Sadece iş yapan ve aynı zamanda duyguları olmayan, hissetmeyen bir araç gibi muamele gördüler. Erkeklere formda kalmaları için dans ettirdiler ve onlarla alay ettiler. Kadınlar ve çocuklar ise mürettebat tarafından sık, sık hırpalandılar. Yeni Dünya olarak tanımlanan Amerika’ya ulaşan bu mazlum insanlara bugün ne olduğunu herkes biliyor. \n

KÖLE TİCARETİ 20. YÜZYILIN BAŞLARINDA YASAKLANDI

Kölelik uygulamasını getiren bu zihniyetler bugün zenginlikleriyle övünüyorlar. Ancak tarihlerindeki bu utanç verici eylemleriyle son derece acınası damgalar yediler.

Peki, bu köle ticaretinden sonra, Afrikalı krallıklara ne oldu? Afrika Kıtası on milyonlarca sağlıklı nüfusunu kaybetti. Aynı zamanda kölelerin çoğu erkek olduğu için nüfus artışında uzun vadeli sorunlar yaşandı. Köle ticareti 20. yüzyılın başlarında Amerika ve Avrupa’da yasaklandı. Ekonomileri köle ticaretine bağlı olan Afrikalı krallıklar ise, Avrupalılar tarafından sömürüldüler. Daha da kötüsü, asimilasyona (baskı altında) maruz kaldılar.

Amerika’nın keşfi ve Avrupa’nın zenginleşmesiyle yükselen rekabetler I. Dünya Savaşı’nı körükleyen etkenlerden oldu. Hemen her bakımdan Atlantik köle ticareti, yüzyıllar boyunca devam eden ve bugünün fakir toplumlarına etkisi çok ağır olan büyük bir adaletsizlik örneğidir.

***

Peki, siz bugün köleliğin olmadığını söyleyebiliyor musunuz?

Ülkelerin kanunen köle ticaretini yasaklamış olması ve de her insanın özgürlük, yaşama gibi haklarının anayasalar önünde korunuyor olması, onların her türlü şekilde hayatlarına devam ettikleri anlamına mı geliyor? Daha da açık olayım; Bugün Afrika ülkelerinin yanı sıra Hindistan, Afganistan gibi ülkelerde insanların yüzlerine baktığınızda genellikle mutlu olmadıklarını görürsünüz. Hatta zenginin daha da zenginleştiğini, fakirin ise daha da fakirleştiğine şahitlik ediyoruz. E tabii son dönemde kendi ülkemizde de durum böyle değil mi?

DÜNYA NİMETLERİNDEN SADECE BİR TAKIM AZINLIK FAYDALANIYOR

Öyle ki, insanlar temel geçimlerini sağlayabilmek adına her gün yoğun şartlarda çalışmaktalar. Bunun karşılığında ise karınlarını doyurmaktan daha ötesine geçemiyorlar. Çünkü işverenler onları asgari maaşlarla çalıştırdığı gibi, devleti yönetenler de işçi kesimden yığınla vergiler alıyorlar. Dolayısıyla bu insanlar hayat kalitelerini katiyen arttıramıyorlar.

Buna rağmen insanlar, en azından işimiz var ve karnımız doyuyor diye seviniyorlar. Ancak bu duyduklarınızın en kötüsü değil. Çünkü bu insanların haricinde mesleği ne olursa olsun iş bulamayan milyonlarcası daha var. Yani asgari ücretle çalışmaya dünden razı olan, ruhen ve bedenen her anlamda sömürülmeye razı olan insanlar…

Evet, moral bozucu ama maalesef ki bunlar bir gerçek. Bugün dünyanın zenginlikleri ve nimetleri sadece bir takım azınlık kimseler tarafından tüketilirken, geri kalan milyarlarca insan sefalet ve açlıkla boğuşuyor. Dünya nimetleri bu kadar bol ve yeterliyken, hatta ne kadar zengin olursanız olun insan ömrünün süresi aşağı yukarı belliyken, varlıklı insanların bu kadar doyumsuz olma sebebini anlamak gerçekten zor.

***

HERKES VARLIKLI OLSAYDI…

Sanırım zamanın ilerlemesi sadece teknolojinin gelişmesini sağladı. Yani binlerce yıllık insanlık döneminde kölelik belki de asla yok olmadı. Belki de sadece ismi değiştirildi ve başka kılıflara sokularak sıradan insanların önüne yeniden servis edildi. Açıkçası bundan sonra da düzenin değişeceğini sanmıyorum. Çünkü zenginler daima kendilerine hizmet edilmesini isterler ve fakirlere karnını doyurabileceğinden daha fazlasını vermezler. Eğer herkes varlıklı olsaydı bugün çarşıda-pazarda gördüğümüz zahmetli meslekleri kimse yapmazdı. Sanırım bu yüzden birileri mevcut düzeni daima korumaya çalışacak.

KAYNAK: https://www.youtube.com/channel/UC4sU...