Geçmiş yılları düşündüm..
O güzelim yıllardaki zenginlikler gelip geçti gözümün önünden film şeridi gibi..
-Saygı vardı..
-Yitirdik.
-Edep vardı..
-Arar olduk.
-Komşuluk ilişkilerimiz "tavan" yapmıştı..
-Üzerimize çöktü.
-Mahallemizin bekçileriydik..
-Düdüğümüz askıya alındı.
-Üç sokak ötemizde bir cenaze olsa;
Radyolar açılmaz, kahkaha atılmaz, yüksek sesle konuşulmaz, şaka yapılmaz, cenaze evi asla yalnız bırakılmaz, "yemek adına" evde ne varsa, Allah ne verdiyse götürülürdü..
Bugün o da yok, o da bitti, kaybolup gitti.
Sözünü ettiğim o güzelim yıllarda, ekmek gerçekten "ekmek" idi.. İçi doluydu, iki - üç kişiyi doyururdu.. Bugün o nimette birilerinin elinde malesef "bir lokmacık" duruma düştü..
Bugün, tek kişinin "dişinin kabuğuna yetmeyen" ekmeği bu duruma düşürenler, yaptığından utanıyor mu acaba?
Zam sonrası efendilerde bahane o kadar çok ki..
Saymakla bitiremezler..
Fırıncı, un satanı suçlar.. Un satan, yağ satanı suçlar.. Yağ satan, maya satan, su satanı suçlar.. Belediyeler, hepsini suçlar..
Suçlunun kim olduğunu bilmenize imkan yok.
Tam da bu noktada;
"En değerli nimetlerimizden biri olan ekmeğe her fırsatta kallavi zammı yapanlar, gramaja neden zam yapmaz?" sorusu sorulmaz da, ne yapılır?
Hangimiz evine götürdüğü ekmeğin gramajını biliyor?
Hangimiz ekmeğin "balon misali" şişirildiğinden haberdar?
Ve.. Hangimiz;
Hangileri olamayanlara, hangileri olmaları gerektiğini hatırlatıyor?
Bilen, "üç adım" öne çıksın.