Şehirler de insanlar gibidir, hayalleriyle hayata tutunurlar...

Adana, şehir olarak bugün belki olması gereken yerde değil ama bu, yarın istediği yere gelmeyeceği anlamına gelmez.

Ne kadar çalışır, azmeder, inanır ve o yolda yılmadan yürürseniz, yoksulluk ve geri kalmışlık sizin kaderiniz olmaktan çıkar.

Şehrimizin gelişmesiyle ilgili zaman, zaman eleştirilerde bulunuruz. Bu eleştirileri de genelde belediye başkanları üzerinden veya Adana milletvekilleri üzerinden yaparız. Suç hep mi onların, başkasının suçu yok mu şehrimizin gelişmemesinde?

-Seyhan Baraj Gölü ve Seyhan Nehri Adana’nın deniz görünümlü bir şehir olmasını sağlıyor. Doğal olarak da Seyhan Nehri ve Seyhan Baraj Gölü, Adana’nın eşine ender rastlanabilecek güzellikte bir kent olmasına büyük katkı sağlıyor.

-Baraj Çamlığı: Şehrin içerisinde olan o güzelim yeşil alan, görenlerin içini acıtıyordur muhtemelen. 50’li yaşların üzerinde olanlar, gençliğe adım attıkları dönem o bölgeyi bilirler. Tek mesire alanıydı orası, o dönemler de Adanalılar Baraj Çamlığına gider. Mangalını yakar, çayını demler o güzelim çam kokularını içine çekerdi.

Şu ana döner isek, oturulacak masalar kırık, yol berbat, çeşmeler kırık, alt yapı yok, üst yapı yok, ıssız, bakımsız, insana güven vermiyor. Hapçıların, bağımlıların yeri olmuş.

Aynı şekil de Seyhan Baraj Gölü’nün çehresi, Menderes Adası derme çatma gecekondular oluşmuş birçok işgal.

Seyhan Nehri, Venedik’e rakip olacak güzellikte!

Ama orası da ne yazık ki içler acısı.

Bunun tek suçlusu Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar mı? Hayır tabi ki.

Bu yazdığım alanların çehresinin gelişmesine kör bakan DSİ’yi unutmayalım.

Bu alanların gelişmesinde, yatırım yapılmasında DSİ’nin izin vermesi gerekiyor. Yoksa belediye başkanları hiçbir şey yapamaz.

Biz genelde yazılarımızda neden birlik, beraberlikten bahsediyoruz. Tam da bu konular için.

Birlik beraberlik olmadığı sürece, bu kör bakış olduğu sürece, gelişmek ne yazık ki zor.