Birinci bölümde...
"Türk mimar ve akademisyen; Türkiye'nin ilk ve tek önemli mimarlık tarihçilerinden "hocaların hocası" Prf.Dr. Doğan Kuban'ın (10 Nisan 1926 Paris / 22 Eylül 2021 İstanbul) ülkedeki bozulmanın nedenlerini ortaya koyan, her zaman okunacak bir başucu yazısı" diyerek başlamış ve,
"Eskiden, atlı Bozkır Göçerleri yağma yaparak yaşarlardı.
Fethettikleri toprakları yağma ederler, halkı esir alırlardı.
Biz d kendi kentlerimizi yağma ediyoruz.
Atlı bozkır göçerleriyle atsız göçerlerin yağması arasında pek bir şey değişmedi.
Kentlerimizi yağmalarken içine de kendimizi hapsediyoruz.
Özetlersek;Türkiye cehaletiyle övünen bir ülke" diyerek noktalamıştık.
Türkiye tarihi hastalığı olan cehaletle ve yolsuzlukla savaşıyor.
Bu savaşı halk, kendine karşı yapıyor.
İster kadınları boğazlamak, ister tarihi ve doğal çevreyi yok etmek, ister ağaç kesmek, ister hırsızlık yapmak, ister tarih bilmeden onunla övünmek, ister dindar olmadan dini istismar etmek, hepsi cehalete dayalıdır.
Bürokrasinin cahiller elinde toplanması, hastalık alametidir.
Çağdaş hiç bir ülke cahil kadrolarla idare edilemez.
Eğitimin her düzeyde çökmesi hastalıktır.
Düşünenler çoğalmadı ve biz bundan utanmıyoruz.
Her şeyden önce,ölüleri, cenazeleri, camileri, AVM'leri, borsaları, gökdelenleri, yolları,sarayları, otomobilleri düşünüyoruz.
Planlama yok.
Çünkü planlama yapacak adam iş başına getirilmiyor.
Önce yağma yapılıyor,sonra plan yapılıyor.
Birisi oy almak istiyor, öbürü ev sahibi olmak istiyor.
Bu ikisi birbiriyle çok iyi anlaşıyor.
Türkiye'de felsefe olmadığı için, eleştiri kavramı gelişmedi.
Az gelişmiş toplumda eleştiri yaptığın zaman, küfür etmiş sayılıyorsun.
Türkiye Cumhuriyeti,İslam toplumları tarihinde gerçekleştirilen en büyük uygarlık projesidir.
Yirminci yüzyılın en büyük toplumsal devrimi, Türk Devrimi'dir.
Şimdilerde ise malesef, islam toplumlarının çağdaş Dünya ile sürüp giden uyuşmazlığı Türkiye'ye de bulaştırıldı.
Atatürk "Benim tek mirasım akıl ve bilimsel düşüncedir" demiş.
Hiç bir devlet adamı veya devlet kurucusu böyle bir şey söylememiş.
Türk aydını, Amerikan sömürgeciliği ve kırsal kültür tarafından esir alındı.
Olan bitenler, ahlaki ve entellektüel bir iflastır.
Aydınlar doğrudan katılmıyor olsalar da toplumu saran ahlaki çöküntüyü,sanki normal bir olguymuş gibi izlemekle yetinerek,onu hoş göstererek bu suça ortak oluyorlar.
Oysa bu toplumda; hangi koşullarda olursa olsun, insanlık için düşünüp, çalışacak çok insan olduğunu Kurtuluş Savaşı'nda öğrendik.
Günümüzd e de varlıkllarıyla geleceği hazırlayan milyonlar var.
Sesleri az ya da çok çıkabilir, düşünceleri bulanık olabilir ama çağdaş Dünya'nın ortaklarıdır bunlar.
Bu ülkenin
Dünya'yla er geç buluşacağı tek yol, çağdaş uygarlık yoludur.
Ve hocanın imzası.
Prf.Dr. Doğan Kuban