Adana, sıcakkanlı insanları, zengin mutfağı ve canlı sokaklarıyla bilinen bir şehir. Ancak bu canlılığın gölgesinde, uzun yıllardır süregelen ve giderek artan bir sorun yatıyor; Kaldırım işgali… Yayalar için tasarlanmış bu alanlar, ne yazık ki seyyar satıcıların tezgâhları, esnafların ürünleri, masa ve sandalyelerle dolup taşıyor. Bu durum, sadece estetik bir problem olmaktan çıkıp, şehirde yaşayan her bireyin gündelik hayatını zorlaştıran bir engele dönüşüyor.

***

Kaldırımlar, engelli bireyler, yaşlılar, çocuk arabalı ebeveynler, hatta sıradan yayalar için güvenli bir geçiş alanı olmaktan çıktı. Öyle ki, vatandaşlar araç trafiğinin içine girmek zorunda kalıyor. Bu da ciddi güvenlik riskleri oluşturuyor. Özellikle tekerlekli sandalyeli veya görme engelli vatandaşlar için bu durum, adeta bir eziyete dönüşüyor.

Bu karmaşık sorunun birden fazla muhatabı var. Öncelikle, Büyükşehir ve ilçe belediyeleri bu işgalin temel sorumlusu. Belediyelerin görevi, şehirdeki düzeni ve güvenliği sağlamaktır. Kaldırımların yayalara ait olduğunu hatırlatacak ve bu kuralı uygulayacak olan kurum onlardır. Denetimlerin yetersiz kalması, ceza mekanizmasının etkin işlememesi, işgalin bu denli yaygınlaşmasının en önemli nedenlerinden biri.

Bir diğer önemli aktör ise polis ve zabıta teşkilatı. Zabıtanın asli görevi, belediye sınırları içerisindeki düzeni ve kanunları uygulamaktır. Polis de genel asayişin sağlanmasında önemli bir rol oynar. Ne var ki, kaldırım işgali vakalarında bu kurumların müdahalesi ya gecikiyor ya da hiç olmuyor. Bazı durumlarda yapılan göstermelik denetimler ise, soruna kalıcı bir çözüm getiremiyor.

Ancak, sorunun sadece yetkililerde olduğunu söylemek hem eksik, hem de adaletsiz bir yaklaşım olur. Çünkü esnaf ve seyyar satıcılar da bu sorunun birer parçası. Kısa vadeli ticari kaygılarla kamusal alanı işgal eden bu kişiler, aslında uzun vadede kendilerine de zarar veriyor.

***

Vatandaşların da bu konuda bilinçli olması da gerekiyor. Kaldırım işgalini bir “aymazlık” olarak görmemek ve yetkililere şikâyette bulunmak, çözüm sürecinin bir parçası olabilir. Sessiz kalmak, bu sorunun büyümesine zemin hazırlıyor.

Adana'da kaldırım işgaline “dur” diyecek olan tek bir kurum ya da kişi yok. Bu, çok aktörlü, komple bir sorun ve çözümü de ancak belediyeler, zabıta, polis, esnaflar ve vatandaşların işbirliğiyle mümkün olabilir. Şehrin düzeni ve güvenliği için, bu tarafların sorumluluk alması ve ortak akılla hareket etmesi gerekiyor. Aksi takdirde, Adana kaldırımları, yaya yolundan çok birer engel parkuruna dönüşmeye devam edecek. Unutmamalıyız ki; düzensiz ve güvensiz bir şehir, kimse için cazip değildir.

Gerek görsel ve yazılı basın, gerek köşe yazarları, gerekse sosyal medya kullanıcıları konunun muhataplarını görevlerini yerine getirmeleri için, üstüne düşeni fazlasıyla yapıyor. Fakat nafile… Bildiğiniz üzere, ne bir yaptırım, ne bir ceza, ne de bir önlem alınmıyor. Asıl trajik olan ise, kaldırım işgaline yönelik şikâyetlerde, işletmecinin; “Belediye bizden işgaliye parası alıyor!” söylemidir. Bu durumda hem belediye, hem de firma sahiplerinin tuzu kuru. Olan yine her zaman olduğu gibi vatandaşa oluyor. Ortada saçma bir yasa olduğu gerçek. Ee, o halde bu kaosa kim ‘dur’ diyecek?