Son zamanlarda Türkiye’de yapılan bunca operasyon, iftira, kara çalma, hedef gösterme, itibarsızlaştırma uygulamalarından sonra doğrusu Rasim’in tutuklanması beni hiç etkilemedi.

Oysa masumiyet karinesine özen gösterilmesini savunan, her koşulda tutuklamanın tedbir olarak düşünülmesi, insanların özgürlüğünden yoksun bırakılmamasını isteyen barış sevdalısı bir insanım.

Ama geçmişte Rasim’in çok insanın canını yaktığını, birçok insanı özel hedef göstererek itibar suikastı yaptığını da biliyorum.

O yüzdendir Rasim’e karşı bu duyarsızlığım!

Kütahyalı, sadece bireyleri değil, etnik ve toplumsal grupları da ekran arkasından hedef alan ifadeler kullandı.

Boşnak halkına yönelik son derece çirkin, ırkçı ve belaltı bir ifade kullandı ve üstelik bunu bir Tv. programında canlı yayında yaptı.

Yakın tarihte kendisini eleştiren Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu gibi muhalif gazeteciler hakkında suç duyurusunda bulunurken, bu gazetecilerin “evlerinin basılması ve gözaltına alınması” yönünde emniyet birimlerine açık çağrılar yaptığı hafızlarımızda çok taze olarak duruyor.

Yazdığı bir mesaj, söylediği bir söz ve eleştiri yüzünden insanların hayatları karartılırken “halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme, yargıyı yönlendirmeye çalışma” suçlarını defalarca tekrarlayan Rasim’in şimdiye kadar “saraya yakın gazeteci” sıfatıyla daha neler yaptığı zamanla ortaya çıkacak.

Hatırlarsanız 2025 yılının ilk aylarında sosyal medya ve televizyon kanalları üzerinden ana muhalefet partisini hedef alarak “CHP’ye yakında kayyum atanacak” iddiasını ortaya atmıştı.

O günlerde bu tür bilgi ve belgeleri ona servis edenler Rasim’in artık görevini tamamladığını düşünmüş olacaklar ki her zaman olduğu gibi onu da sıkılmış bir limon gibi çöpe attılar.

Özetle; Rasim Ozan Kütahyalı’nın medya kariyeri; yargı süreçlerini manipüle etmek, muhalif isimleri “terör” veya “darbe “torbasına atarak savcılara hedef göstermek ve toplumsal fay hatlarını kaşıyan agresif bir üslup kullanmak üzerine kurulmuştur.

Kütahyalı, kendisiyle aynı siyasi çizgide durmayan veya iktidarı eleştiren meslektaşlarını sık sık “devlet düşmanı”, “vesayetçi” ya da “terör sevicisi” ilan etmiştir.

Geçmişte Fetö olayları sırasında kazara Fetöcü olarak bilinen bir bankadan maaşını aldığı ya da burs paraları bu bankaya yatırıldığı için yıllarca cezaevinde kalan, mağdur olan bunca insan varken aynı bankadan milyonlarca kredi kullanan ve buna karşın her önüne geleni Fetöcü, darbeci diye şikayet eden de aynı Rasim olunca doğrusu onun tutuklanmasına üzüldüm dersem yalan olur.

Özel yaşamına hiç girmeyeceğim, onu dünya alem biliyor.

Ancak evde bir karısı ve iki çocuğu olduğunu, onların kendisine ihtiyacı olduğunu nihayet hatırlayabiliyor.

İBB sanıklarında Murat Ongun’u tıpkı muhalif gazetecilere yaptığı gibi, devletin resmi kurumlarına, savcılara ve emniyete açıkça hedef gösterdi.

Gün olur, devran döner.

Bakın Rasim tutuklanarak cezaevine gönderilmeden önce neler söylüyor.

“Beni Silivri’ye atacaklar, orada beni öldürecekler. Eğer orada başıma bir şey gelirse, intihar etti derlerse sakın inanmayın. Ben intihar etmem, beni orada öldürürler.”

Hatırlayın; geçmişte bir tv programında her zamanki o küstah tavrıyla İBB’ye yönelik yürütülen “yolsuzluk” soruşturmasına ilişkin iddianameyi değerlendirirken Murat Ongun’la ilgili neler söylemişti.

“Murat Ongun ya itirafçı olacak ya da hapisten cesedi çıkarsa şaşırmam. Thodex’in sahibi çocuk öldü gitti.’ Aaa Murat Ongun içeride kendini asmış’ derlerse şaşırmam.”

Adına ister ilahi adalet deyin, isterseniz “hiçbir suç cezasız kalmaz.” Deyin.

Şimdilik Silivri’de değil, Adana Kürkçüler E Tipi Kapalı Cezaevi’nde ama belki daha sonra Silivri’ye gönderilir.

Murat Ongun ne itirafçı oldu ne de yol arkadaşlarını sattı.

Ama senin kimleri satacağını, kimleri yakacağını doğrusu merak ediyorum.

“Allah’ın sopası yok” derler ya Rasim’de şimdi geçmişte yaptıklarını çekiyor.

Tüm bunları yazarken inanın zorlanıyorum.

Düşene vurulmaz. Yatmayan bilmez, cezaevlerinin o soğuk yüzünü.

Hele de haksız yere orada olduğunu bilmek çok daha zor gelir insana.

Ben yine de ailesi ve özellikle çocukları için tez zamanda özgür kalmasını, yargılamasının tutuksuz yapılmasını diliyorum.

Bu arada kiminin daha iddianamesi bile hazırlanmadığı, kimilerinin Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesin tahliye edilmeleri kesin kararına rağmen cezaevlerinde tutulduğu tüm mağdurların acilen özgürlüklerine kavuşabilmeleri için gerekli adımların atılmasını diliyorum

Adalet ve hukuk bir gün herkese lazım olacaktır.