CHP’de yaşanan son gelişmeler ve özellikle mutlak butlan kararının ardından CHP Genel Merkezine çöken Kemal Kılıçdaroğlu ve etrafındaki bir avuç siyaset bezirganı utanmadan “hesap soracağız” diyorlarmış.
Anadolu’da sıkça kullanılan bir tabir vardır.
“Ar damarı çatlamış.”
Tüm insani, ahlaki değerlerini yitirmiş çıkar uğruna her kötülüğü yapabilecek kişiler için kullanılan bir sözdür.
Bayramlaşma töreninde ilk kez insanların karşısına çıkan Kılıçdaroğlu’nu dinlerken bende Tayyip Erdoğan konuşuyormuş duygusu oluştu.
Geçmişte tüm muhalefetin desteğini gördüğü Adalet yürüyüşünü yapan o değilmiş gibi şimdi çıkmış adil yargıdan, bağımsız mahkemelerden söz ediyor.
Toplumun büyük çoğunluğu iktidarın muhalefet üzerinde kurduğu bu yargı baskısının hukuki değil, siyasi olduğunu kabul etmesine karşın saray ağzıyla konuşan Kılıçdaroğlu şimdi de kendi partisi aleyhine açılan davaların savcılığına soyundu.
“Camdan evde oturanlar, başkalarının evine taş atmayacaklar.”
Ekmelettin İhsanoğlu gibi şeriat yanlısı birini tüm karar organlarını atlayarak Cumhurbaşkanı Adayı ilan eden Kemal Kılıçdaroğlu önce Fetöcü danışmanlarının hesabını vermeli.
2016 yılında HDP Milletvekillerinin tutuklanmasının önünü açan anayasa değişikliğine ”Anayasaya aykırı ama evet diyeceğiz” diyerek destek vermesi bir yana 2017 referandumunda mühürsüz oyların YSK tarafından geçerli sayılması karşısında yasal yollardan itiraz edilmesini niye engellediğinin hesabını vermeden kimden, hangi hakla hesap soracaksın?
Sıradan bir vatandaş bile kiracısını tahliye ederken bir süre tanır. Yangından mal kaçırırcasına bir Pazar günü sabahın köründe CHP Genel Merkezine Tomalarla, gaz bombalarıyla saldırılmasının baş sorumlusu olan Kemal Kılıçdaroğlu şimdi saray medyasının baş köşelerinde endam eyliyor.
Kılıçdaroğlu’nun artık sokağa çıkacak, halkın içine karışacak yüzü kalmadı.
Tüm yanlışlarına, politik tutarsızlıklarına karşın, köşesine çekilip bir “akil adam” tavrıyla bu partinin “Onursal Genel Başkanı” olabilme şansını yitiren Bay Kemal şimdi iktidarın kullanışlı aparatı haline geldi.
Günü geldiğinde tarih önünde tüm bu yaptıklarının hesabını verecektir elbet.
Gelelim bu kriz ortamından yararlanmak adına Kılıçdaroğlu’nu öne sürüp kendilerine siyasi ikbal ve çıkar sağlamaya çalışanlara.
Aynı çirkin yöntemlerle CHP İstanbul İl örgütüne kayyum olmayı içine sindirebilen yılların politikacısı Gürsel Tekin’de “hesap soracağız” diyor.
Gürsel Tekin öncelikle Kadıköy Belediyesinde görev yaptığı dönemin, şu an sahip olduğu mal varlıklarının, oğlu ve gelininin yaşadığı lüks yaşamın hesabını versin
Aynı Gürsel Tekin,
Bodrum’da kiraladığı ve 4 yıl boyunca kirasını ödemediği üstelik tahliye kararı karşısında ev sahibinden hangi yüzle para talep ettiğinin hesabını versin .(Konuyla ilgili devam eden dava dosyasında ev sahibinin iddiaları ve belgeler mevcuttur.)
CHP’ de görev verilmeyince tüm yandaş medyayı dolaşıp aylardır CHP ve yönetimi aleyhine yayınlar yapan Barış Yarkadaş geçmişte AKP’li Tuzla ve Akfırat Belde Belediyesiyle yaşadığı akçalı işlerin hesabını vermeden kimden hesap soruyorsun
2004-2009 yılları arasında henüz ilçe statüsü kazanıp Tuzla’ya bağlanmamış olan Akfırat’ın belediye başkanı Hilmi Yıldız 2008 yılında beldede patlak veren çok büyük imar usulsüzlükleri, yolsuzluk, rüşvet ve arazi peşkeşi iddialarıyla önce AKP’den ihraç edildi, sonra da İçişleri Başkanlığı tarafından görevden alındı (Cezaevine atılmadı!)
Soruşturma dosyasına giren 2008 tarihli dinleme kayıtlarında, Barış Yarkadaş’ın sahibi olduğu yayın organı bünyesinde belediye yönetimini savunmaya yönelik ya da belirli odaklar lehine “ısmarlama gazete” hazırladığı, basılan 12 bin gazetenin bölgede dağıtımını üstlendiği ve bunun planlaması için başkanın oğlu Enes Yıldız ile sık sık iletişimde olduğu ileri sürülmüştür.
Tüm bu eleştiri ve suçlamaları “gazetecilik faaliyeti” olarak savunan Barış Yarkadaş şimdi de aynı görevi sürdürüyor ve AKP iktidarının devamı için elinden geleni yapıyor.
Bir diğer Kılıçdaoğlu yandaşı da Mehmet Sevigen.
Kendi damadının bile “rüşvet dağıtmakla” suçladığı bir dönem Deniz Baykal’ın en yakınındaki kişi olan Sevigen, İstanbul Seyrantepe’de bir arsanın imar durumunun değiştirilmesi ve bir inşaat projesine kredi sağlanması iddialarının hesabını vermeden hangi yüzle hesap soracakmış?
2004 yerel yönetim seçimleri sırasında en son yapılan Adana Mitinginde platformu yöneten kişi olarak bana telefon açıp CHP’nin en büyük rakibi Aytaç Durak hakkında “olumsuz sözler söyleme” diyen Mehmet Sevigen meğer dolaşmadığı parti kalmayan Aytaç Durak’la pazarlık yaptığı iddialarını unutup aklınca CHP’yi arındıracakmış.
Kendileri siyaset arenasında çamura batmış kimileri bırakın hesap sormayı, tüm bu yaptıklarının, kirli siyasetin hesabını er geç vereceklerdir.
Doğrusu AKP, Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi gibi kullanışlı aparatları mumla arasalar bulamazlardı. Tüm bu yaşananlara rağmen inanıyorum ki aydınlık günlere ulaşacağız.