Kendisini 8 yıl önce 28 Eylül 2013 de kaybettiğimiz değerli yazar Turgut Özakman'ın " Atatürk ve Hilafet" ile ilgili anekdot'unu okuduğum ilk andan itibaren hiç unutmadım.
Yeri geldiği her mekanda da anlattım.
Bu gün de, siz değerli okurlarımla paylaşmak istiyorum.
***
Öğleden sonra, kar beyaz sarıklı,aksakallı, cüppeli, mest lastikli bir milletvekili Mustafa Kemal Paşa'yı "direksiyon binası"nda ziyarete geldi.
o gün meclis tatildi.
Paşa; güncel, basit, sıradan tartışmalara hiç katılmayan bu olgun din adamını severdi.
Hiç beklemeden kabul etti.
Saygıyla karşıladı, ona yer gösterdi.
Oturdular; karşılıklı hal hatır sordular.
Kısa bir sohbetten sonra, hoca konuya girdi.
"Güzel paşam, sen bu millete Allah'ın bir lütfusun.
Bu güne kadar sen beni hoş tuttun, ben de seni başımız bildim. Bu güvene dayanarak sana bir teklifte bulunmaya geldim" dedi.
Mustafa Kemal Paşa merakla;
"Buyurun" dedi.
"Anladığım kadarıyla padişahlık gidiyor..Belki bir gün 'hilafet'de tarihe karışacak.
Paşa gülümsemekle yetindi,hoca konuşmasına devam etti:
"Yüzlerce yıllık düzen değişecek, içeriden, dışarıdan, bilir, bilmez birçok düşman kazanacaksın..Hayatın hep tehlikede olacak.Bunları halkın iyiliği için yapıyorsun ama, bakalım halk kadrini bilecek mi?..Gel bu işten vaz geç...Kurban olduğum Allah sana 'yürü be kulum' demiş...Saltanatı da, hilafeti de üzerine al.
Bu günkü kudretine, şanına, bunların kuvvet ve şerefini de ekle...Tahtınla, devletinle, sarayınla, hareminle, hazinenle keyfince yaşa..."
Hoca , derin bir soluk alarak, sözünü tamamladı.
"Benim teklifim bu... Artık ötesini sen bilirsin"
Mustafa Kemal duygulanmıştı.
Öne doğru eğildi;
"Dediğiniz doğrudur. Bazı insanlar bilir bilmez, bana düşman kesilecek. Belki de hayatım sürekli tehlikede olacak"
Konuşma şöyle devam etti;
"Evet, evet!"
"Ama sevgili hocam, milletin önüne düşen bir adam artık kendini, keyfini, cebini, çıkarını, rahatını, ailesini,, geleceğini değil; milletin ihtiyaçlarını, zamanın gereklerini temsil eder..Bu yüzden tasvir ettiğiniz hayat, hoşuma gitse bile kabul edemem...Millet yolundan geri dönemem. Artık millet de buna izin vermez"
Uzanıp, sevgiyle hocanın elini tuttu;
"Ben bu görevi, her türlü tehlikeyi göze alarak üstlenmiştim...Benim için hayır dua ediniz"
Hocanın gözleri doldu.
Karşısında, rahatı, güveni, saltanatı, zevki, keyfi değil, halkının yararı için zoru seçen, öldürülmeyi, iftiralara ve haksızlıklara uğramayı göze almış bir insan, adam gibi bir adam vardı.
Duygulandı, gözleri ıslandı, sonra onu saygıyla kucakladı.
***
Mavi gözlü "güzel adam" seni hiç kalbimden çıkarmayacağım.