HAMAM YASAĞI…\nBilirsiniz; Osmanlı, hamamlarıyla tüm dünyada ün salmıştır. Bir de tellaklar vardır, kese atar. İşte Osmanlı’da tellaklar adına da bir yasak vardı. Mesela; Arnavutların asla hamamlarda çalışamayacağını biliyor muydunuz? O dönem Lale Devri yaşanırken, halk sefilliğe düşmüştü. Eskiden hamam tellaklığı yapmış Halil ise Arnavut bir yeniçeriydi. Halil yönetimden memnun olmadığı için, ‘Patrona Halil İsyanı’ denilen bir ayaklanma başlattı. Bu ayaklanma Lale Devri’nin sonunu getirdi ve isyan sebebiyle saraydan birçok kişi idam edildi. Birçok vergide de bu isyan dolayısıyla indirime gidildi. Ardından Halil bir şekilde yakalanarak öldürüldü. Az evvel Halil’in tellaklık yapan bir Arnavut olduğunu söylemiştim. İşte bundan etkilenen yönetim her türlü isyana karşı tedbirli olmak için, o dönem hamamlarda tellak olarak çalışan tüm Arnavutların işine son verdi. Hamamlarda Arnavutların çalışmasıysa tamamen yasaklandı.\n\nSOKAĞA ÇIKMA YASAĞI…\nO dönemde sokaklar devlet tarafından yeterince aydınlatılamıyordu. Eee teknoloji gelişmiş değil elbet! Her yer karanlıkken, sokaklarda da güvenlik açığı ortaya çıkıyordu. Bu yüzden türlü suçları ve fenalıkları önlemek adına bir yasak geldi. İstanbul’da yatsı ila sabah ezanı arasında sokağa çıkmak yasaklandı. Ama bununla da bitmedi, bu saatler arasında kendi evinizde bile ışıkların yanması yasaklandı. Böylelikle içki ve eğlence faaliyetlerini azaltmak amaçlanıyordu. Bu karar her gün olmasa da sık, sık uygulandı.\n\nKAYIK YASAĞI…\nFatih Sultan Mehmet zamanı… Sevgiler boğazın ve Haliç’in iki yakası arasında yolcu taşıyan kayıklarda buluşmaya başlamıştı. Bu durumdan rahatsız olan yönetim, kadınlar ve erkeklerin aynı kayıkta buluşmasını yasakladı. Yalnızca yaşlı kadınlar, erkeklerle beraber yolculuk edebiliyordu. Abdülhamit Han Dönemi’ne kadar süren bu karar birçok kez uygulanmadı. Saray bu karara itibar gösterilmemesine öfkelenerek kayıkçılar kâhyasına şöyle bir ihtarname gönderdi; “Bundan önce de tembih edilmişti: Taze avratların Levent Tayfası ile kayığa binip gezmelerine engel olacak ve bu yasağı bütün kayıkçılara tekrar, tekrar tembih edeceksin.”\n\nKAHVEHANE YASAĞI…\nKanuni Sultan Süleyman zamanında kahvehane kültürüyle tanışan İstanbullular, kısa sürede burayı sosyal aktivite haline getirmişti. İlk kahvehane ise 1554 yılında açıldı. Kısa bir süre sonra kahvehaneler devlet tarafından hoş karşılanmayarak yasaklandı. Sonrasında bir zararı olmadığı anlaşılınca yeniden açıldı. İlerleyen süreçte IV. Murat tahta geçerek tütün ve alkol tüketimini tamamen yasakladı. Kahvehanelerde devlet aleyhine konuşuluyor diyerek tüm kahvehaneleri de kapattı. Bu karara itibar etmeyip, kahvehane açanların ise vay haline! Çünkü hepsi idam edildi! \n\nGAYRİ MÜSLİMLERİN CARİYE SATMA YASAĞI…
İstanbul'da büyük bir esir pazarı bulunuyordu. Ticaret amacıyla gelen yabancıların kısa bir süre buradan esir ve cariyeleri alıp kullandıktan sonra sokağa bırakmaları üzerine 1559 yılında çıkartılan kanunla gayrimüslimlere esir satılması yasak edildi. \n\nKİLİSELERDE ÇAN ÇALMA YASAĞI…\nOsmanlı zamanında bütün dinlere serbestlik verilmiş ve ibadetlerini serbestçe yapabilmeleri sağlanmış, ama tek bir konuda kısıtlama getirilmiş ve kiliselerde çan çalınması yasaklanmıştı. Yasak 1856'da imzalanan Paris Anlaşması'na kadar devam etmiş, bu tarihten sonra kiliselere çan kuleleri yaptırılmış ve âyin zamanlarında çan çalınır olmuştu. \n\n***\nAtalarımızın geçmişte neler yaptığını, nasıl davrandıklarını, ne gibi kararlar verdiğini araştırmak hep dikkatimi çekmiştir. Ne, Nerede, Ne Zaman, Nasıl, Niçin ve Kim?, ‘5 N 1 K’ misali bunları anlamak, öğrenmek oldukça kıymetli ve önemli. \n600 yılı aşkın süredir 7 kıtaya hükmetmiş, tarihi zaferlerle dolu Osmanlı Devleti’nde uygulanan ‘Yok Artık!’ dedirten yasaklardan bazılarını sizlerle paylaşmaya çalıştım. Umarım sizin de dikkatinizi çekmiştir. Şahsen ben çok şaşırdım! \n\nKaynak: YouTube- Bilgi Otağı\n