Diğer aile bireylerinin yanlışları, kusurları, hataları büyük ağabey tarafından gözlemlenir. Bu konularda tecrübelerini küçük kardeşe aktarmayı kendine görev bilir. Birçok örnek verir en değer verdiği kardeşine, ‘Büyüyünce sen de diğer ağabeyin gibi olma. Sözünün eri, işinde-gücünde, akıllı-uslu ol. Başkasının parasında, malında, eşyasında gözün olmasın. Saygından, terbiyenden ve adamlığından ödün verme. Bir insanın paradan daha kıymetli şeyi itibarıdır. Sakın ola itibarını kaybetme’ der ve sonra birlikte yaptıkları aktivitelerden birini yapmaya koyulurlar. En eğlenceli sırada bile kendi bildiklerini, yani bir nevi hayat tecrübelerini küçük kardeşine aktarmakta ustadırlar. Ama konuşulan her konu, anlatılan her şey bir masal gibi gelir. Ciddiye almadığından değil, bilakis çok ciddiye alındığı için bazen hayal alemine kapılabilir küçük kardeş.

Diğer aile bireyleri demişken; Arkasından konuşulan her bir konunun, dedikodunun farkında olmasına rağmen olgunluğundan ve karakterinden ötürü kimselere laf etmez evin büyük abisi. Etmez, ama yeri ve zamanı geldiğinde de öyle laflar söyler ki ‘kılıç’ gibi keskin olur. Kimse farkında değildir, ama birçok konuda hem bilgisi, hem de tecrübesi vardır. En büyük özelliklerinden biri de, dengeleri koruma adına müthiş bir iradeye sahiptirler.

***

Sözde evin en kıymetlisi olan küçük kardeş peki neden bir tek kişiden feyz alır? Sebebi çok açık; Kardeşinin çok kıymetli olduğunu, halden anlayan, okumuş, kültürlü ve anlayışlı abisi anlar da o yüzden. Hiçbir beklentisi olmadan, çıkar gözetmeden, menfaat beklemeden sever ve sahiplenir bu tür ağabeyler kardeşlerini. Küçük kardeşlerin, ağabeyleri tarafından hakkını ödeyemedikleri bazı nasihatleri de vardır.

Örneğin;‘Aynaya bir bak, senden başka kimse var mı?’ Önce küçük kardeş ne demek istediğini anlamaz, abisine de sormaya cesaret de edemez. Zamanla, günler geçtikçe aslında abisinin ne demek istediğini anlar. Kendince abisinin şöyle demek istediğini düşünür; ‘Kimseye güvenme! Senin, senden başka dostun yok.’ Buna benzer nasihatlerin değerini olgunlaşıp, hayattan bazı tecrübeler edinince daha da iyi anlar o küçük kardeş.

Ne yazık ki en müşkül olduğu zamanlarda, en ihtiyaç duyulan dönemlerde büyük abisini yanında göremez ‘evin kıymetlisi’. Gerek mecburiyetten, gerekse hayat şartlarından dolayı hep uzaktadır büyük ağabey. Günümüz teknolojisinde uzaklar gerçekten çok yakın. Akıllı telefonlar, bilgisayarlar sayesinde mesajlaşmalar, görüntülü konuşmalar insanlar arasındaki iletişim sadece bir parmağın ucundadır. Yeter ki istenilsin, yeter ki düşünülsün. Bunun bir bahanesi veya izahatı yoktur. Şöyle bir düşünün lütfen! Gerçekten yürekten, isteyerek, sadece sohbet amaçlı en son ne zaman kardeşinizle, ağabeyinizle konuştunuz? Dertleştiğiniz, kâh güldüğünüz, kâh ağladınız bir telefon konuşmasını en son ne zaman yaptınız?

Ama yine de iletişim araçlarıyla yetinmez küçük kardeş. Bazen öyle durumlar olur ki, yanı başında olmasını ister abisinin. Uzanacak bir el, bakılacak bir çift göz, nasihatlerde bulunacak bir söz ve başını yaslayacak bir omuz arar. Bazen içinde bulunmuş olduğu buhrandan dolayı, yüreğinin derinliklerinden gelen bir sesle ‘Nerdesin be ABİM?’ diyerek iç çeker.

***

Bir elmanın iki yarısı gibidir kardeşlik. Yardıma ihtiyacı olunup, sıkıcasına kenetlenen bağdır o... İşte budur kardeşlik! Birbirimize sıkıca kenetlenip, en kötü anlarımızda yanı başımızdadır kardeşlerimiz. Özellikle evin büyük ağabeyleri bu hissiyatı sahiplenir ve üstüne düşen en önemli görevi yerine getirir. Böyle zor görevleri üstlenen ve bunun üstesinden layığıyla gelen ailemizin büyük ağabeylerine selam olsun…