2020 yılı hepimizin geleceğe karamsar bakmamıza neden oldu. Başta sağlığımız olmak üzere ekonomiye, çevreye, siyasete hatta sosyal hayata oldukça mesafeli yaklaştık. Bir çoğumuz maddi olanaklarımız elverişli olmasına rağmen zorunlu ihtiyaçlarımız dışında harcama yapmamaya özen gösterdik. Bu şekilde davranmamızın temel nedeni salgının önümüzdeki yıllarda da devam edebileceği korkusuydu. Bir takım insanlar tablonun daha ağırlaşacağını özellikle sosyal medya kanallarından hepimize duyurmaya çalıştılar.Sanıyorum bu konuda oldukça başarılı oldular.Sonuç itibariyle istisna bir kaç ülke hariç tüm dünya ekonomilerinde ciddi oranda küçülmeler meydana geldi. Kısaca hepimiz fakirleştik.
Ekonomik faaliyetlerin canlanmasında moral ve motivasyonun son derece önemli olduğu yapılan araştırmalarda ortaya çıkmaktadır. Moral ve motivasyonu düşük olan geleceğe karamsar bakan insanların, ekonomik etkinliklere katılımının yok denecek kadar alt düzeye indiği gözlemlenmektedir. Firmalar yeni yatırımlarını ertelemekte, mevcut faaliyetlerini asgari düzeye indirmektedir. Tüketiciler gelir kaynaklarının yok olacağı korkusuyla ellerindeki parayı harcamaktan kaçınmaktadırlar. Bu durumun abartıya kaçması halinde özellikle esnaf ve küçük işletmelerin iflas ettiği, işsizliğin yükseldiği, devletin vergi gelirlerinin azaldığı bir süreç kendini göstermektedir. Böyle bir tablo hepimizin canını yakmaktadır.
Yazımın yayınlandığı tarihte 2020 yılını tamamlamış olacağız. Bir çoğunuzun gitti de kurtulduk dediğinizi duyar gibiyim. Bu satırların yazarı da aynı duyguları paylaşmaktadır. Ne var ki 2021 yılının 2020 yılından daha iyi olması için öncelikle üzerimize çöken gelecekle ilgili karamsarlıktan kurtulmamız gerekmektedir. Özelikle sosyal medyadaki felaket senaryolarını lütfen paylaşmayalım. Kaynağı ve doğruluğu belli olmayan bu yayınların tek amacının moral ve motivasyonumuzu bozmak olduğunu unutmayalım. Bu duygu ve düşüncelerle 2021 yılının hepimize sağlık, huzur ve mutluluk getirmesini dilerim.