez mi?

Kuşkusuz Nejla Işık’ın örnek bir anne olmasının yanında onurlu ve vicdan sahibi bir kadın olması, sosyal ve toplumsal olaylara duyarlı bir halk önderi olarak simgesi haline geldiği Akbelen direnişini örgütlemesi onu bir halk kahramanı haline getirdi.

Ulusal Kurtuluş mücadelesinden bu yana ülkemizde nice kahraman kadınlar gördük.

Bodrum’da da Saynur Gelendost’tan başlayan bir çevreci geleneği günümüze taşıyan, yaşam savunucusu, doğa dostu, Bodrum sevdalısı, kentine ve haklarına sahip çıkan tüm kadınları saygıyla anıyor, bu anlamlı günde yaşayanlara sağlık ve barış diliyor, tümünün yüreğinden öpüyorum.

ÖNEMLİ OLAN ÇOCUK DOĞURMAK DEĞİL, YÜREĞİNDE ÇOCUK SEVGİSİ TAŞIMAKTIR.

YÜREĞİ SEVGİ DOLU TÜM KADINLARIN ANNELER GÜNÜNÜ KUTLUYORUM.