Bazı insanlar yoga yaparak, bazıları ise sabahları yeşil çay içerek hayata tutunur. Ben ise güne bankaların müşteri hizmetleri ya da 0850'li numaraların o hırçın, ama tutkulu melodisiyle uyanmaya alışıktım.

Şimdi ise telefonum bir Budist rahibi kadar sessiz.

Meğer insanın içini ısıtan şey güneş değil, kredi kartı asgarisini son saniyede yatırmanın verdiği o saf adrenalinmiş.

Eskiden bir amacım vardı. Mesela, A bankasından çektiğim nakit avansla, B bankasının taksitini kapatırken, kendimi bir Grandmaster (Büyük usta) satranç oyuncusu gibi hissederdim. O "takla attırma" anındaki matematiksel deha, bugün NASA mühendislerinde bile yok.

Şimdi ne mi yapıyorum?

Zamlı maaşım yatıyor, faturalar ödeniyor ve ayın geri kalanında tavanı izliyorum.

Yani, bu hayatın heyecanı meyecanı yok!

Bir avukatla telefonda karşılıklı, "Siz bilirsiniz beyefendi!" restleşmesi yapmadan geçen bir gün, yaşanmış sayılır mı?

***

Geçen gün başıma gelen o korkunç olayın hala şokundayım. Bir arkadaşım aradı, sesi titriyordu; "Kanka," dedi, "sıkıştım, 5 bin lira lazım."

Birden o büyük dehşeti yaşadım; Arkadaşım benden borç istedi!

O an dünya başıma yıkıldı. Vücudum bu alışılmadık duruma tepki vermiş, bayılmışım! Gözlerimi açtığımda zar zor kendime gelebildim. Ben ki alacaklıların "Adresine geliyoruz!" mesajlarıyla kahve içmeden ayılamayan adamdım…

Birine borç verebilme ihtimali beni komaya soktu. Bünyem reddediyor!

Benim genlerimde "Alacaklı" kodu yok, ben doğuştan "Borçlu" olarak kodlanmışım. Borçsuz bir hayat, pilsiz bir kumanda gibidir; elinde tutarsın ama hiçbir şeyi değiştiremezsin.

Eskiden banka şubesine girdiğimde, güvenlik görevlisi çatık kaşlarla elini beline atar, gişe memurları "Yine mi bu?" dercesine göz devirirdi.

Bir ağırlığım, bir karizmam vardı...

Geçen gün kredi istemeye gittim, banka müdürü bana çay ikram edip, "Sizin nakit akışınız çok düzgün, isterseniz biz size mevduat hesabı açalım" dedi.

Yıkıldım, hakaret gibi geldi!

Koskoca banka bana, "Zenginsin!" imasında bulundu.

Ben bu aşağılanmayı hak edecek ne yaptım?

Kredilerimi kapatmak, hayatımın en büyük stratejik hatasıydı.

***

Şu an önümde iki yol var; Ya hemen gidip hiç ihtiyacım yokken 60 ay vadeli, değişken faizli bir "Hayalleri yıkma kredisi!" çekeceğim. Ya da bu anlamsız, huzurlu ve sessiz hayatın içinde sıkıntıdan patlayacağım.

Beni özleyin dostlarım...

Eğer bir gün beni bir beyaz eşya mağazasında 36 taksitle, hiç kullanmayacağım bir sanayi tipi hamur yoğurma makinesi alırken görürseniz bilin ki; ben hayata geri döndüm.

Anlayana…