Mutlak butlan kararının kendisine daha önce bildirildiği anlaşılan Kemal Kılıçdaroğlu daha karar açıklanmadan bir video paylaşarak arınma çağrısı yaptı!
“Emanete kara çalınamaz, hele ki bu ulu çınarın gölgesi haramın ve kirlenmişliğin sığınağı olamaz, gerektiğinde arınmasını da bilir ama yolundan dönmez.”
Aslında çağrıda söylenenlere kimse karşı çıkamaz.
Doğrudur, CHP’nin mutlaka safralarını atması, ayrık otlarını temizlemesi gerekir.
Örneğin, Özlem Çerçioğlu gibi birini bu partinin başına kim bela etti?
Burcu Köksal gibi ırkçı, faşist birini yıllarca CHP’de kim korudu, kolladı?
Lutfü Savaş gibi gerici birini bir kurtarıcı gibi Hatay’da ısrarla kimler belediye başkanı yaptı?
Mehmet Ali Çelebi denen döneğin nikah şahitliğini kim yaptı?
16 Nisan referandumunun ardında mühürsüz oyların YSK tarafından geçerli sayılması kararına karşı Atilla Kart’ın CHP adına Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurmasını kim önledi?
Toplumdaki güçlü “kazanamayacak aday” algısına rağmen adaylıkta direnen kimdi?
CHP’nin kendi sadık kadrolarının meclis dışında kalmasına neden olan, toplam oy oranları yüzde 1- 2 yi geçmeyen partilere 39 milletvekilliği kontenjanı veren kimdi?
Seçimin ikinci turu öncesinde Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ ile CHP Genel Sekreteri ve MYK üyelerinden bile gizli olarak gizli protokolü kim imzaladı?
2016 yılında AKP’nin meclise getirdiği ve HDP’li milletvekillerinin tutuklanmasının önünü açan dokunulmazlıkların kaldırılmasına yönelik anayasa değişikliği teklifine “anayasaya aykırı ama evet diyeceğiz “diyen kimdi?
Kılıçdaroğlu, partinin vizyonunu değiştirmeye çalışırken CHP içindeki ulusalcı, sol veya geleneksel çizgideki pek çok deneyimli ismi tasfiye etti ya da pasifize etti. Kurultay delegeleri üzerindeki hakimiyetiyle parti içi muhalefeti tamamen etkisiz hale getirdi, iktidarı “tek adamlık” ile eleştirirken CHP’yi de benzer bir lider hegemonyasına soktu.
Şimdi aynı Kılıçdaroğlu iktidarın talimat ve desteğiyle sandıkta alamadığı CHP’ye çökmeye çalışıyor.
Daha doğrusu iktidarın CHP’ye yönelik son altın vuruşunun kahramanı olma utancını taşıyor.
Kim ne derse desin, geçmişte seçim yenilgisi ardından Kemal Kılıçdaroğlu’na yapılan itibar suikastına en çok karşı çıkanlardandım.
Ama şimdi aynı şeyi Kılıçdaroğlu’nun kendisi kişilere değil doğrudan CHP’nin kurumsal kimliğine yönelik yapıyor.
Son bir yıldır saray medyasında her gün CHP aleyhinde kampanya örgütleyen, tetikçilik yapan Kılıçdaroğlu’nun suç ortakları şimdi akılları sıra CHP’ yi arındırmaya çalışıyorlar.
Oysa CHP’nin en başta Kemal Kılıçdaroğlu başta olmak üzere bu yalakalardan arınması, bu ayrık otlarından kurtulması gerekir.
Özgür Özel ve ekibinin de elbette kimi hataları, eksikleri, aday belirleme konusunda yanlış tercihleri olmuştur.
Neredeyse dünyanın en eski ve köklü partilerinden biri olan CHP gibi bir kitle partisinde ararsanız çok kusur bulabilirsiniz.
Ama siyasal ahlak ve parti disiplini açısından bakıldığında esas olan kusur aramak değil, doğru ve yapıcı eleştirilerle demokrasi mücadelesine katkı koymaktır.
Kemal Kılıçdaroğlu ve benzeri siyasetçiler belki parti başkanı olabilirler ama hiçbir zaman lider olamazlar.
Kimileri kabul etmek istemese de Özgür Özel, artık bir partinin genel başkanlığından öte barış ve özgürlük mücadelesinde bir halk lideri haline gelmiştir.
Ancak bunca emeğe, baskı ve engellemelere, bu kadar çok dönek ve proje adamına karşın gelinen şu noktada, Özgür Özel’in bir kez daha sarayın maşası haline gelmiş Kılıçdaroğlu’na inanma, ekibiyle uzlaşma hakkı ve lüksü yoktur.
Tek adam rejimini sürdürmek için Selahattin Demirtaş’ı ikna çabaları sonuç vermeyince Kılıçdaroğlu ve ekibine yönelen iktidarın yarattığı bu krizi fırsata dönüştürme imkanı doğmuştur.
Saraçhane’den bugüne sokakta oluşan sinerjiyi iktidara yönelik bir enerjiye dönüştürebilmek için hiçbir zaman olmadığı kadar uygun koşullar oluşmuştur.
Siyasi tarihimizde toplumsal muhalefet hiç bu kadar güç birliğine hazır olmamıştır.
Kılıçdaroğlu’nun daha ilk günden yaptığı icraatlar niyetini açığa çıkarmıştır.
Türkiye toplumu Kılıçdaroğlu ve ekibiyle uzlaşarak saraya uygun bir muhalefet yürütmenizi değil, bu iktidardan kurtulmayı bekliyor.
Ya iktidarın CHP’yi bölme, olmadı etkisizleştirme daha olmadı Kılıçdaroğlu eliyle teslim alma politikasına esir olacaksınız ya da siyasallaşmış bir yargı, ülkeyi yönetemez hale gelmiş bir iktidar yüzünden nefes bile alamaz hale gelmiş halkın hak-hukuk-adalet mücadelesine omuz vereceksiniz.
CHP ve Özgür Özel çok önemli bir dönemeçte halkın beklentilerine uygun bir tavır ve politika, bir yol haritası belirlemek zorundadır. Kılıçdaroğlu ve ekibi inandırıcılığını yitirmiş, sermaye düzeninden ve iktidardan yana taraflarını açıkça ifşa etmişlerdir.
Gün birlik olma, toplumsal muhalefeti yeniden örgütleme günüdür.